Mükemmel bir bayram hutbesi!

Yayın Tarihi 13 Ağustos 2013

Bayramda Bursa’daydım.¶ Bayramlar benim tatilim olmadı. Mezarlık ziyaretleri, akraba ziyaretleri, bayramlaşmalar… İyi ki bayramlar var. Yoksa kimse kimse ile görüşemeyecek. Bu vesile ile yılda birkaç kez insanlar uzun zamandır görmedikleri ile görüşüp hasret giderebiliyorlar.

Bayram namazı için Almanya’dan gelen yeğenim Oğuz’la Camiye gittim. Daha önceki bir bayramda hoca cemaati şöyle fırçalamıştı: “Bayram sabahı camiyi dolduruyorsunuz ama diğer zamanlarda gelmiyorsunuz.”

Ben içimden ‘olsun be hoca, hiç olmazsa bayram sabahı insanlar buluşuyor, diğer zamanlar için de belki bir gün gelirler, böyle sert konuşmasan olmaz mıydı?’diye geçirdim.

* * *

 

Bu Ramazan bayramı namazında hocanın hutbesi beni çok etkiledi. Hoca hem ses tonu ile çok güzel konuştu hem de içeriği çok iyi idi.

Aşağıda hutbenin bazı bölümlerini sunacağım. Eminim siz de beğeneceksiniz. Belki de güncellikle bağlantı kuracaksınız.

Kafamda hutbenin ezgileri dolaşırken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesine girip hutbenin tamamını okudum. Hutbeyi sanırım Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez yazdı. İzmir ziyaretinde “İzmir’in farklı bir dindarlığı var. Bu dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var.” sözü eleştiri alan Diyanet İşleri Başkanı yanlış yorumlandığını söylemişti. Doğrusu herhangi bir sözü cımbızlayarak her yöne çekebiliriz. Söze bir bütün olarak bakmamız lazım. O tartışmalar geride kaldı. Ben bugün beni derinden etkileyen ve güncel anlamlar, çağrışımlar yaptıran bayram vaazını dikkatinize sunuyorum. İşte bayram hutbesinden bazı bölümler:

“Bu bayram, yokluğu, açlığı ve susuzluğu hissederek, rızıkları başkasıyla paylaşmanın ikramın bayramıdır.

Bu bayram, yardımlaşmanın, dayanışmanın, karşılıksız vermenin yani infakın bayramıdır.

Bu bayram, hiç kimsenin üstün olmadığı herkesin aynı saatlerde sadece nefes alma vermeyle eşitlendiği tevhidin bayramıdır.

Savaşlarla ve acılarla sarsılan yeryüzü, Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa (SAV)’in son temsilcileri olan sizden, bizden sıcacık bir ümit kıvılcımı bekliyor.

Hazreti İsa tebessümünü umuyor sizden bütün insanlık.

Hazreti İbrahim’in serinliğini bekliyor sizden bütün dünya.

Bir Yakup sabrı umuyor, bir Yusuf müjdesi istiyor bütün insanlık sizden, bizden ve bütün müminlerden”

‘Hiç kimsenin üstün olmadığı’ gerçeğine vurguyu çok önemsiyorum. Bu sözün özellikle yöneticiler açısından defalarca tekrarlanması gerektiğine inanıyorum. İşte hutbeyi anlamlı kılan bölümlerden biri bu.

“Diyebilir misiniz şimdi “biz ırkçılığın karşısındayız, insanları diline ve rengine bakmadan sevdik, seveceğiz, kimseye anadilini çok görmeyeceğiz, kimseyi ırkından ötürü yüceltmeyeceğiz de aşağılamayacağız da…”

Diyebiliyorsanız, bugün bayramınızdır.

İslam’a teslim olarak, cimriliği, kini, nefreti, ayırımcılığı, dışlayıcılığı ayıklıyoruz kendimizden. Kibir kirinden yıkıyoruz yüreklerimizi.”

Sevgili okurlarım. Bu son cümlenin anlamını en iyi sizler biliyorsunuz. Özellikle son zamanlarda kibir kiri ile yoğrulmuş yüzlerin temizlenme, yıkanma zamanı gelmedi mi sizce de?

“Diyebilir misiniz şimdi Hazreti Süleyman misali, “gücümüzü ve imkânımızı karıncayı bile incitmeyecek nezaketle kullanacağız”?

Diyebiliyorsanız, bugün bayramınızdır.

Gücü elinde bulunduranlar sizce bunu nasıl kullanıyor? Güç ve adalet arasındaki ilişki nedir? Gücünü sonsuz zanneden insanın sonu nedir? Üzerinde düşünmekte fayda görüyorum.

“Diyebilir misiniz şimdi “Biz muhabbet fedaisiyiz, husumete vaktimiz yok”?

Yüreklerin en ağır yükü olan küslüklere bugün son verelim”

‘Ev içinde küslük tülbent kuruyuncaya kadar, ev dışında küslük üç güne kadar’ diye bir söz duymuştum. Ne kadar anlamlı… Bakın tülbendin, mendilin kuruması ne kadar kısa sürüyorsa küslük de o kadar kısa sürmeli…

Bayram bitti ama bende etkisi devam ediyor. Mezarlıkta, cenazede, bayramda vs. O an derin düşüncelere dalarız, sonra oradan ayrılınca sanki az önce uhrevi düşünen biz değilmişiz gibi dünya meşveretine döneriz. İlginç bir çelişkimiz işte. Önümüzdeki dönemin çelişkilerini bu hutbeden ne kadar ders alıp almadığımız, kibirlerimizin ne kadar esiri olup olmadığımız belirleyecek.

Bana bayram mesajı gönderen, e-maille bayramımı kutlayan arayan aramayan herkesin geçmiş bayramını tekrar kutluyorum. Bu hutbenin tamamını Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinden okumanızı öneriyorum.