Ölüm de var!

Yayın Tarihi 30 Mayıs 2018

Ölüm de var!

Birçok kişiye "Ölüm nedir?” diye sorsak herhalde büyük çoğunluk “Hayat işte, bügün varız, yarın yokuz” der. 
Peki ya sonra?
Ölüm mü tek gerçeklik?
Çok yakın, fazla uzak. Ya da Tanrı gibi, güneş gibi, aşk gibi… dersek tanımlayabilir miyiz ölümü?
Bu soruyu ilk kez en yakınımı kaybettiğimde sordum kendime?
Büyükannemin vefatında, yaşlı bir kadıncağız demişti: “Öbür taraf daha eğlenceli olmaya başladı, herkes birer birer orada toplanıyor” diye…
Birden yüreğime bir ferahlık çökmüştü. Büyükannem yalnızlığa gitmiyordu, ötekilerin yanına gidiyordu, söyleyip gülecekler, eğleneceklerdi… 
Acıyı, kasveti ve hüznü henüz kaldıramayan yüreğim için bir avuntuydu bu… 
Oysa ki avunmanın, acıyı bastırmanın, hüzünlerden sıyrılmaya çalışmanın ötesinde, özlemi ve yalnızlığı daha şiddetli hissedeceğimi bana hiç söyleyen olmamıştı.
Sonradan anladım ki ölümün bana çağrıştırdığı yalnızlık, gidenlerin yalnızlığı değil, biz geride kalanların ıssızlığıydı.
O kadar çok arıyordum, arıyorduk ki gidenleri…
Ahh ölüm ahh!!!
En imkansız özlemsin sen; dokunulamayan, paylaşılamayan, alışılmayan…
Geriye  gülümsemeleri, resimleri, anıları, anlata anlata bitiremeyeceğimiz hikayeleri bırakıyor, neşenin sesini kısıyorsun sen…
Keyifler azalıyor her bir sevdiğimizi yanına aldıkça sen…
Yaş ilerledikçe de yanındakilerin o çabuklukta kaçıp gitmesinden korkuyorsun.
Tekrarlanacak hüzünlerin yaşanması yalnızlaştırıyor belki de…
 Yetkin Dikinciler’in sosyal medyadaki ‘Hayat ve Sadakat’ adlı videosunda, Dikinciler’in edebiyatçı arkadaşından ödünç aldığı söz aklıma geliyor.
“Bir hırkadır giydiğimiz; başkalarının çıkardığı”
Gerçekten de öyle…
Kimler gelip geçti adına hayat denen deryadan…
Dedelerimiz vardı, hatta hiç tanımadığımız onların da dedeleri…
Onların çıkardığı hırkalar var halen üzerimizde.
Zamanı gelecek, bizden sonrakiler giyecek bu hırkaları ve yine hayat devam edecek elbet… 
Yaşayıp gidiyoruz işte bu deryada…
Yaşam zaten günün bir yerinde, bir saatinde ölümü beklemek değil mi?
Hayat böyle!
Bügün varız…
Peki ya yarın?