Pandemi'de davranışsal bağımlılıklar arttı mı?

Yayın Tarihi 12 Mayıs 2021

Pandemi süreciyle birlikte evlerde kalınan sürenin artması, bağımlılıklar açısından pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Bu dönemde yardım arayışı ve başvuru oranların da artış gözlemlendi.

 

Uzun süre evden çıkamama sonucunda insanlar sıkılma, iş yapamama veya bir şeyleri yakınlarıyla paylaşamama sebebiyle problemler yaşayabiliyorlar. Bu durumda da farklı davranışlara yönelerek can sıkıntılarını ve kaygılarını bu şekilde çözme eğiliminde olabiliyorlar.

 

Oyun, teknoloji, alışveriş gibi birçok türü bulunan davranışsal bağımlılıklarda kişinin (bir madde olmadan) belirli bir davranışı gerçekleştirerek beynindeki ödül-haz mekanizmasını aktive ettiği ve zaman içinde bağımlılığının geliştiği bilinmektedir.

 

Davranışsal bağımlılığın pek çok belirtisi bulunmaktadır. En çok gözlenen belirtileri arasında ise davranışı sürekli yapma ihtiyacı, davranışa planlanandan daha sık ve uzun süre devam etmek, zamanın çoğunu o davranışla meşgul olarak geçirmek, davranışı kontrol etme, bırakma veya azaltma konusunda başarısız girişimler, iş, aile veya okulda olumsuz sonuçlar, aynı etkiyi alabilmek için davranışın miktarını ve sıklığını arttırmak, davranış yapılmadığında huzursuz, gergin ve sıkıntılı hissetmek yer alıyor. İnternet kullanımı, alışveriş ya da oyun oynama davranışı sosyal ve ekonomik anlamda işlevselliği bozmaya başladıysa kişinin mutlaka uzman desteği alması gerekiyor. Ayrıca bireylerin evde hareket etmeleri, farklı ilgi alanlarına yönelerek ekrandan uzak kalmanın yollarını aramaları ve kaygılarıyla başa çıkamadıklarında destek almaları, bağımlılıklardan korunmaları açısından önem taşıyor. Bu süreçte, teknolojik cihaz kullanımı sınırlanmalı ve çeşitli hobiler edinilmelidir. Telefonda geçirilen süreyi ölçmek için kullanılan uygulamalar da faydalı olacaktır.

 

Davranışsal bağımlılıklarda, hareketsiz yaşamı tercih eden, arkadaş edinme ve iletişim kurma becerileri az olan, aile bireyleriyle sağlıklı iletişimi olmayan, hayatında kaliteli vakit geçirebileceği aktiviteler bulunmayan, sosyal ilişkilerinde kendini ifade etmekte sıkıntı yaşayanların daha fazla risk altında olduğunu da söyleyebiliriz.

 

Ailelerin sahip olduğu her türlü bağımlı davranış örüntüsü, çocuklar tarafından kopyalandığı, bu sebeple çocukların evde kaldığı bu süreçte ailelerin, davranışlarına her zamankinden daha fazla özen göstermesi gerekir.

Çocukların ekran başında geçirdikleri süre ve ilgilendikleri içeriklerin kontrol edilmesi büyük önem arz ediyor. Çocukların interneti yararlı şekilde kullanmaları sağlanmalı çünkü bu nesil görerek ve duyarak daha iyi öğreniyor, bu öğrenme de daha kalıcı oluyor. Erken yaşta sağlıklı yaşamı öğrettiğimizde bu kalıcılık yaşam boyu devam ediyor ve bir yaşam şekline dönüşüyor.