Mirasın Reddi

Yayın Tarihi 17 Temmuz 2020

Bir kişi vefat ettiğinde eğer herhangi bir mirasçı atamamışsa, yasal mirasçıları mirasçısı olur. Eğer mirasçı atamış ise yasal mirasçılarıyla birlikte atanmış mirasçı da ölenin mirasçısı olur.

      Bir kişi vefat ettiğinde eğer herhangi bir mirasçı atamamışsa, yasal mirasçıları mirasçısı olur. Eğer mirasçı atamış ise yasal mirasçılarıyla birlikte atanmış mirasçı da ölenin mirasçısı olur.

      Ölenin mirasçılarının tamamı veya bir kısmı mirası reddedebilir.

      Ölümle kendiliğinden mirasçılık sıfatı doğar. Miras red edilmemiş ise ölenin borçlarından sadece ölenin malvarlığı ile değil, mirasçı şahsi malvarlığı ile de sorumlu hale gelir.

      Yasal veya atanmış mirasçılar, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine müracaatla mirası reddedebilir. Sulh Hukuk Mahkemesince red beyanı özel kütüğe yazılır ve mirasın reddine dair belge verilir.

      Ölüm tarihinde miras bırakan ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu duruma mirasın hükmen reddi denir.

      Mirasın reddi için kişinin fiil ehliyetinin olması gerekir. Fiil ehliyeti yoksa veya kısıtlı ise red beyanını velisi, vasisi, tam ehliyetsizler için yasal temsilcisi tarafından yapılır. Vesayet altındakiler için vesayet makamının da izni de gereklidir.

      Ülkemizde edinilmiş mallara katılma rejimi, yasal rejimdir. Başka bir ifadeyle eşler arasında mal rejimi seçilmemiş ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.

      Edinilmiş mallara katılma rejiminde mirastan gelen mallar kişisel maldır.

      Şayet eşler arasında “mal ortaklığı” rejimi seçilmiş ise, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan ortaklık mallarına girecek bir malı reddedemez ve tereke borca batık ise bunu kabul edemez.

      Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçı ise, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça miras bırakanın en yakın yasal mirasçısına geçer.

      En yakın yasal mirasçıların mirası red etmesi durumunda ise sulh hukuk mahkemesi iflas hükümlerine göre tasfiye eder. Tasfiye neticesinde arta kalan değerler mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Altsoyun tamamı red ederse, miras sağ kalan eşe geçer.

      Mirası reddeden, alt soyuna da geçmesini istemiyorsa o zaman Mahkemeden, kendinden gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmediklerini sormasını ister. Mahkemenin sorusuna bir ay içinde mirası kabul ettiklerini bildirmezlerse bunlar da mirası red etmiş sayılır. Bunun üzerine Mahkeme mirası iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.

      Önemli durumların varlığı halinde mahkeme red süresini uzatabilir.

      Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi halinde, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır.

      Borca batık bir mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi red tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali için dava açabilirler. Red kabul edilirse mirasın resmen tasfiyesi yapılır. Alacaklılar alacaklarını aldıktan sonra artan değer olursa, red geçerli olsaydı bundan yararlanan mirasçılara verilir.

      Aciz halinde bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, ölümünden geriye doğru beş yıl içinde almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olduğu değer ölçüsünde sorumlu olur. Olağan eğitim ve öğretim giderleri ile adet üzerine verilen çeyizler bunun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.

Saygılarımla, 16/07/2020

Bahattin ÇELİK

Avukat-Arabulucu