Sakurayı dolu vurdu…

Yayın Tarihi 29 Nisan 2014

“Ben Yiğitler’e gidiyorum” dedi Hasan otomobile binmeden önce, derken yolda konuştuk, oto tamir- akü atölyesi vardı Yiğitler’de, kiraz bahçesi de varmış 6 dönüm. Arabadan inerken “bu yılki kirazların benden ağbi” dedi, Kemalpaşa’dan yoldan almıştım Hasan’ı.

Dün Kemalpaşa’da dolu yağdığını öğrenince “gitti Hasan’ın kirazları” diye düşündüm. Ben kiraz istememiştim, yolda kalanları gönüllü arabama aldığımı, karşılık beklemediğimi söylemiştim ama o ısrarla telefonumu aldıydı.

 

* * *

 

Bağyurdu’nda mükemmel bir Sakura akşamı.

Zübeyde kiraz bahçesinin en uzak köşesine, masayı kurdu. Özgen Seçkin nevaleleri taşırken belki de bir şiirin içinden geçiyordu.

Zübeyde “iyi ki geldin, üç yıldır çiftlikteyiz daha bir gün bile burada kiraz ağaçlarının altında çiçek kokuları arasında, Sakuranın tam ortasında gün batarken yemek yememiş, sohbet etmemiştik” dedi.

Ben gün ağarmadan kiraz çiçekleri arasında selfiemi çekiyordum, resimde görüldüğü gibi.

 

* * *

Kemalpaşa’da kiraz çiçeklerinin açtığı, çiçek yapraklarını döktüğü ve Japonya’daki gibi toprağı pembe beyaz çiçekyaprağı kapladığı bir festival yapılmasını önerecektim ki, dolu vurdu.

“Saçlarım acıdı çünkü yoldu durmadan

Bilincim acıdı çünkü kırpılıp daraltılıyordu,

Acıdı canım ecelsiz, kör bir fırtınaya çarpmıştı

Artık benim kadar kim inanabilirdi

Her an kopacak bir fırtına

Şimdi kar tadında o aşkın yalnızlığı” (Ö.S)

 

* * *

 

Özgen Seçkin kaç şiir yazdı burada, kiraz ağaçlarından düşen çiçeklerin altında, saçlarındaki beyazlıkları merak ederek, kar mı çiçek mi diyerek.

Zübeyde Keskin kaç öykü, kaç roman tasarladı, kaç yaz sözleri yazdı, kaç bir tutkunun öyküsünü yazdı.

Bazen ben de kaçıp bir yerlere, yazayım istiyorum, durmadan, durmadan yazayım, kendimden kaçayım, herkesten ve her şeyden kaçayım, beni sadece çiçekler ve arılar bilsin, karıncalar ve tarlafareleri.

Kiraz çiçeklerini dolu vuruyor. Hasan “ağbi bu yıl kirazların benden” diyor. Ben kaçamıyorum, ne kendimden, ne senden ne tarihten. Ah bir de şu bıçak kesiğinden ala kağıt kesiği olmasa Özgen Seçkin’in:

“Acılı bir kuşak bırakıyoruz

ve cepleri sorgu dolu

…inceden sürekli bir sızı şuramda

benimkisi iyileşmeyen

kağıt kesiği baba…”