Meğerse ayıplanmışım

Yayın Tarihi 07 Mayıs 2021

Bütün kış uzmanların avaz avaz bağırdıkları, “Virüs var oturun evinizde kimseyle görüşmeyin” diye yalvardıkları zaman dinlemediniz! Dinlemedik! Oturun şimdi bu sıcakta evinizde! Oturalım!

Bizim toplumda bazı şeyler başımıza gelmeden anlaşılmaz. Bazılarımızın başlarına gelse de anlaşılmıyor gerçi…

Tüm dünyayı saran kovid mikrobu, pek etrafımızdaki insanlarda yoktu, ilk zamanlar… Yakınlarımızda etrafımızdaki insanlarda yoktu…

Masal gibi, sadece kulağa ve ekrana düşen bu mikrobun varlığına ve vücutta yaptığı hasara inanmayanlar bile oldu. Bir de kovid olup da saklayanlar varmış, ben bu hastalığa yakalandıktan sonra öğrendim:

 “Canım yazını okudum, geçmiş olsun. Biz de geçirdik üç ay önce. Ailece hastanede yattık” Şaşırıp kalmıştım.

“Aaa hiç haberim olmadı. Ben başka rahatsızlıktan yattınız sanıyordum?” Telefondaki ses itirafa başladı.

“Canım biz sakladık, o zaman kovid olanlar ayıplanıyordu!”

Hayatımda duyduğum en saçma şeydi. Yahu dünyada salgın var. Niye ayıplansın. Bulaşı son derece yüksek bir virüs!

Anlaşılan bizim toplum bu virüsü idrak edememiş, uzaktan yargılamayı tercih etmişti, araştırıp okumadan. Meğerse ayıplanıyormuş! Ben de herkese ilan ettim kovid olduğumu. Yetmedi gazetemdeki köşemde bile yazdım. Başkası olursa korkmasın, önlemlerini alsın diye!

Kovid olmadan önce de kurallara uydum olduktan sonra da… On gün karantinada olmamı söylendi, ben on beş gün kaldım. Çocuğumu dışarıya oynasın, başımda ağlamasın diye salmadım. İlaçlarımı içtim temasımı kestim. Ve konu komşuya da duyurdum, önlem alsınlar diye…

Tamam, benim içim dışım birdir. Her şeyimi eşimle dostumla paylaşırım. Bazen art niyetliler için kullanılır da bu durum. Ama saklanılacak bir şeyim yok ki! İnsanoğlunun zaten saklayacak bir şeyi yok! İnsanız işte.

 

“Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz”, Hz. Mevlana ne güzel de söylemiş bir cümlede zaafımızın cezasını…

                  

Bazılarımız çok iyi, bazılarımız çok kötü! Bazılarımız cahil!

Bazılarımız canavar! Aslında içimizde hepsi var! Sen hangisi olacaksın bir karara var…

Bilerek yapılan kötülük mü masum, cahilce yapılan yargılama mı?

Cahillik ve bilgisizlikten, başkasının canını yakması, o kişiyi masum kılar mı? Yoksa bir insanın bir konuyla ilgili bilgi sahibi olmadan veya olarak düzeyli ve seviyeli duruşunu koruması mıdır masumiyet?

Ne olursa olsun ben insanın önce kendi önyargılarının farkına varıp, asıl onları ayıplayıp, eğitmesi gerektiğini düşünüyorum.

Peki ya seyredenler. Bilip de seyredenler?

Bir kadına şiddet uygulanırken, bir hayvana eziyet edilirken, çocuğa, doğaya, yaşadığımız çevreye zarar verilirken, acımasızca insanları yargılarken, seyredenler ve umursamayanlar masum mudur?

Böyle durumlarda, Yunan felsefesinin kurucusu Sokrates gibi düşünürüm ben hep, “Ben soluk aldıkça, sesim çıktıkça, doğruluk önümde kötülenirken, onu savunmazsam günah işlemiş olurum.”

Hadi, günahsız yarınlara gidelim cesurca…