Rekabet gücü ve girişimcilik

Yayın Tarihi 02 Aralık 2020

Rekabet gücü ve girişimcilik

Uluslararası rekabet gücü, her ne kadar makro ekonomik açıdan ülkelerin rekabet gücünü belirleyen bir gösterge olarak bilinse de aslında mikro ekonomik üretici birimlerin uluslararası piyasada rekabet yönünden üstünlüklerini karşılaştırmalı olarak ortaya koyan bir kavramdır.

Firma düzeyinde rekabet gücü, herhangi bir firmanın ulusal ya da küresel piyasalarda rakiplerine kıyasla düşük maliyette üretimde bulunabilme, ürünün kalitesi, sunulan hizmet ve ürünün çekiciliği gibi unsurlar açısından rakiplerine denk veya daha üstün bir durumda olma, ayrıca yenilik ve icat yapabilme yeteneğidir.

Endüstriyel rekabet gücü, bir endüstrinin rakiplerine eşit ya da daha üst düzeyde bir verimlilik düzeyine ulaşması ve bu düzeyi sürdürme yeteneği ya da rakiplerine kıyasla eşit ya da daha düşük maliyette ürün üretme veya satma yeteneğidir.
Ulusal (Uluslararası) düzeyde rekabet gücü ise “Bir ülkenin, serbest ve adil piyasa koşulları altında, bir yandan uzun vadede halkının reel gelirini artırırken; öte yandan, uluslararası piyasaların koşullarına ve standartlarına uygun mal ve hizmetleri üretebilme yeteneğidir”.
Küreselleşme ile birlikte yaşanan bu hızlı gelişim ve değişim, ülkeler ve işletmeler arasında yoğun bir rekabet ortamı yaratmıştır. Bu rekabet ortamını kendi lehlerine çevirebilenler, girişimcilik güçlerini ve potansiyellerini kullanabilen ülkeler ve işletmelerdir.

Günümüzde küreselleşmenin etkisiyle artık ticaret ulusal sınırların dışında uluslararası bir boyut kazanmıştır. Uluslararası pazarlarda işletmelerin üretim biçimleri, yönetim şekilleri ve müşteri profillerinde sürekli değişiklikler yaşanmaktadır. Bu durum işletmeleri yeni girişimler yapmaya veya sürekli kendilerini yenilemeye mecbur etmektedir.

21. yüzyıl bilgi toplumunda, değişen toplumsal yapıyla birlikte, yönetim ve girişim usulleri de değişmektedir. Bunun temel nedeni, bilgi toplumunun girdisi olan bilginin, insan tarafından üretilip yönlendirilmesidir. Bu değişim insanı sosyoekonomik yapının merkezine taşımıştır. Dolayısıyla bilgi toplumu girişimcisinin kendine has özellikleri bulunmaktadır.

MELEK SERMAYENİN ÖNEMİ
Birçok şirket veya girişimci, iş fikirlerini hayata geçirebilmek için yüksek meblağlarda sermayeye ihtiyaç duymaktadır. Melek sermaye, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu bu sermayeyi karşılamak ve finansman desteği ararken karşılaştıkları sorunları çözebilmek için kullandıkları alternatif bir yatırım türüdür. Melek yatırımın finansal sorunların üstesinden gelmek için kullanılan diğer yatırım türlerinden en ayırt edici özelliği ise teknoloji üreten firmalara ve henüz yolun başındaki girişimcilere destek sağlamasıdır.

Melek yatırımın işleyişi, iş fikrine sahip bir girişimcinin, yatırımcıyı tanıyan bir referans bularak yatırımcıya projesini sunabilmesiyle başlar. Yatırımcılar projelerin risk ve getiri düzeylerini araştırarak, yatırımı kabul edip etmeyeceklerine karar verirler. Kabul edilen yatırımlar, belli bir oranda alınan hisse karşılığında finansman ve rehberlik desteği görürler.

Melek sermayenin bir başka önemli özelliği ise finansman desteğinin yanında bilgi ve tecrübe desteği de sağlamasıdır. Finansman sorunu olmayan birçok projenin bilgi eksikliğinden dolayı başarıya ulaşamadığını görmek mümkündür. Melek Yatırımcılar genellikle yatırım yaptıkları işlerde tecrübelidirler. Bu tecrübelerini yatırım yaptıkları işlerde kullanmak isterler. Bu sayede, melek sermaye desteği ile yeni kurulmuş veya büyüme aşamasına geçmiş bir işletme tecrübesizlik ve bilgisizlik kaygısı taşımayabilir.
Günümüzde her geçen gün daha fazla önem kazanmaya başlayan melek sermaye, ülke ekonomileri için büyük önem taşıyan KOBİ’lerin büyümelerine en çok katkı sağlayan yöntemlerin başında gelir. Ayrıca, melek yatırımcılar yeni kurulmuş ve büyümeye çalışan şirketleri destekleyerek, bu ülkelerdeki işsizlik oranının büyük ölçüde düşmesine neden olurlar.