Kyme de kurban edildi!

Yayın Tarihi 21 Temmuz 2020

Yaklaşık 1 ay önce, 16 Haziran salı günü “Bir “karar”ın düşündürdükleri” başlıklı yazımda Kyme’nin trajedisini yazmıştım.

Yaklaşık 1 ay önce, 16 Haziran salı günü “Bir “karar”ın düşündürdükleri” başlıklı yazımda Kyme’nin trajedisini yazmıştım.

Antik dönemin en güzel kentlerinden biri olan Kyme’nin de diğer birçok kültürel değerimiz ile aynı kaderi paylaştığına dikkat çekmiş, her şeyi “parasal” olarak yorumlayan “yeni dönem insanları”nın yeni bir “ihanet”iyle karşı karşıya olduğunu uzun uzun anlatmış, “kurban” öncesi düzenlemelerin tamamlandığını bildirmiş, güzelim antik kentin “sınır”larının içine liman inşaatının yapılacağı alanın İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28.03.2019 tarihli 11049 sayılı kararı ile SİT düzeyinin 1. dereceden 3. dereceye düşürüldüğünü, Kyme Antik Kenti'nin kuzeyinde yer alan antik Ksanthos deresinin, DSİ kurutma kanalı” olarak tanımlandığını, üstelik bu kararda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de imzasının olduğunu yazmıştım.

İmar planı onaylandı: Aliağa’daki bu kültürel değerimizin sınırları içinde liman yapılacak; plana göre deniz doldurulacak, 18.841,30 metrekarelik iskele ve Ro-Ro rampası yapılacak!

“Harabeler neye yarar ki; betonlarla çeliklerle işe yarar tesisler yapıyoruz” diyen adamlar yine kazandı.

Bu yazdıklarımız herhangi bir biçimde tarihe kazınacak.

Biz antik kentler için ağlayanlar ile antik kentleri kurban edenlerin safları iyice netleşecek.

Yıllar sonra kendi değerlerimizi yok ede ede yoksullaştığımız zaman yani Atalarımızın dediği gibi kendi bindiğimiz dalı kestiğimizi farkettiğimiz zaman iş işten geçecek.

Zaman gelecek, insanlar bu kararları verenleri ve bu kararlara karşı çıkanları, hepimizi yargılayacak ve kimin haklı olduğunu anlayacak.

Haklı olanlara o da yeter.

Yani haklı olanlara haklı olduklarının bildirilmesi (yüzyıllar sonra bile olsa) elbette çok güzel.

Ama o zaman Kyme olmayacak!

Uzun lafın kısası; Kyme de kurban edildi.

Bugün para kazandıracak ama bir gün (belki yarından da yakın bir zamanda!) mutlaka modası geçecek projeler için yüzyılllar boyunca direnen bir kültürel değer daha acımasızca kurban edildi.

Dünyada kendi bindiği dalı bu kadar da hiç aldırış etmeden kesen ya da başka bir tarifle kendi ayağına bu kadar acımasızca kurşun sıkan bir başka ülke var mıdır!