Kaymakam Fatih Genel…

Yayın Tarihi 03 Şubat 2020

Bu dünyada tanıdığım en renkli kişiliklerden biri olan (renkli ama her rengin hakkını adam gibi veren, tam bir yurttaş, tam bir Türkiye sevdalısı, tam bir Anadolu efendisi…) Mustafa Köse ile dostluğum her geçen gün biraz daha zirve yapar…

Bu dünyada tanıdığım en renkli kişiliklerden biri olan (renkli ama her rengin hakkını adam gibi veren, tam bir yurttaş, tam bir Türkiye sevdalısı, tam bir Anadolu efendisi…) Mustafa Köse ile dostluğum her geçen gün biraz daha zirve yapar…

Yörüklüğüyle övünen ve yörük kültürüne sahip çıkmayı bir yaşam felsefesi gibi benimseyen bu Kemalpaşalı beyefendi öyle biridir ki, bir bakarsınız bir vezîr-i âzam gibi “haşmetli”, bir bakarsınız bir çoban kadar mütevazı.

Kemalpaşa’dan AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Meclis üyeliği de yapan Köse, en derin konuları bir hayat bilgisi dersi ünitesi gibi herkesin anlayabileceği yalınlıkta anlatır ve sonra da “benim bildiğim bu kadar; ne de olsa ben bir garip ademoğluyum” deyip nokta koyar…

Şahane bir insandır, uzun lafın kısası.

Geçenlerde beni Bornova Kaymakamı Fatih Genel beyefendi ile tanıştırdı.

Demek ki, renk rengi buluyor.

Karşımda inanılması güç, derin kişiliğininin ucu bucağı tahmin edilemeyecek bir adam vardı.

Ben bir Mülkiyeli olarak, “kaymakam” denen kimselerin nasıl birer gizli kahraman, nasıl birer çok az bilinen hazineler, nasıl birer fedakarlık anıtları olduğunu elbette çok iyi bilen bir insanım ama bazı kişilerin, sınırlarını zorlayıp, devletin temel taşları olarak görev yaparlarken “kendilerine has” kişiliklerini gösterdikleri ender örneklere de rastlıyoruz tabii.

Vali Recep Yazıcıoğlu gibi…

Fatih Genel de onlardan biri...

Bana “Az daha çoktur” adlı kitabını armağan etmeden önce de konuştuklarımız ve gördüklerimiz ile beni müthiş şaşırtmıştı zaten, kitap bu harika buluşmanın pırıl pırıl parlayan bir şahidi oldu. Kitap, “Sermaye Güçtür; Güç Yönetir”, “Piramitler İnşa Edelim”, “Milli Mücadeleye Farklı Bir Bakış” gibi çarpıcı konularla dolu.

Türkiye’ye hizmet etmekle gurur duyan bu idealist adamın makam odası, bir ideal peşinde koşanların, ülkesine ve insanlarına büyük bir sevda ile bağlı kişilerin hayatını özetleyen bir müze gibi.

Duvarlar özgün tabloların yanısıra taa Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Türk kültür unsurlarının örnekleriyle dolu… Bazı fotoğraflarda Kaymakan Genel’in, çok düşkün olduğu, dahası arkadaş gibi davrandığı atların sırtında cirit oynadığını, bazılarında ok attığını görüyoruz; beğenip şaşırdığımızda, kaymakam bizi daha da şaşırtıyor, duvardan bir yay indirip geriyor ve nasıl ok atıldığını bizzat gösteriyor; hem de “Türkler böyle atar, Bizanslılar böyle atardı” diye!

Uzun sohbetimizde Kaymakam Fatih Genel bize elbette sadece kendi dövdüğü çeliklerden mamul bıçakları, Roma dönemi giysi iğnelerini, çakmaktaşı ile ateş yakmayı göstermedi; kendisine başvuran onlarca vatandaşı adeta “başının üzerinde” ağırladı ve gözümüzün önünde çok sayıda vatandaşın sorununu çözdü (Gazeteci kuşkumla vurguluyorum; göstermelik değildi: bizim randevumuz önceden planlanmamış ani bir talep sonucuydu çünkü).

Ne mutlu yaptığı işi böyle bir hassasiyetle birlikte yürüten insanlara…

Ne mutlu ülkesini ve kültürünü bu kadar severek çalışan insanlara.

Ne mutlu bütün bunlara bizzat tanık olan bizlere.