Müslümandan kral, kraldan müslüman olur mu?

Yayın Tarihi 04 Haziran 2016

Kays îbn Hazim şunu anlatmış: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) geldi. O'nun karşısında durunca adam korkudan titremeye başladı. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.): "Korkma rahat ol. Ben kral değilim. Ben ancak Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum." dedi. (Hakim, Müstedrek, H/4366; Hatib, Tarih, VI/277, 279; Zebîdî,- İthafu's-Sadeti-Muttakîn, VI1/142; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, IX/20.)

Hz. Muhammed'in sarayı olmadığı billiniyor. Çok mütevazı koşullarda yaşayan peygamber, öldüğünde arkasında zaruri olarak kullandığı elbisesi, birkaç su kabı, içinde yıkandıkları tekne, iki adet kilim, bir çarşaf, makas, tarak, misvak gibi eşyaları, kılıç, ok, zırh, mızrak, miğferden oluşan silahları, “Düldül” adındaki bir devesi, savaş ganimeti olarak payına düşen ve devlet reisi olarak bundan ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermekle yükümlü olduğu; “Fedek” arazinin yarısı, Ümmü’l-Kura’nın üçte biri, Hayber’den kendisine düşen beşte biri olan payı ve Ben-i Nadir’den bir kaleden ibaret olan arazîyi bırakmıştır. Bunların tamamını da Müslümanlara tasadduk etmiştir. (bk. Tirmizî, Şemail, s.149)

Yani Hz. Muhammed İslam Peygamberi ve devlet reisi olmasına rağmen elindeki bu yetkileri kendisine servet edinmek için kullanmamış, kendi geçimine uygun bir sadelikle yaşamıştır.

Hz. Muhammed şöyle buyurur: "Rüşveti alana, verene ve aracı olana Allah lâ'net etsin. Allah'ın lâ'neti özellikle cemiyet haklarını çiğne­mek; muhakemede haklıyı mağdur etmek için rüşveti ve­ren ve alanlar üzerine olsun. Çok iyi biliniz ki rüşveti alan da veren de Cehennem'dedir."

İslam Hukuku'nda devlet idarecilerinin kamu malından kendi aileleri lehine tasarrufta bulunması meşru olmadığı gibi, bu bir hırsızlık olarak telakki edilir.

Hz. Ebu Bekir'in Halifelik yaptığı dönemde kamu malına karşı çok hassas olduğu, asla devlet gücünü mal ve mülk edinmek için kullanmadığı bilinmektedir.

İslam hukukuna göre hangi ad altında olursa olsun bir şahsın kamu görevi sebebiyle bir başka şahıstan hediye alması yasaktır. Şayet bir kamu görevlisi, görevinden dolayı kendisine bir hediye verilirse bu hediyeyi de hazineye bağışlamakla mükelleftir.

“Cennete giden yol iman etmek, sâlih amel işlemek ve Allah’a şirk koşmamaktan geçiyor.”

Şimdi bu kadar açıklama ve örneklerden sonra Müslümandan kral olur mu? Peki ya diktatör, imparator? Peki ya bunlardan Müslüman olur mu? Bütün malını mülkünü Müslüman kardeşleri ile paylaşır ve açların olmadığı bir yaşam alanı yaratırsa olur neden olmasın.

Şimdi soruyorum İslamiyet’in merkezi, Suudi Arabistan'da kral nasıl oluyor? Şaşaa içinde nasıl yaşanıyor? Bunlar bir de utanmadan Allah’ın evi Kâbe'nin dibine rezidanslar dikiyorlar ve Kâbe'ye tepeden bakarak zenginlerin namaz kılması sağlanıyor. Bakıyorsunuz devlet yönetiminde yer alanların çoğu inanılmaz zenginleşiyor. Ve çoğu da Hac ziyaretlerini sosyal medya aracılığı ile bütün dünyaya ilan ediyorlar. Zenginleşme araçlarının ne olduğunu ifade etmeme gerek yok, herkesin malumu zaten. Peki bunlar Peygamber efendimizin (s.a.v) nasıl oluyor da izinden gittiklerini dile getiriyorlar. Peki bunların hangi dinden olduğunu bilemiyorum. Ama Cehennem acısını çekeceklerine eminim! Allah'a havale ediyorum. Gösteriş meraklısı kralcıklar, sizi gidi sizi zebaniler sizi!!! Gulu Gulu kuşları sizi Müslümandan kral da kralcık da olmaz… “Cennete giden yol iman etmek, sâlih amel işlemek ve Allah’a şirk koşmamaktan geçiyor.” Kalın sağlıcakla!..