“Proje Okul” isyanı devam ediyor…

Yayın Tarihi 19 Ekim 2016

Milli Eğitim’de norm kadro ve ihtiyaç fazlası öğretmenlere yönelik atamaların bu yıl uygulanmasıyla birlikte birçok öğretmen farklı okullara atandı.

“Karanlığa sırtımızı dönelim” kampanyasına katılan İstanbul Erkek, Galatasaray, Vefa, BAL gibi liselerde görevli öğretmenler de “norm fazlası” gerekçesiyle okullarından gönderildi.

Öğretmenler ve müdürlerin her birinin özel sınavlarla seçildiği bu okullara yapılacak atamalar için tek yetkili ise Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı oldu. 

Bu arada Türkiye'nin en başarılı olarak görülen liselerinin de aralarında bulunduğu 155 okulda yapılan öğretmen değişiklikleri, liselerin öğrencileri tarafından çeşitli illerde düzenlenen eylemlerle protesto ediliyor.

Tüm bu gelişmelerin ardından kamu vicdanının yaralı olduğunu belirtmek isterim.

Toplumda başarılarıyla göze batan okulların seçildiği izlenimi hakim.

Türkiye’nin bu güzide okullarında görevli öğretmen ve idarecilerin dağıtılarak 'değiştirme' ve ‘dönüştürme’ planının uygulandığı ve tek tip bireyler yetiştirmek amacı taşıdığına inanılıyor.

Bir vatandaş olarak benim de kafama takılan sorular yok değil…

Mesala Milli Eğitim Bakanlığı aşağıda sorduğum ve birçok insanın da merak ettiği bu soruları internet sitesinden cevaplasa az da olsa kamu vicdanını rahatlatsa kötü mü olur diye düşünmeden edemiyorum.

Mesela bahse konu “Proje okulları” nedir?

Bu uygulamanın amacı ve bilimsel dayanağı var mıdır?

Proje kapsamına alınan okullar hangi somut kriterlere göre belirlenmektedir?

Proje okulu olarak belirlenen okullarda görevden alınan öğretmenler ile proje okullarına atanan öğretmenler hangi somut kriterlere göre belirlenmektedir?

Görevden alınan veya yeni atanan öğretmenler hangi yetkililer tarafından belirlenmiştir?

Görevden alınan öğretmenlere uygulanan başarısızlık kriteri nedir?

Birçok öğretmenin yer değiştirmesi eğitim sisteminde aksaklıklara sebebiyet verip, eğitim kalitesinin düşmesine neden olmuş, görevden alınan birçok öğretmen mağdur olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı mağduriyetlerin giderilmesi için bir çalışma yapmakta mıdır?

İşte tüm bu sorular öğrecilerin, öğretmenlerin, velilerin aklını karıştırmakta ve ‘Ben yaptım, oldu’ dayatması işi sıkıntılı boyutlara getirmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı geleceğin Türkiye’sini oluşturmada etkin bir rol üstlendiğinden gerçek iletişimin ancak diyalogla mümkün olabileceğini unutmamalı ve bu soruları cevaplandırmalıdır.

Bilinmeli ki ülkelerin gelişmesi ancak doğru ve kaliteli bir eğitim modeliyle mümkündür.