Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir

Yayın Tarihi 23 Kasım 2016

Eğitim ve kültür, yıllardan beri ülkemizin en büyük sorunları arasında gösterilir. Bunun altında yatan en büyük gerçek ise okumayı zaman kaybı olarak görmemizden kaynaklanıyor ne yazık ki…

Birileri bir şeyler anlatsın ve bizler de sorgusuz sualsiz inanalım çok seviyoruz.

Zaten son dönemde yaşadıklarımızı göz önüne alırsak bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu anlamamız içten bile değil.

Okumadan, araştırmadan, doğruluğunu bilmeden kayıtsızca kabullenmeyi öğrettiler topluma.

Düşünmeyen, araştırmayan, incelemeyen, buluş yapmayan gelişmiş ülkeleri izleyen, taklitçi ve tercümeci toplumlar sınıfına girdik.

Eğitim sistemi her sene sil baştan düzenlenerek evlere şenlik bir hal aldı.

Olmayan ve yürümeyen bir sistem içersinde, mayamızda da sorgusuz kabullenme olunca ne doğruyu öğrenebildik ne de doğru karşısında sergileyeceğimiz tavrı.

Aslında cumhuriyet ile beraber ne güzel bir ivme yakalamıştı bu ülke...

Eğitimin bir bütün olduğu ve her alanda gerçekleştiğinde milletimizin dünya ülkeleri arasında istenilen yere geleceğini bilen bir liderimiz ışığında çıkmıştık yola.

Atatürk, milli eğitimin memleketin en uzak köşelerine kadar yaygınlaştırılmasını, bilgisizliğin yok edilmesini, milli eğitimin sadece bir süs gibi düşünülmemesini aksine kişilere ve topluma yarar sağlaması gerektiğinin altını çizerken yeni nesli öğretmenlere emanet etmişti.

İşte geleceği emanet ettiği öğretmenlerimizin günü yarın…

“Bugün öğretmenlerimizin en mutlu günü. 24 Kasım kutlu olsun. Onlar bizim her şeyimiz.” cümlelerini okumayacaksınız bu yazımda..

Yıllardır bunlar söyleniyor. Lakin Türkiye'deki öğretmenler her gün biraz daha zorlaşan ekonomik, demokratik ve mesleki sorunlar arasında boğuluyor.

Eğitim emekçileri özlük hakları ile sosyal haklarını kullanma konusunda da büyük sıkıntılar yaşıyor. Sorunların, her yıl katlanarak büyümesi; öğretmenlerin ve eğitim hizmetlerinin yoksulluk sınırının altında maaş almaları gibi etmenler, nitelikli eğitim için düşünme enerjisi bırakmıyor.

Eğitim sisteminin esas yükünü çeken, sistemin içinde bulunduğu sorunlar ve sıkıntılarla boğuşan öğretmenler, tam anlamıyla açlığın ve yoksulluğun kıskacında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.

Oysa kaliteli eğitim, kaliteli öğretmenlerle sağlanabilir. Zengin toplumlar kaliteli eğitimi ancak kendi içinde kaliteli öğretmenleri varsa verebilir. Kaliteli öğretmenlerden yoksun toplumların geleceği her zaman karanlıktır ve başka ulusların kölesi olmaya mahkûmdur.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de geleceğimizin garantisi ve en önemlisi olan genç nesilleri şekillendirecek öğretmenlerin; gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi gereken ilgi, saygı, ücret, iş yükü, sosyal haklar, sağlık güvencesi, eşit değerlendirme, iş güvenliğine sahip olması gerekmektedir.

Bilinmelidir ki dünyanın birçok ülkesinde eğitime yapılan yatırım, uzun vadede en önemli yatırımdır.

Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en güzel miras; iyi ve nitelikli bir eğitim sistemi, iyi yetişmiş nesil ve kaliteli öğretmenlerdir.

Ruhuna bahşedilen sevgi yanında, sabrı, hoşgörüyü ve anlayışı da eklemiş olan öğretmenler için ne söylesek ne yapsak azdır…

Mustafa Kemal Atatürk tüm insanlık adına gerekeni ifade etmiştir zaten…

“Milletleri kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”