Lütfen! Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölmesin…

Yayın Tarihi 12 Temmuz 2017

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, OHAL kararnamesi ile işten atılan beş bin akademisyen, elli bin öğretmen ve yüz elli bin çalışandan yalnızca ikisiydi.

KHK’yle ihraç edildikten sonra direnişe geçen ve açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, 22 Mayıs’ta gözaltına alınmış, silahlı terör örgütü üyeliğinden işlem yapılan iki eğitimci tutuklanmıştı.

İşe geri dönme talebiyle açlık grevine gittikleri için cezaevine giren bu iki eğitimci için aydınlar, sanatçılar, milletvekilleri ve insan hakları savunucuları yetkililere çağrı yapmış, çağrı metnine 111 sanatçı, akademisyen, avukat ve insan hakları savunucusu imza atmıştı.

Uluslarararası Af Örgütü başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu Gülmen ve Özakça’nın barışçıl protesto hakkını kullandığı konusunda hemfikirdi.

Herkesin tek bir isteği vardı:

“İşe geri dönme talebiyle açlık grevine gittikleri için cezaevine atılan, neredeyse 125 gündür aç olan Nuriye ve Semih ölmesin, çalışma hakları geri verilsin, okullarına geri dönebilmeleri ve hayatlarına devam edebilmeleri için devlet gereken adımları derhal atsın.”

İki eğitimcinin barışçıl protesto gösterileri insan haklarına ilişkin tüm belgelerde ilk sırada vurgulanan düşünce özgürlüğünün ötesinde değildi ve terörü meşru kılmıyordu.

Buna rağmen iki eğitimcinin başına gelenler son derece üzüntü vericiydi.

İki eğitimci için 20 yıla kadar hapis cezasının istendiği iddianamede, açlık grevi eyleminin masum hak arama talebinden çıkarak, örgütün eleman devşirme çalışmalarına dönüştüğü iddia ediliyordu.

İşte millet olarak bu garabetten kurtulmak ve Türkiye’de düşünce özgürlüğünden söz etmek istiyorsak; düşüncenin hiçbir korku ve kaygıya kapılmaksızın üretilebilmesi, yasaklama, ceza tehdidi, fiili engeller v.s olmadan, hiçbir izne bağlı olmadan bireysel olarak ya da topluca ifade edilebilmesi gerektiği gerçeğiyle derhal yüzleşmeliyiz.

Unutulmamalı ki düşünceyi açıklama özgürlüğü ve ifade özgürlüğü, diğer özgürlüklerin “olmazsa olmaz” koşuludur.

Dua edelim Nuriye Gülmen ve Semih Özakça özgürlüğüne kavuşsun. Kavuşsun ki“Düşünce ve ifade özgürlüğü tutuklanamaz, hapsedilemez” sözü de ülkemizde gerçeklik bulsun.

İddialara isyan eden ve hayatlarından vazgeçen bu eğitimciler için ülkemizin yönetimine talip olmuş ve görevlendirilmiş bütün yetki sahiplerine tekrardan sesleniyoruz:

“Lütfen! Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölmesin”