Kadın ve erkek birbirini neden anlayamaz?

Yayın Tarihi 19 Ağustos 2020

İnsanoğlunun sırrını bir türlü çözemediği bir muammadır kadın ve erkek ilişkileri. Kadınlar, erkekleri anlamamaktan dem vurur, erkekler de kadınları.

İnsanoğlunun sırrını bir türlü çözemediği bir muammadır kadın ve erkek ilişkileri. Kadınlar, erkekleri anlamamaktan dem vurur, erkekler de kadınları.

Kadın ve erkeğin birbirini anlamasının şartı, öncelikle farklı olduklarını kabul etmekten geçer. Dış görünüş olarak ne kadar farklıysak hormonal yapı olarak da farklıyız. Beynin farklı işleyişinden kaynaklı, problem çözme, algıda seçicilik, duygulanım şekli, öncelik sıralaması gibi başlıklarda da büyük farklılıklar vardır kadın ve erkek arasında.

İlk çağlarda erkeklerin iç güdüleri avlanmak, korumak ve soyu devam ettirmek için üremek üzerine programlanmıştır. Bu içgüdüsel program, günümüzün çağdaş erkeğinin DNA’larında da kodlanmıştır. Her ne kadar fiziksel koşullar değişse de ve kadının çalışma hayatında daha çok yer almasıyla birlikte biraz törpülense de hala ailesini koruyan, evinin ihtiyaçlarını karşılayan ve cinselliğe odaklı bir erkek modeli hakimdir.

Kadının DNA’larındaki en önemli faktör ise annelik iç güdüsüdür. Bu içgüdü kadında daha narin, yumuşak, merhametli bir yapı gösterse de evlatları ve değerleri tehdit altında iken bu içgüdü kadının içindeki saldırgan gücü ateşleyen bir kibrit tanesi olabiliyor.

İlişkilerdeki tartışmaların en mühim sebebi, farklı bakış açılarımız olduğunun bilincinde olmadığımız için birbirimizi anlamamamızın kasıtlı bir art niyet taşıdığına inanmamızdır.

Bilim insanları, kadın beyni ile erkek beyninin en önemli işlevsel farkının sağ ve sol beyin arasındaki bağlantıların kadında erkeğe göre daha fazla olması olduğunu söylüyorlar. Bu da kadına daha analitik, detaycı bir düşünce sistemi kazandırırken, erkeğe direkt, basit ve sonuç odaklı bir düşünce yapısı sunuyor.

*

Kadın erkeğiyle her şeyini paylaşmak ister, anlatmak ister. Erkek, kadının paylaşımını dinlerken konunun özünü, sebep ve sonucunu anlamasını yeterli buluyor. Uzatmaya gerek yoktur erkeğe göre. Çözüm odaklı zihni devreye girer ve seri bir şekilde çözümler üretmeye başlar (?). “O zaman şöyle yap, böyle yap ya da bu şekilde yap” der. Oysa kadının anlatacakları bitmemiştir. Detaylar önemlidir kadın için ve paylaşmak, ifade etmek daha da önemlidir. O çözüm istemez ki, sadece anlaşılmak ister. Sonunda öfkelenir. “Sen beni dinlemiyorsun. Sen beni anlamıyorsun” diye başlar yakınmaya. Erkek şaşırır çünkü kendine göre üzerine düşeni yapmış, ilgilenmiş ve çözüm üretmiştir. Netice olarak “Bu kadın milletine de yaranılmıyor” diye düşünür.

*

Aslında her ikisi de kendi doğasına uygun hareket etmiştir. Ama karşı tarafın doğasından habersiz oldukları için birbirlerini anlayamamışlardır. Karşı cinsin olaylara bakış açısı, öncelikleri nasıldır bilemediğinden empati çabası da kısır kalmıştır. Kadın-erkek ilişkilerinde kişisel karakterlerinden önce cinsiyetlerinden kaynaklı özellikler ve hormonların etkisi konuşur; karakter sonraki aşamada devreye girer.

*

Kadın ve erkek karşılaşır, aralarında frekans uyumu, etkileşim ve çekim oluşur. Adı konulmamış ham bir enerjidir bu. Kadın bu karşılaşmaya duygusal bir kimlik oluştururken, erkeğin duruşundan, karakterinden etkilenerek hoşlanmaya başlarken, erkek ilk etapta cinsel bir kimlik oluşturmaktan kendini alıkoyamaz. Bu durum içgüdüseldir. Aksini düşünürseniz yanılırsınız. Paylaşım arttıkça erkeklerde duygular da devreye girer. Kadınlarda ise cinsellik arzusu hoşlanmanın yanı sıra artmaya başlar. Yani başlangıç noktası her iki taraf için farklıdır. Erkekte cinsellikle başlar, kadında adı hoşlanma olan bir duygusallıkla. Fakat sonuçta duygu ve cinsellik her iki taraf için de dengelenir ve adı ilişki olur.

*

Dolayısıyla ne kadar yazarsak yazalım, ne kadar araştırırsak araştıralım, bu konu hep yarım kalmaya gebedir. İnsanoğlu var olduğu günden beri gündemde kalan ve dünyanın son gününe kadar da gündemdeki sıcaklığını koruyacak belki de tek konudur kadın ve erkek ilişkileri...