Rüzgara karşı yürüyen...

Yayın Tarihi 03 Haziran 2014

İzmir'in tatlı dili Sancar Maruflu “O hiç bir zaman için rüzgarı arkasına almadı, hep rüzgara karşı yürüdü” dedi Nazım Hikmet Ran'ı anlatırken.

Dün gece yarısı TRT’de Nazım Hikmet belgeseli vardı. “Ve merhaba kainat” başlıklı belgeselde Moskova'da Nazım Hikmet'in mezar taşındaki yontuyu yapan heykeltıraş da aynı imgeyi anlattı.

Nazım rüzgara karşı yürüyen adam tablosunu çok beğenirmiş, bu nedenle ve Nazım'ın yaşamına da uygun olduğundan mezar taşına bu yontuyu yapmış.

 

* * *

Hayatta her şeyin bir nedeni var. Bazen anlamsız gibi görünenin de basit ama derin anlamı olabiliyor.

Mesela neden Nazım Hikmet'in soyadı Ran.

Ran'ın anlamı ne?

Yok. Ran'ın bir anlamı yok. Ama bu soyadının alınmasının anlamı var. Dünyada ve Türkiye'de faşizmin yükseldiği yıllar. Soyadı kanunu çıkmış ve birçok kişi soyadı olarak Kan soyadını alıyor. Nazım Hikmet de Kan'a inat Ran olsun diyor. Rady Fish “Nazım'ın çilesi” kitabında böyle anlatıyor.

Faşizm ‘kan’la beslenir. Kan akıtır ve devamını sağlamaya çalışır, bir gün döktüğü kanda boğulana kadar.

 

* * *

 

İzmir Fuarı’ndaki Nazım Hikmet heykeli önündeki anmada sanatçı Haluk Işık, TÜSAK adlı bir kurumun hazırlıklarının yapıldığını ve bunun sanata darbe olduğunu söyledi.

Türkiye Sanat Kurumu adlı kuruluş üyelerini Cumhurbaşkanı ve hükümet belirleyecekmiş. Böylece Türkiye’deki bütün sanat faaliyetleri bu kurula bırakılmış oluyor. Akıl alacak gibi değil. Bu çağda sanatı bir kaç kişinin tekeline bırakmak, onların geç dediğine geç, kal dediğine kal demek mümkün mü?

Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan Kış Uykusu filmi ile Altın Palmiye Ödülü’nü aldı. Altın Palmiye’yi daha önce de Yılmaz Güney, ‘Yol’ filmi ile almıştı. Cannes'da İran sinemasının önemli sanatçılarından Leyla Hatemi tören sırasında bir erkek sanatçı ile tokalaşıp yanak yanağa öpüştüğü için-hemen her gün hepimizin bir tanıdığa rastladığımızda selamlaşmak faslından onlarca kez yaptığı gibi öpüştüğü için- 50 kırbaç cezası aldı. Hukukta birçok gelişmenin öncüsü büyüğüm avukat Senih Özay bu konuya dikkat çekti ve sanatçı ile dayanışma çağrısı yaptı.

TÜSAK ile acaba sanatçılara kırbaç mı öngörülüyor, diye düşünmeden edemedim. Şimdi hemen biz de kırbaç cezası olmaz, abartıyorsun, demeyin.

Sanatçıya kırbaç illa derebeyin atlarına vurduğunda şakırdattığı fiziksel kırbaç olmayabilir. Sanatçının üretimini yaparken hayali kırbaç ile de onu korkutup, etkileyip denetleyebilirsiniz. TÜSAK sanatçılar üzerinde bir hayalet kırbaç olmasın, diyedir yazıyorum.

6 Haziran'da Ankara'da “Sanatçılar Kurultayı” yapılacak. Sanatı cendereye alacak olan sanat kurumu kanun tasarısına karşı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Metin Feyzioğlu da konuşacak.

 

* * *

 

Nazım Hikmet ile şiirleri dışında tanışmadım. Ama Nazım'ın son aşkı Vera ile tanıştım. Onunla İstanbul Kitap Fuarı’nda merhum sevgili Halit Çelenk ile aynı imza gününü paylaşmanın, sohbet etmenin mutluluğuna eriştim.

Gazeteci arkadaşım Hasan Tahsin Kocabaş'tan bir anekdot yazayım. Önceki dönem MHP'den büyükşehir belediye başkan adaylığında gençlere Nazım Hikmet'in “Davet” şiirini okuyor: "Dörtnala gelip uzak Asyadan/ Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan/Bu memleket bizim"

Tabii şairin adını söylemiyor. “Nasıl beğendiniz mi?” diye soruyor. Gençler alkışlıyor. "Bakın gençler beğendiğiniz bu şiir Nazım Hikmet'in" diyor. Gençler şaşırıyor ama artık onların yüreklerine Nazım sevgisi bir kez girmiş oluyor.

 

* * *

Nazım Hikmet düşünceleri yüzünden uzun yıllar cezaevinde tutuldu. Türkiye ve dünyada açık bir hapishaneye dönüşme tehlikesi altında. Biz yine de Rüzgara Karşı Yürüyen Adam- Nazım Hikmet Ran gibi umudu dirençte gösteren dizelerle “Hapiste yatacak olana öğütler” şiiri ile seslenelim:

“Yani içerde on yıl, on beş yıl

daha fazlası hatta

geçirilmez değil

geçirilir

kararmasın yeter ki

sol memenin altındaki cevahir”.