Kim hasta?

Yayın Tarihi 08 Ekim 2020

Yenigün Gazetesi yayın yaşamına başladığından bu yana, siyaset, yerel yönetimler, uluslararası ilişkiler ve kültürel değerlere ek olarak üzerinde en çok yazı yazdığım konulardan biri de “sağlık” olmuş…

Yenigün Gazetesi yayın yaşamına başladığından bu yana, siyaset, yerel yönetimler, uluslararası ilişkiler ve kültürel değerlere ek olarak üzerinde en çok yazı yazdığım konulardan biri de “sağlık” olmuş…

 

Bu yazı da onlardan biri...

 

Bir-iki gün önce, entelektüelitesini herkese örnek gösterdiğim insanlardan biri olan Yüksel (Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz) hocamla sohbet ettik…

Sağ olsun, çok ilgisini çeken son yazım üzerine konuşurken ilginç bir konuya vurgu yaptı; Türk basının amiral gemileri sayılan gazetelere bile zamanında “HIV Virüsü” demenin yanlış olduğunu anımsattığının ama (elbette!) sonuç alamadığının altını çizen Gürüz, şimdilerde de “Covid-19 hastalığı” demenin yanlış olduğunu kimseye anlatamamaktan yakındı (Çünkü Covid-19 ifadesi zaten “hastalık” anlamını içinde barındırıyor: Co, “corona”nın “co”su, vi, “virus”ün “vi”si, D de, İngilizcede hastalık anlamına gelen “disease” sözcüğünün “d”si!).

Bir bilim insanının “doğruluk” ve “aydınlanma” için çırpınışını görebiliyor musunuz?

Ama elbette, maske takmayı bile beceremeyen insanlar için bütün bunlar “dünyaya düşmüş UFO’sundan çıkan bir uzaylı”nın çıkardığı cızırtılar kadar anlamsız.


Bu dönemde biz kim hasta kim değil, sadece onu anlasak bile yeter.

 

Aslında Trump gibi hasta olacaksın(!)

Dünyayı kasıp kavuran, ulaştığı (yani bulaştığı) her yere ölüm götüren bir hastalık teşhisiyle cuma günü hastaneye kaldırılacaksın; pazartesi günü koca koca doktorlardan oluşan bir heyetin de onayıyla taburcu olacaksın!

Dünyanın dört bir yanında “zavallı insanlar kıvrana kıvrana can verirken” süper (!) ülkenin, süper(!) başkanı 2,5 günde iyileşiyor; “kapitalizmin ağa babaları”nın seçimlere çok az zaman kala gerçekleştirdiği şu rezil algı operasyonuna bakar mısınız!

 

Dönelim bize...

 

Doktorlara ve sağlık çalışanlarına saldıranların ağır hasta oldukları açıkça belli; çok zor koşullarda insanları kurtarmak için kendi canlarını hiçe sayarak savaşan doktorlara ve sağlık çalışanlarına el kaldırıyorlar, alçakça biçimde onlara zarar veriyorlar (hatta canlarına kast ediyorlar!)

 

Peki şu duruma ne demeli?

 

20 yıldır tansiyon ve kalp hastası olan 67 yaşında bir hanımefendi, “risk grubundakiler zatürre aşısı yaptırmalı” tavsiyelerine kulak vererek aşı yaptırmak istiyor...

Bunun koşullarının ne olduğunu öğrenmek için bağlı bulunduğu Bornova 9 No'lu Şükrü Ergil Aile Sağlığı Merkezi’ne telefon ediyor... İlk gün telefonu açan olmuyor… İkinci gün yine telefon ediyor; bu defa karşısına doktor olduğunu söyleyen biri çıkıyor ve kimi aradığını soruyor; hanımefendi aşı yaptırmak için ne yapması gerektiği sorunca da, gerisini hiç dinlemeyen adam “aradığınız kişinin adını bilmeden aramayın” diyerek bağırıp çağırmaya başlıyor ve hakaret dolu bir “monolog azarlama”dan sonra telefonu hanımefendinin yüzüne kapatıyor!

 

Dikkat edin, vatandaş sadece şunu sormak istemişti oysa: “Zatürre aşısı yaptırmak için ne yapmalıyım?”

 

Vatandaş yılmıyor; ertesi kendisi bizzat sormak üzere söz konusu Sağlık Merkezi’ne gidiyor; 68 yaşına girmek üzere olduğunu, tansiyon ve kalp hastası olduğunu, zatürre aşısı yaptırmak istediğini bildiriyor; sonuç; aşı yapmıyorlar!

Çaresiz bir biçimde evine dönerken “aşı yaptırmak için nasıl olması gerektiğini” soruyor; sıkı durun; “kalp hastaları” gibi risk grubunda olması gerektiğini söylüyorlar!

 

***

 

Anlattıklarıma bir bakın; kim hasta?

Hasta olmadıkları halde hasta taklidi yapanlar mı?

Açıkça hasta oldukları gün gibi ortadayken hasta sayılmayanlar mı?

hasta olmadıklarını zannettikleri halde hasta olanlar mı?

 

Yanıt belli: sistem hasta!