Kurtuluş Savaşı’nda Türk-Sovyet dostluğu

Yayın Tarihi 01 Eylül 2020

Kurtuluş Savaşımızda Sovyet Rusya ve Ankara hükümetleri ortak düşmanları olan İngiltere, Fransa gibi emperyalist saldırganlara karşı dayanışma içine girmişti. Lenin ile Atatürk arasındaki yazışmalar ve Sovyet Rusya’nın Ankara hükümetine para, silah ve cephane desteği önemliydi.

Kurtuluş Savaşımızda Sovyet Rusya ve Ankara hükümetleri ortak düşmanları olan İngiltere, Fransa gibi emperyalist saldırganlara karşı dayanışma içine girmişti. Lenin ile Atatürk arasındaki yazışmalar ve Sovyet Rusya’nın Ankara hükümetine para, silah ve cephane desteği önemliydi.

1922-23 yılları arasında Ankara’da görev yapan büyükelçi Aralov’un, yaklaşık 40 yıl sonra Menderes hükümetinin (DP) Rusya ile yatırım ve kredi anlaşmaları yaptığı 1960’ta, Rusya’da Rusça olarak yayınlanan anıları Anadolu’nun Kurtuluş Savaşı günlerindeki durumunu gözler önüne serdiği gibi, iki ülke arasındaki dostluğun Lozan Barış Konferansı sırasında bir sarsıntı geçirdiğini göstermesi bakımından da önemliydi.

***

Aralov’un Türkçe çevirisi ilk kez Demirel hükümetinin Rusya ile yatırım ve kredi anlaşmalarına giriştiği yıllarda 17 Şubat 1967’de Cumhuriyet Gazetesi'nde dizi olarak yayımlanan anılarında, Atatürk’ün Sovyet yardımı konusunda söyledikleri şöyle aktarılıyor: "Bir gün Mustafa Kemal Paşa bana dönerek, 'Aralov yoldaş' dedi, siz ülkenizde eski Çarlığın eyalet sistemleri ile, dış müdahalecilerin orduları ile korkunç, ölümüne mücadeleyi biliyorsunuz. Biz Türkler, 1920 yılında size yardım etme fırsatını bulduk. Herhalde siz bunu bilmiyorsunuz. Bak anlatayım. Gelibolu’ya yakın Akbaş İskelesi'nde, daha 1. Dünya Savaşı’ndan kalma bir silah ve cephane deposu vardı. Bu depoyu Fransız askerleri koruyordu. Fransızlarla İngilizler, bu silahları Çarlık Rusya’sının generali Vrangel’e vermeye karar vermişlerdi. Beyazlara ait bir Rus gemisi, silah ve cephaneleri almak üzere Akbaş’a gelmişlerdi. Biz bu silah deposunu biliyor, İtilaf Devletleri'nin niyetlerini seziyorduk. Bu deponun korunmasında Osmanlı Hükümeti de Fransızlara yardım ediyordu. Cesaretli ve fedakar arkadaşımız Köprülülü Hamdi Bey, bu silahları ele geçirme işini düzenledi. Telgraf ve telefon kablolarını kesti. Kendisi gibi cesur ve özverili arkadaşlarıyla 1920 yılının 26-27 Şubat gecesi, sallarla yavaşça boğazı geçerek Fransız askerlerinin silahlarını aldı. Çabucak silah ve cephaneleri yükleyerek onları Lapseki’ye getirdiler. Köprülülü Hamdi, silahlarını aldığı Fransız askerlerini de birlikte getirmeyi unutmadı. Silah ve cephaneler, hemen memleket içine gönderildi. Böylece biz 8 bin Rus tüfeği ve 40 Rus makineli tüfeği almış olduk. Bu çok işimize yarayan çok güzel bir hediyeydi. Böylece siz bize, biz de size yardım etmiş olduk. Bunu haber alan İngiliz emperyalistleri deliye döndüler. Hemen bu işin peşine düştüler. Ama tabi hava aldılar."

***

Atatürk, Sovyet Rusya Büyükelçisi Aralov’a bu sözleriyle Rusya’nın Ankara hükümetine silah, cephane ve para yardımının karşılıksız değil, karşılıklı olduğunu vurguluyordu. Gerçekte, 1915 Çanakkale Savaşı’nda ordumuzun zaferi, Rus Çarlığını İngiliz-Fransız desteğinden yoksun bırakmış olmasaydı, Rusya’da Lenin’in Bolşevik Partisi çarlığı devirip iktidarı ele geçiremeyecekti. Bolşevik Sovyet Rusya, varlığını bir ölçüde Çanakkale Zaferimize borçluydu.

Demek oluyor ki, yardım tek yönlü değil karşılıklıydı.