Kıyamet mi koptu?

Yayın Tarihi 02 Eylül 2014

2014-15 adli yılı törenlerle başladı. Barolar Birliği başkanı Yargıtay’daki törende konuştu. Kıyamet mi koptu?

Namık Kemal’in büyük eseri Vatan Yahut Silistre’de unutulmaz kahraman Abdullah Çavuş her lafın ardına “kıyamet mi kopar?” diye nükte ile nidalanır.

1 Eylül’deki adli yıl açılışına sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve sayın Başbakan Prof. Ahmet Davutoğlu bizzat Yargıtay Başkanı Ali Alkan tarafından davet edilmesine rağmen katılmadılar. Katılmama gerekçesi açılışta Barolar Birliği Başkanı sayın Prof. Av. Metin Feyzioğlu’nun da konuşma yapması idi. Yargıtay Başkanlar Kurulu konuyu düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdi, yerinde bir şekilde günlük siyasi mülahazaların dışında tuttu kendini ve yargının kurucu unsurlarından avukatların en üst temsilcisine söz hakkı verdi.

Metin Feyzioğlu konuşmasını yaptı. Ne oldu? Kıyamet mi koptu?

* * *

Hemen herkesin ortak kabul ettiği hukukta çekilen sıkıntılar dile getirildi ve çözüm için öneriler sıralandı ve yetkililer göreve çağrıldı. Demokratik hukuk devletinde zaten bu olurdu. 1 Eylül'de aynı zamanda illerde de adli yıl açılış törenleri yapıldı. Bunlardan biri de İzmir’deydi. İzmir Baro Başkanı Av. Ercan Demir de zaten olması gerekene vurgu yaptı ve bu açılış rituelinin gerekli ve önemli olduğunu belirtti. Ercan Demir konuşmasında şöyle dedi: “Ülkemizde onlarca yıllık yargısal geleneğin bir uygulaması olarak adli yıl açılış törenleri, yargının kurucu unsuru olan biz yargı görevlilerinin; ülkenin, yargının, hukukun temel sorunlarını ve çözüm önerilerimizi sunduğumuz önemli bir rituelidir. Yeni yargı yılı sürecinin, burada tekrar tekrar ifade etmekten bile beis ve bıkkınlık duyduğumuz sebeplerle vazgeçilmezi ve temeli savunma ve savunmanın onurlu temsilcileri avukatlardır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak her yıl adli yılın başlangıcında tüm yargı mensupları gibi savunmanın da söz hakkının olması kaçınılmazdır. Adlı yıl açılış törenlerinde savunmanın temsilcisi Türkiye Barolar Birliği Başkanının konuşma yapıp yapmamasının siyasi iktidarın müdahalesi ile tartışılması dahi, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı kavramları bakımından anlaşılabilir ve kabul edilebilir değildir. Biliyoruz ki teorik olarak yargı, Başbakana ya da Cumhurbaşkanına bağlı değildir. Ancak yine bilinmelidir ki, bağımsız savunma hiçbir güce hiçbir zaman bağlı olmamıştır ve olmayacaktır. Ümit ediyor ve inanıyoruz ki; önümüzdeki yargı yılı, siyasal iktidarın, onlarca yıllık yargısal birikimimize ve bir bütün olarak yargıya müdahalesinin, birlikte karşı duruş ile geriletileceği bir dönemin sembolü olacaktır.”

* * *

İzmir adliyesindeki adli yıl açılış törenine İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Doğru, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Korkmaz, İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Osman Ermumcu ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Celal Kocabaş katıldı.

Ev sahibi kimdi? Hepsi! Herkes ev sahibi idi. Yargı bir bütündü ve yargıya katkı koyan, elini taşın altına koyan yargı mensupları bir bütündü ve adaletin gerçekleşmesi ve dağıtımında kalem müdürü ve çalışanlardan tutun da hakim ve savcılar ve avukatlar ve stajyerler herkesin emeği vardı.

Herkes adli yıl açılış törenine katıldı da ne oldu; kıyamet mi koptu?

* * *

1 Eylül Dünya Barış Günü'ydü. Bir zamanlar barıştan söz edenler, barış derneği kuranlar yargılanıyordu. Şimdi sınırlarımızda, burnumuzun dibindeki savaşlara tanıklık ettikçe “Yurtta Barış Dünyada Barış” şiarının ne kadar elzem olduğunu daha iyi kavrıyoruz. İzmir Baro Başkanı adli yıl konuşmasında bu noktaya da dikkat çekip yurtta ve dünyada barış çağrısı yapması çok önemli ve anlamlıydı.

Baro Başkanı barış çağrısı yaptı da ne oldu; kıyamet mi koptu? Tabii ki barış diyecek, tabii ki sadece kendi ülkesi için istemeyecek, herkes için isteyecek!

* * *

Hadi bu yazımızı “Adaletin bu mu dünya?” diye efkarlanmadan evvel Bertolt Brecht’ten bir barış şiiri ile noktalayalım:

“Söz konusu olan çocuğundur, ana:

Koru onu, dikil karşılarına,

Biz milyonlarca kişi

Savaşı yener miyiz?

Bunu sen bileceksin.

Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz.

Bir de düşün 'Yok!' dediğini:

Düşün ki savaş geçmişin malı

ve barış taşıyor gelecekten.”

Barış şiiri yazdım da ne oldu; kıyamet mi koptu?