Şahsi ve mahalli tembihler

Yayın Tarihi 14 Ekim 2019

Bu yıl beşincisi organize edilen "UNESCO Dünya Mirası Yolunda Bisiklet Turu” geçtiğimiz günlerde gerçekleştrildi. İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu desteği, Bergama ve Selçuk belediyeleri iş birliğiyle düzenlenen tur, bu yıl ikisi de “dünya mirası” listesinde olan Bergama ve Selçuk’ta aynı anda başlatıldı.

Bu yıl beşincisi organize edilen "UNESCO Dünya Mirası Yolunda Bisiklet Turu” geçtiğimiz günlerde gerçekleştrildi. İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu desteği, Bergama ve Selçuk belediyeleri iş birliğiyle düzenlenen tur, bu yıl ikisi de “dünya mirası” listesinde olan Bergama ve Selçuk’ta aynı anda başlatıldı. 

Selçuk'tan başlayan seferde ayağına genellikle “kuşlu gömleği” ile kombin yaparak çöp toplarken giydiği potini giyen, başına da Rotschildler ile yarışacak kadar lüks, ekose dalgalı pahalı bir kask takan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e tavsiyem, bisiklet sürerken, fotoğrafçılara poz verirdiği görüntüdeki gibi ellerini asla gidondan ayırmaması. Tehlikeli bir şey bu çünkü. 

Düşebilir.
Kendisi İzmir’e lazım.

Böyle tembih edince başka şeyler de aklıma geldi...

Hep büyük, kocaman kocaman projeler ile ilgili şeyler yazacak değilim, bizi yöneten adamların dev ellerinin sığamayacağı küçük şeyler konusunda da yazabilirim yani; işte bir kaçı:

İzmir Büyükşehir Belediyesi binamızın Başkanlık giriş kapısı üzerindeki çelik konstrüksiyon yer yer küflenmiş, hem "heyet ağırlama" fotoğraflarında çok kötü görünüyor, hem de biraz daha küflenirse belki tehlike oluşturabilir; bana kalırsa şöyle bir elden geçirilse iyi olur! 

APİKAM (Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi)'ın Şair Eşref Bulvarı'na bakan ön cephesinin camları ara sıra silinse ne güzel olur; ne de olsa orası bir Kent Müzesi.

İzmir Metrosu'nun bazı istasyonlarında sergilenen antik sütun ve sütun başlarının üzerinde durduğu kaide içler acısı halde. Metro inşaatı sırasında bulunan kalıntıların konduğu beyaz zemin, elbette yıllarca hiç dokunulmadığı için, "toz deryası" haline gelmiş ve tam bir "sinek mezarlığı" görünümünde. Tamam, tarihi sevmiyoruz, belli, ama hani şu Çin malı elektrikli el süpürgeleri var ya, onlarla bile olur yani benim söylemek istediğim şey! 

Engelli yurttaşlarımız için "kılavuz" görevini üstlenen yerdeki plastik sarı hatlarda yer yer kopmalar ve yapıştığı zeminden ayrılmalar var; bu haliyle bırakın engelli kardeşlerimize yardımcı olmayı adeta birer "çelme takan tuzak" haline dönüşmüş durumdalar... Hiç fazla söze gerek yok; bir an önce elden geçirilmeleri lazım.

Bugünlük de bu kadar...
Tatlı şeyleri de, ekşi şeyleri de yazmaya devam edeceğim.