Korkunun siyasete etkisi nedir?

Yayın Tarihi 04 Kasım 2015

1 Kasım seçimlerinin sonucu tartışılmaya devam ediyor. Her parti ve kuruluş, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları kendilerine göre sonuç çıkarmaya çalışıyorlar. Şüphesiz bir yazı ile bir seçimi değerlendirmek zor. Zaten tivittır’da, feysbuk’ta, instegram’da vs, o kadar çok ve yoğun değerlendirme yapılıyor ki adeta insanlar uzman olmuşlar, birkaç kelime ve cümle ile her şeyi biliyorlar, her şeyi tahlil ediyorlar, her şeyi çözümlüyorlar. Bir bakıyorsunuz sevinçten nara atıyorlar, bir bakıyorsunuz küsmüş kırılmış ve üzgünler, ya yurtdışına kaçıyorlar, ya köye, ya da içlerine kaçıyorlar. O kadar çok gel-git yaşıyorlar ki sanırsınız dünyanın sonu gelmiş de biz burada hala niye duruyormuşuz hissine kaptırıyorlar insanı. “Korkunun saltanatı”, “Korku kazandı” derken zaten seçim öncesi korkuya karşı mücadele etmesi gerekirken korkutanların istediği ortama eyvah nidaları ile dolaylı destek verenler seçim sonrası değerlendirmelerinde de aynı korkuyu beslemeye devam ediyorlar.

* * *

Korku çağımızda bireysel olmaktan çıkmıştır. Korku toplumsaldır. Sadece Türkiye değil dünya korku ile yönetilmektedir. Amerika’da korku dozu eksildiğinde hemen Holivud devreye girer ve uzaydan bir gezegenin dünyaya çarpacağını ve insanlığın yok olacağını kurgular. Amerikalılarla birlikte kapatılan bütün dünya sinema salonları bu filmi gösterir ve biz NiYork’a düşecek gök cisminden binlerce kilometre uzakta İstanbul’da bir semtte veya Kızılırmağın kıyısında bir köyde korkarız.

* * *

Özel korku efektlerine gerek kalmaksızın zaten korkuyoruz. Karanlıktan korkuyoruz. Aydınlıktan korkuyoruz. Aç kalmaktan korkuyoruz. Yağmurdan, kardan korkuyoruz. Fırtınadan, denizden, dağdan korkuyoruz. Çıplak kalmaktan korkuyoruz. Gelecekten korkuyoruz.

Bir de bunun üzerine korku efektleri eklenince korku imparatorluğunu kuruyor ve kendi yarattığımız imparatorluğa tapıyoruz. Taptığımız korku imparatorluğundan korkuyoruz.

* * *

Rahmetli Aziz Nesin “Kapitalizmin kendisi korkudur!” derdi. Yani kapitalizmin ayrıca korku efektine ihtiyacı olmadan kendisi korkunun aslıdır, diyordu. Bu seçim ertesi de trend topik olan Aziz Nesin’in “%60 aptaldır” sözleri bağlamından koparıldığında ne kadar sakil kalıyorsa, bu sözleri kendi söylemine destek için kullananlar da korkuyu beslediklerini bir gün anlamalılar.

Sevgili arkadaşım Aziz Nesin bir de şunu derdi: “İnsan örgütlü hayvandır!”

Hani insan tanımı yapılırken kullanılan felsefi söylemler vardı ya; “İnsan düşünen hayvandır” vs. bu söylemlerin yanında insanın örgütlenmesi gerektiğini vurgulamak için geliştirdiği bir tezdi “Örgütlü hayvan” tezi.

Unutmayalım Aziz Nesin bir mizahçı idi. Bir bilim insanın yapması gereken seçim sonuçları tahlilini birkaç söze, birkaç yaklaşıma, birkaç tivittıra bırakmak ne kadar doğrudur? Acaba Aziz Nesin yaşasa idi Tivittır kullanır mıydı?

* * *

Korkunun evrensel olduğunu, korkunun üretildiğini, korkunun içinde yaşadığımız sosyo-ekonomik koşulların ürünü olduğunu, korkunun kapitalizmin kendisi olduğunu, kapitalizmce sürekli üretildiğini tespit ettikten sonra gelelim ülkemizdeki korkularımıza.

Hatırlayın kaç seçimdir hangi korkularımızla seçime gittik.

Bir devirde darbe mi şeriat mı ikilemi ile baş başa bırakıldık.

Bizi askeri darbe ile korkuttular.

Bizi İran, Arabistan vs. ülkelerde uygulanan şeriat ile korkuttular.

Şeriat istemeyenler darbeye razı oldular.

Darbe istemeyenler şeriata razı oldular.

* * *

Bizi ülkemiz bölünüyor diye korkuttular.

Bizi faşizm geliyor diye korkuttular.

Bizi komünizm geliyor diye korkuttular.

Bizi iç savaş çıkar diye korkuttular.

Korkumuzu beslemek için provalarını yaptılar.

Bizi işkencelerle, faili meçhullerle korkuttular.

* * *

Bu yazıp söylediklerimin şu parti bu parti ile ilgisi yok. Egemen sınıflar yaptı bütün bunu. Egemen sınıfların hiç umurunda değildir şu veya bu partinin iktidarı. Tek umurlarında olan kendi iktidarlarıdır.

* * *

Korkunun siyasete etkisi bilim insanlarının üzerinde çalışma yapması gereken bir konudur. Kimse bu seçimde zafer naraları atmasın, kimse de yenilgi karamsarlığına kapılmasın. İkisi de yok çünkü.

Aslolan kendindir. İradendir. Korkularınla yüzleşmendir. Korkularını aşmandır. Korkularını yenmendir! Korku toplumsalsa korkuyu yenme de toplumsaldır!