Karanlık mı aydınlık mı?

Yayın Tarihi 02 Nisan 2015

Türkiye'nin Salı günü elektrik kesintisi nedeniyle hayatın durma noktasına gelmesi üzerinde siyasi, ekonomik, kriminal değerlendirmeler yapılıyor.

Nedeni ne olursa olsun Türkiye metro tünellerinde, işyerlerinde insanlar karanlıkta kaldı.

Karanlık hem cismani, yani fiziki, gözle görülür halde, hem de moral olarak üzerimize çöktü. Ve bu durumda önümüze iki seçenek kondu: Karanlık mı aydınlık mı?

Tabii hemen böyle seçenek olur mu, tabii ki tek seçeneğimiz var; o da aydınlık, diyeceksiniz. Değil mi?

Ben de hepinizin aydınlığı tercih edeceğinizi biliyorum ve aydınlığın sizin tek seçeneğiniz olduğunu da kabul ediyorum.

Benim kendime de size de sorduğum sorunun içini doldurmak, gereğini yapmak amacıyla yineliyorum. Bizim tercihimiz değil ikilemde kalmak, bize dayatılandır ikilem.

* * *

Salı günü öğlene doğru İzmir Baro salonunda avukat arkadaşlarla duruşma sonrası sohbet ediyorduk. Avukat Levent Baghaki Girit göçmeni olduğundan Baro Başkanımız Aydın Özcan'ın yanına götürdüm, iki Balkanlı ve Egelinin tatlı sohbetini dinleyecektim.

Önceki dönem baro başkanlarımızdan Özdemir Sökmen de vardı sohbette. Sökmen, CHP'nin ön seçimini değerlendiriyor ve Mustafa Balbay'ın, Atilla Sertel'in çok çalışıp hak ederek seçildiğini söylüyordu.

O arada duruşma sırasında yaşadığım elektrik kesintisini konuştuk. Bir telefon geldi kızımdan. Edirne'deki arkadaşı da elektrik kesintisi olduğunu söylüyordu. İstanbul'da, Bursa'da elektrik kesintisi vardı. Ben hemen Eyüphan Gündoğdu'yu aradım. Gazetede elektrikler kesikti ve tüm ülke elektriksiz kalmıştı. Önce kısmi zannedilen olay şimdi ciddiyet kazanıyordu ve herkes birbirine soruyordu: Ne oluyor?

* * *

İzmir Baro Başkanımız Aydın Özcan ile "Türkiye Adaletini Arıyor" yürüyüşünü konuşuyorduk. Her şey üst üste geliyordu.

"Adalet için yürüyoruz. Adil ve güvenilir yargı istiyoruz" başlıklarıyla Bursa'dan 5 Nisan’da bir yürüyüş başlayacaktı.

Yürüyüş 7 Nisan'da Balıkesir, 9 Nisan'da Manisa'dan devam edip 11 Nisan Cumartesi günü İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda mitingle sona erecekti.

Baro Başkanımız Aydın Özcan, Bursa Barosu’nun önerisiyle gündeme gelen yürüyüşün asla siyasi olmadığını, yürüyüşte hiç bir siyasi parti pankartının açılmayacağını, ama sivil toplum örgütleri dâhil adalet isteyen herkesin katılacağını söyledi.

* * *

Biz tam bunları konuşurken İstanbul Adliyesi’ndeki Cumhuriyet Savcımıza yönelik terör eylemi gündeme geldi.

Dün (Çarşamba günü) İzmir Adliyesi’nde düzenlenen törene Bölge Mahkemeleri Başsavcısı, Adalet Komisyonu Başkanı, Baro Başkanı, Cumhuriyet Savcıları, hakimler, avukatlar ve adliye çalışanları katıldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı törene katılmak için İstanbul'daydı. İzmir'deki törende Bölge Mahkemeleri Başsavcısı Celal Kocabaş savcı arkadaşının şehit edilmesinin üzüntüsünden konuşması sırasında duygulandı ve gözyaşlarına hakim olamadı. Teröre karşı İzmir adliyesi topyekün karşı duruyordu.

İzmir Adliyesi’nde anlamlı bir gün yaşanıyordu. Bu karşı duruş ve dayanışma oldukça terör vız gelirdi.

* * *

Şimdi yukarıdaki soruma tekrar döneyim. Karanlık mı aydınlık mı?

İşte İzmir Adliyesi’ndeki gibi kararlı karşı duruş oldukça elbette ki aydınlık!

Ama karşı duruş olmazsa, karanlık kimden, nereden ve nasıl gelirse gelsin karşı duruş olmalı.

Aydınlığı tercih edenler bunu ifade etmezse, bizi mutsuzluğa ve umutsuzluğa itmek isteyenlere inadına umutla ve mutlulukla karşılık verilmezse bizi soktukları ikilemde karanlık kazanır.