Nümayişçiler arasında bir Başbakan…

Yayın Tarihi 18 Ekim 2013

“-Ben kimseden korkmuyorum. Hemen yarın, yanıma muhafız filan da almadan, halka durumu anlatmak için Kızılay Meydanına konuşmaya gideceğim ve dimdik durarak, bana hakaret etmelerini bekleyeceğim…”¶

Dediğini yapar da. Ve dediği de olur….

* * *

“Ne meclis tahkikat komisyonu, ne de örfi idareler, talebe nümayişlerinin arkasını alamadı. Ankara’da bu gösteriler, her Allah’ın günü Kızılay meydanında adeta mutat törenler haline geldi. Halbuki Kızılay ve civarı, bindirilmiş askeri birlikler, resmi ve sivil zabıta kuvvetleri ile tıklım tıklım sarılıydı. Ama bu tedbirler, tutuklamalar, hiçbir şeyi önleyemiyordu. Fazla olarak da bu gösteriler, artık öğrenci gösterileri olmaktan da çıkmıştı. Halktan gençler, hatta yaşlı halk adamları, nice subaylar, bu protestoların günlük gönüllüleri olmuşlardı.

İşte bir gün Başbakan da kendini bu kalabalıkların içine atmaktan çekinmedi. Tankların, bindirilmiş kıtaların, polisin, jandarmanın kar etmeyeceğini görünce dayanamadı.

Tek başına bu nümayişçilerin üstüne yürüdü.

O gün Cumhurbaşkanı da Meclisten Kızılay’a gelerek bir kenardan bu hareketleri izlemek istemişlerdir. Şu 555 K günüydü. (Beşinci ayın beşinci günü saat beşte Kızılay’da-parolası günü)

Hareketlerin en galeyanlı anında Başbakan, birden onların yanından ayrıldı. Kendini kalabalıkların arasına attı. Hava;

-Başbakan istifa, istifa!

Haykırışları ile dalgalanıyordu.

Başbakanın aralarına atılışı, bu sözleri haykıranları şaşırtmadı. Başbakan kendisini oradan oraya atıyor, bir takım nümayişçileri kendisi yakalamak istiyordu. Etrafında emirlerini yapacak kimseler de olmadığı halde tevkif emirleri veriyor, şunun bunun yakasına yapışmak hareketlerine girişiyordu.

Tabi az sonra kalabalıkların içine sıkıştı. Ceketi, gömleği yakası şekillerini kaybettiler. Bir takımları da onu aradan kurtarmak çekip çıkarmak için tartaklıyorlardı. Fakat o kendini, kızgınlığın ihtilaline vermişti.

Niçin istifa etsindi? Bunlar ne istiyorlardi? Hâlbuki hep yaptığı hizmetler, bunlar için değil miydi? Hulasa bir sahne ki sanmıyorum hiçbir ihtilal öncesinde bunun bir misali yoktur.

O gün Kızılay’da bir hükümet reisi kendine karşı ayaklanan dalgalara tek başına ve kendi yumrukları ile kendini ortaya attı.

Sahne hakikaten dokunaklı ve düşündürücüydü…

Başbakan bu mücadelenin ortasındayken, Cumhurbaşkanı ve arkadaşları arka sokaklardan meydanı terk etmişlerdi. Başbakanı da nihayet ve adeta zorla, orada sıkışan bir otomobile soktular. Üstü başı karmakarışıktı…”(Şevket Süreyya Aydemir-İkinci Adam-3. Cilt)

 

O başbakan Adnan Menderes’ti.

Dün ve bugün.

Tarih ve an.

Hatıralar ve çağrışımlar.

Tekerrür ve ders. Herkes için, değil mi? Tarihten ders aldık, değil mi? Tarih tekerrür etmeyecek, değil mi?