Sabahattin Ali - İçimizdeki şeytan

Yayın Tarihi 17 Temmuz 2021

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir Sabahattin Ali. Öykü, roman, şiir gibi bir çok dalda eserler bıraksa da bir çoğumuz için romanları bir tık daha öndedir sanırım.

Kürk Mantolu Modanna, Kuyucaklı Yusuf ‘tan sonra Sabahattin Ali’nin okuduğum üçüncü eseri oldu içimizdeki Şeytan.

Sizde benim gibi Kuyucaklı Yusuf’tan sonra içimizdeki şeytanı okuduysanız; iki kitabı da Sabahattin Ali’nin yazdığına inanmakta güçlük çekenlerden olabilirsiniz. Kuyucaklı Yusuf’ta olay ne kadar fazla ise İçimizdeki Şeytan eserinde o kadar azdır çünkü. Hatta Balıkesir’den eğitim için akrabalarının yanına gelen genç bir kızın akrabalarıyla anlaşamaması sonucu sevdiği adama sığınması olarak iki cümlede çok çok yüzeysel olarak özetlenebilir kitap. Tabi ki olayın az olması sizi yanıltmasın, kitap ta olay az olabilir ama dönemin toplumsal sorunlarına eleştiri , sosyal sınıflar arasında ki çarpık ilişkileri kınama , devlet sisteminin düzensiz işleyişine gönderme ve karakter duygu tahlili oldukça fazla.

Kitapta ki kahramanlar bol bol iç muhasebe yapmışlar, bol bol düşünmüşler; ölçmüşler, biçmişler, eleştirmişler ama iradelerine hakim olamadıkları tüm eylemleri gerçekleştirmekten geri kalmayıp, iradelerine hakim olamayışlarının sebebini şeytandan bilmişler.

Kitabı okurken aklıma sık sık “İnsan bile bile kötülük yapmaz” diyen Sokrates’in ahlak yaklaşımı geldi. Kitabı okuyan herkesin fark edeceği üzere Sabahattin Ali’nin Sokrates gibi düşünmediği ortadaydı. Çünkü kitaba doğruyu bilip, yanlışı yapmanın çaresizliği o kadar sinmişti ki acaba Sabahattin Ali bu eseri şeytana uyup mu yazdı diye düşünmeden edemedim. Aksi halde neden Hüseyin Nihal Atsız ana karakterlerden Nihat’ı üstüne alınıp, tepki göstersin ki diye düşündüm.

Kitap, okuduğum Sabahattin Ali eserlerinden en sevdiğim oldu. Yazarın ustalığı ile tüm karakterlerin duygu analizleri bana bire bir geçti. Hikaye düşündürdü, sorgulattı ve en sonunda şaşırttı. Kitap sever herkese naçizane tavsiyemdir.

Daha fazla kitap yorumu için instagram: @benimkitapligim9 sayfasını takip edebiliriniz. Sevgiyle kalın.

F.G HAGHENBECK-FRİDA’NIN GİZLİ DEFTERİ

Merhaba sevgili kitap dostları,

İyi ki okumuşum dediğim bir kitap var bu gün değerlendirmemde. Yirminci yüzyıl popüler kültür ikonlarından Frida Kahlo biyografisi.

Görünen yüzüyle sansasyonel hayatı ve politik görüşleriyle adından oldukça söz ettirmiş sürrealist bir ressam. Görünmeyen yüzüyle aşk, sevgi bağlılık olduğu kadar yalnızlık, acı ve hayal kırıklığı dolu, bir hayatın hikayesi.

Güçlü, bağımsız, hem feminen hem maskülen tarzı ile güzellik algısını baştan yazan, resimleriyle yaşadığı dönem ve akımlarına baş kaldıracak kadar maceracı ve güçlü kişiliğinin altında her an kırılmaya hazır saf kalbi; geçirdiği onca kaza ve hastalığa karşın her seferinde kendini toplamasını bilen narin vücudu ve tekrar tekrar hayata bağlanmayı bilen inatçı kişiliği ile tam bir tezatlar kadını o.

Hayatının yüzde yetmişini kapladığını düşündüğüm, bağımlılık derecesinde ki aşkı ve eşi ressam Diego Rivera, Frida’ nın hayatına olduğu kadar ressamlık kariyerine de etki etmiş. Sanırım bu yüzden Frida’ yı sürrealist olarak tanımlayan sanat çevrelerine “Ben hiç rüyalarımın resmini yapmadım, kendi gerçekliğinin resmini yaptım” diyerek hayatını resmettiğini anlatmıştır. ”Bildiğim tek şey şu ki, resim yapıyorum çünkü buna ihtiyacım var” diyen Frida, çoğu kez çapkın ruhuna teslim olan eşi ve büyük aşkı Diego ’nun yarattığı yalnızlık hissini tuvallerine yansıtarak, tuvali sanki bir ayna gibi kullanmıştır. Hissettiği yalnızlık hissinden bu şekilde kurtulabildi mi bilinmez ama Frida’yı ikon yapan sanırım hayatının olumlu ve olumsuz tüm renklerini kabul edip, tuvale olduğu gibi yalın yansıtabilmesi olmuş.

Bu kadar aşk, acı, hayal kırıklığına rağmen, hayatında Diego olmasa Frida yukarıda anlattığım Frida olur muydu bilinmez ama, ister ikon olun ister idol, eğer bu hayatta kadınsanız; hangi yüzyıl ve şartlarda yaşıyorsanız yaşayın kadın rolüne yüklenen anlam ve gerçekleştirilmesi beklenen görevlerden kaçışınız olmuyor.

Frida’nın biyografisi, güçlü bir kadın daha tanımak istiyorum diyen herkes için naçizane tavsiyemdir.