Kurultay süreci ve örgüt

Yayın Tarihi 21 Ağustos 2014

Cumhurbaşkanlık seçimi sonrası CHP'de ve AKP'de olağanüstü kurultay çalışmaları başladı.¶

Recep Tayyip Erdoğan'ın (RTE) Cumhurbaşkanı seçilmesi ile boşalan genel başkanlık ve başbakanlık için 27 Ağustos'ta yapılacak kurultayda RTE'nin göstereceği yeni genel başkan ve başbakan tek liste ile seçilecek.

CHP'de olağanüstü kurultay yapılsın naraları atanların ve Genel Başkan'ı kurultaya çağıran hatta istifaya davet edenlerin, kurultay için yeterli imza toplayamaması üzerine Kurultay kararını CHP Genel Başkanı “Kurultay mı istiyorsunuz? Anlaşılan siz imza toplayamıyorsunuz, o zaman ben karar alıyorum” diyerek olağanüstü kurultayı 5-6 Eylül'de toplama kararı aldı.

Her iki partinin de olağanüstü kurultaya gidecek olduğu sürece baktığımızda ciddi enteresanlıklarla karşılaşabiliyoruz.

Türkiye siyasi tarihine altın harflerle ismini yazdırmış Cumhuriyet'in kuruluşuyla aynı gün doğmuş bir Cumhuriyet Halk Partisi üye delegasyon ve örgüt yapısı ile 2001 yılında kurulan ve 2002 yılından bu yana tek başına iktidar olan AKP’nin delegasyon ve teşkilat yapısını bir gözden geçirelim.

CHP'de örgüt, demokrasinin işlediği, kendini ifade edebilme ve fikrini söyleyebilme özgür yetisini her zaman kullanıldığı bir durumda kendini ifade ederken Genel Başkan Kılıçdaroğlu her türlü talebi dinleyerek gereğini yapmaktadır.

Öteki tarafta AKP'de aynı yapıyı görmek pek mümkün değildir. AKP'de üye; Genel Başkanlarının aldığı kararlara herhangi bir ses çıkaramaz, fikir beyan edemez, özgür demokrat bir söyleme giremez.

CHP ile AKP arasındaki demokrasi kültür farkının genel başkanların tutumu ile aşikar ortaya çıktığını hep birlikte yaşıyoruz.

CHP'de herhangi bir konuma aday olursunuz, gösterilmez iseniz tepki gösterme lüksüne sahipsiniz. AKP'de ise bu lükse kimse sahip değildir.

CHP'de her alınan kararı eleştirme, yeri geldi haddini aşarak ne oldum delisi olabilme lüksünüz vardır. Ama AKP'de maalesef gıkınızı çıkaramazsınız, çıkarırsanız, kapı dışarı edilirsiniz.

CHP'de disiplin kurulları vardır. Parti suçu işlerseniz kendinizi savunabilme ve hakkınızı arayabilme demokratik yapınız vardır. AKP’nin disiplin kurulu olup olmadığı bilinmez.

AKP yönetimlerine tek kişi karar verir, CHP yönetimlerine örgüt ve delegasyon karar verir.

AKP Genel Başkanı'na hiçbir üyesi gıkını çıkaramaz. CHP’nin Genel Başkanı'na, üye olan olmayan herkes özgürce laf edebilir.

AKP'de kongrelerde seçimle gelen tek adamın kararı ile görevden uzaklaştırılıp yerine yeni biri ve yönetimi direkt atanır. CHP'de seçimle gelen görevden alınsa bile 45 gün içinde kongreye gidilir ve yine seçimle işbaşı yapabilir.

AKP seçmeni, partisinin aldığı kararı, doğru yanlış diye sorgulama yapmadan, yorum bile yapmadan hayata geçirir ve can siper çalışırken, CHP seçmeni “Bana danışılmadı. Bu nasıl bir karardır” diyebilme özgürlüğüne ve hatta çalışmama, eleştirme, alınan kararları yerden yere vurma özgürlüğüne sahiptir.

AKP’liler partilerine gelen, kaydolan veya başka bir görüşte olsa bile partilerine yeni insanları kazandırmak için canhıraş çalışırken CHP'de nereden geldi bu insan diyebilme özgürlüğü mevcuttur.

AKP'de kurultaya giderken herkes Genel Başkan'ın ağzına bakar. CHP'de Genel Başkan'a karşı, en doğal özgür üye hakkını kullanarak aday olabilir.

Şimdi iki partinin, CHP için örgüt, AKP için teşkilat, algı anlayış ve yapısından bahsettik. Her iki parti de olağanüstü kurultaya gidiyor. Hangi partide demokrasi, hangi partide özgürlük ve hangi parti de diktatoryal sistem ve dikta rejimi mevcuttur?

Onu da siz sevgili okurlarıma bırakıyorum.