Kentsel dönüşümün rantını kim yiyecek?

Yayın Tarihi 08 Ekim 2013

Türkiye 1960’lı,70’li yıllardan beri gecekondulaşma, çarpık yapılaşma, bilinçsiz kentleşme problemleriyle boğuşuyor.¶ 70’li yıllarda başlayan konut kooperatifçiliği 12 Eylül 1980 sonrası dolandırıcılığa ve köşe dönmeciliğe kurban edilince insanın en temel haklarından olan sağlıklı konutta oturma hakkı hala elde edilemedi.

Bilim insanı olmaya gerek kalmadan herkes biliyor ki kentlerimizin konut stokunun büyük bölümü depreme dayanıksız, riskli yapılardan oluşuyor. Ülkemiz de acı olaylardan -99 Gölcük-Düzce depremi- biliyoruz ki deprem kuşağında. Öyleyse bir yerden başlamak gerekirdi ve başlandı: Kentsel dönüşüm kanunu çıkarıldı.

Kentsel dönüşümde 20 yıl hedefleniyor. Önümüzdeki 20 yılda bu hızla ve tempoyla çalışılırsa ve bu kanun ve uygulama haksız ranta, dolandırıcılığa ve köşe dönmeciliğe kurban edilmezse kentlerimiz daha modern, daha çağdaş, daha yaşanabilir ve güvenli olacak.

Kentsel dönüşümde neden rant korkusu var?

Sütten ağzımız yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyoruz.

Böyle güzel bir hedef çıkarcılara kurban edilmemeli. Kanuna ilavelerle, yönetmeliklerle haksız rantçıların hevesleri kursaklarında bırakılmalı.

* * *

Geçtiğimiz Pazar günü Buca Yedigöller Rüya Tesisleri’nde AKP İzmir Milletvekili Rifat Sait’in daveti üzerine Kentsel Dönüşüm Genel Müdürü Vedat Gürgen’in muhtarlar ve vatandaşlara yaptığı bilgilendirme sunumuna katıldım. Rıfat Sait genç, çalışkan, çeşitli konularda en üst yetkililerle vatandaşı birebir buluşturma toplantıları düzenleyen bir gazeteci-milletvekili arkadaşımız. Siyaseten kamuoyundaki tartışmaları şimdilik geçersem vatandaş gözüyle bakarsam kendisini kutluyorum. ORC anketinde en başarılı milletvekili sıralamasında ilk beşe girmiş bir siyasetçi.

Sayın Genel Müdür Vedat Gürgen, benim yukarıda önemle durduğum rant konusunda içimi rahatlatan bir söz verdi, “Kentsel dönüşümün rantı vatandaşındır” dedi.

Yani o müteahhidin, bu yandaşın değil, direkt ve doğrudan riskli yapı sahibi vatandaşın ve dolayısı ile bütün kentin olacak rant.

Tabii ki kapitalist sistemde yaşıyoruz. Müteahhitler de maalesef bu sistemin aracı-müteşebbisi. Kooperatifçilik ile bir nebze vatandaş müteahhidin eline ve insafına bırakılmaz. Bir de belediyeler daha aktif devreye girerse vatandaşın hakları korunur.

* * *

Kentsel dönüşümü Bakanlar Kurulu yürütüyor. Riskli alanlar veya binalar belirleniyor ve devlet TOKİ ile veya ilgili belediye başvurursa ilgili belediye eliyle dönüşüm projelendiriliyor.

Devletin yürüttüğü projelerde vatandaşa 18 aya kadar kira yardımı, KDV ve harç muafiyeti, kredi faizinin yarısının karşılanması gibi destekler söz konusu.

Ama belediyenin yürüttüğü kentsel dönüşümde bu destekler yok!

Niye yok?

Hemen buradan bir öneri getireyim. Belediyelerin yürüttüğü kentsel dönüşüm projelerine de devlet desteği sağlansın!

Yalnız belediyeler şöyle bir formülle bu desteği alabiliyor. Örneğin Narlıdere Belediyesi devlete başvuruyor. Devletin yürüteceği kentsel dönüşümün kendisine verilmesini istiyor. Devlet de bu işi Narlıdere Belediyesi’ne veriyor. Şimdi Narlıdere Belediyesi’nin yürüttüğü projede kira yardımı da var, kredi desteği de. Bu konuda doğrusu Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’u kutlamak gerek.

* * *

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedat Gürgen bir vatandaşın soru karışımı önerisi üzerine otoban kıyılarının da konut imarına açılabileceğini, bunun için öneri getiren vatandaşların belediyelere bunu iletmeleri gerektiğini söyledi. Yani bu sözü kendi hazırladığı bilgilendirme konuşmasında söylemedi.

Kentsel dönüşüm konusu bir yazıya sığmayacak kadar geniş. En iyisi diğer yazılarımda konuyu daha detaylı işlemek.(Devam edecek)