Lanetliyoruz

Yayın Tarihi 19 Şubat 2016

Her türlü terör olayını tereddütsüz lanetliyoruz. Lanetlemek durumundayız.

Terörün yönü, sıfatı, adı, tarzı, tavrı hiç mi hiç önemli değildir. Günahsız insanların öldürülmesinin hiçbir müdafaası olamaz. Tanım itibari ile terörün dini dili ırkı mezhebi olmaz. Terör her yerde terördür. Bu vesilelerle topyekûn terörü lanetliyoruz.

Kuşkusuz terörle mücadele silahlı ve silahsız olarak gerçekleştirilebilir. Mücadele seçim yöntemleri sonuçlar alındıktan sonra doğru yada yanlış olarak yorumlanabilir.

Ankara da en son patlayan 30'un üzerinde vatandaşımızın ölümüne sebep olan terör eyleminin Suriyeli YPG'ye bağlanmış olduğunu görüyoruz. Özellikle son aylarda YPG’nin terör örgütü olduğunu haykıran Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na dünya ülkelerinden destek gelmemesi bu saldırının da tam da bu tartışmaların olduğu dönemde gerçekleşmesi kafaları hayli karıştırmışa benziyor.

Askeri diplomasi ve siyasi olarak ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığımız süreçte dikkatli davranılması ve yönetim kademelerindekilerin kişisel ihtiraslardan kaçınması gerektiği, kamuoyu tarafından dilendirilmektedir.

Stratejik olarak ülkenin son günlerde getirildiği durumun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına pek de katkı sağlamadığı gibi 180'e yakın sivilin öldüğü ve 400'e yakın şehidin verildiği bir ortamla karşı karşıya kalınmıştır.

30 yıldır terör örgütleri ile mücadele eden ülkemizde 8 Haziran'dan bu yana verdiğimiz şehit ve ölü sayısının bu kadar yoğun olduğunu hiç yaşamamıştık.

Ne yazık ki Katar ve Suudi Arabistan’dan başka destekçimizin kalmadığı jeopolitik mayın tarlasında yüzen bir ülke haline geldiğimiz son süreçte herkese ciddi sorumluluk düşmektedir. Bireysel egolar veya siyasi çıkarlardan uzak toplumsal çıkarlar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği kanısındayım. Suriye politikamızın ülke çıkarlarımıza göre gözden geçirilmesi gerekmektedir. Sınırlarımızın eleğe çevrildiği bu süreçte kimin terörist, kimin savaş mağduru olduğunu ayırt etmemiz mümkün değildir.

Ülkenin kalbine çok kritik süreçlerde atılan bu ikinci bomba ile sınırımıza sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğu olacağını bir kez daha görmüş olduk.

3 milyar euro vereyim sığınmacılara sahip çık diyen Avrupa’nın kendi ülkelerinin sınırlarını nasıl kapattıklarını gördük. 2.5 milyonun üzerinde Suriyelinin ülkemize giriş yaptıkları günden bu güne bir çok olaylara sahne olan bir ülke haline geldiğimiz aşikâr. Elbette çok büyük bir devletiz. Elbette büyük bir milletiz de, ancak kendi vatandaşlarının ölümüne engel olamayan da bir devlet olduğumuz artık açık görülmektedir. Vatandaşlarımız artık “Sadece lanetleyerek üzüntülerine dile getiren devlet büyüklerine sahip olmaktan ziyade sorumluluk üstlenecek devlet büyüklerimizi görmek istiyoruz.” diyerek sitemlerini ve tepkilerini de dile getirmekten kaçınmıyorlar. Eğer bir devlet kendi vatandaşına sahip çıkamıyor onu koruyamıyor kollayamıyorsa o devletin temellerine sızacak düşmanlar devleti temelini ve birlik ve beraberliğini çürütmeye başlarlar.

Not: Uzun zamandır köşe yazılarımıza verdiğimiz araya, son verdik. Her hafta Cuma günü köşemizde sizlerle olacağım selam ve sevgiler.