Öğrenemediler gitti!

Yayın Tarihi 06 Ekim 2020

Sözcüklerin doğru söylenmesi, kavramların doğru anlatılması ve konuların düzgün bir biçimde dile getirilmesi mesleğim gereği edindiğim, hayati derecede önemli bulduğum için üzerinde çok durduğum ve bazen (çevremdekiler başta olmak üzere) başka insanlara da aktarmakla onur duyduğum şeyler…

Sözcüklerin doğru söylenmesi, kavramların doğru anlatılması ve konuların düzgün bir biçimde dile getirilmesi mesleğim gereği edindiğim, hayati derecede önemli bulduğum için üzerinde çok durduğum ve bazen (çevremdekiler başta olmak üzere) başka insanlara da aktarmakla onur duyduğum şeyler…

 

Allah kısmet etti, bunları bazı üniversitelerde öğrencilere anlatma fırsatı da buldum; bir söyleşimizin ardından, bir hocanın “Doğan Bey, ben bu anfiyi hiç bu kadar hareketli görmemiştim” demesi ömrümde duyduğum en güzel “iltifat”lardan biri.

 

Hatalar ve doğrular ile çok ilgilendiğiniz zaman, genellikle, kaçınılmaz bir durum gerçekleşiyor; sadece dil ile ilgili olanlar değil, hayatın her alanındaki yanlışlar da sizi rahatsız etmeye başlıyor, sadece kulağınızı tırmalasalar iyi, açıkça beyninize hançer gibi batıyorlar, o kötü.

 

Çok ünlü bir televizyon kanalımızın çok ünlü haber spikerlerinden biri olan hanımefendi haberi sunarken “Ulaştırma ve Alt Yapım Bakanlığı” diyor, canlı yayında bağlandığı muhabir hafriyat diyeceğine “harfiyat” diyor!

Fransızlar Covid-19’un önüne “le” mü, “la” mı koyacaklarını tartışırken, biz daha önümüzde apaçık, en yalın halleriyle gözümüzün önüne serilmiş sözcüklerimizi bile doğru okuyamıyoruz.

 

“Koca koca” mevkilerdeki insanların yaptıkları (ve bir türlü doğrusunu öğrenemedikleri) bazı hatalardan örnekler vereyim...

 

Bazı siyasetçiler “kominist” dedikleri şeyin komünist olduğunu,

Bazı spikerler “Azerbeycan” ya da “Azarbaycan” dedikleri yerin Azerbaycan olduğunu,

(İnternet başında dillerini iyice bozan) Sosyal medya düşkünleri, (sayısız örnek var ama) “yanlız” dedikleri şeyin yalnız, “herkez” dedikleri şeyin herkes, “nalet” dedikleri şeyin lanet, “gurup” dedikleri şeyin grup, “döküman” dedikleri şeyin doküman, -maalesef- “iddaa” dedikleri şeyin iddia olduğunu,

Yaşını başını almış çoğu entelektüel bile “acizane” dedikleri sözcük yerine aslında naçizane sözcüğünün kullanılmasının daha uygun olduğunu,

Televizyonlarda yorum yapan ünlüler “Moldovya” (Sovyetler dönemindeki adı da Moldavya) dedikleri yerin Moldova olduğunu,

AK Partililer “CeHaPe” diye okudukları şeyin CeHePe diye okunması gerektiğini,

CHP’liler “Akepe” diye okudukları partinin anayasal adının AK Parti olduğunu,

İnsanlarımızın büyük bir bölümü, pandeminin bir yılı doldurmasına birkaç ay kala bile, maske takarken burnun da kapatılması gerektiğini,

Tunç Soyer CHP İzmir İl Örgütü'nün yapısını,

Tunç Soyer ve danışmanları hiç tanımadıkları İzmir denen yerin kendine özgü yapısını...

 

...bir türlü öğrenemediler gitti!