Kadın olmak!

Yayın Tarihi 26 Eylül 2018

Dünyanın neresinde olursanız olun kadın olmak çok zor.

Hele hele Türkiye’de kadın olmak daha zor azizim.

Gerçekten de Türkiye’de kadın olmak neden bu kadar zor?

Yasal olarak ataerkilliğin namus üzerinden kurgulanmasından mı, erkeğin aile içinde birincil egemenliği mi, erkek egemen zihniyetin bilim ve iktidarı biçimlendirmesinden mi, kadınların her alanda önce cinsiyet, sonra sosyal ve kültürel kategoriye sokulmasından mı bilinmez.

Lakin daha bebeklikten başlar aslında ayrıştırma. Bir kıyafet almaya gittiğinizde ilk soru ”kız mı erkek mi” diye sorarlar.

Bu toplumsal cinsiyetin damgalanmasıdır aslında, her ne kadar farkında olmasak da!

Dünyada sadece Türkiye’de farklı renklerde verilir kimlikler ( gerçi bu yeni nüfuslarla kalkmak üzere ) eşitsizlik daha burada başlar.

Çocuklukta, eğitime katılmada, eğitim süreçlerinde, toplumda kadından arındırılmış işlerde, politik faaliyetlerde, mülkiyet ve mirasta, iş bölümünde, eş seçiminde, en önemlisi zihniyetlerde hayat boyu devam eder gider.

Sonuçta değersizleştirilmiş kadın şiddetin her türlüsüne maruz kalır. Psikolojik, fiziksel, ekonomik, sosyolojik…

Şiddet kadının hak ve özgürlüğüne yapılan bireysel bir terör eylemidir, hiçbir şekilde mazereti olmayan insanlığın bitimidir.

Eş olmak, anne olmak, zordur ülkemde…

Halen kalabalık bir topluluk arasında muhabbet sırasında anlık bir sessizlik olduğunda “birinin kızı oldu herhalde” denir ya hani! Kimseye de garip gelmez, dünyaya bir kadın daha geldiği için “sessizlik” olur, bir erkek geldiği zaman ise “silahlı kutlama” yapılır.

Böyle başlar ülkemde kadın olmak,

On altı yaşında erkeklerle konuştuğu için babası ve dedesi tarafından öldürülüp kömürlüğe gömülen Medine’dir kadın olmak,

Domuz bağıyla bağlanıp, işkence edilerek öldürülen Konca Kuriş’tir kadın olmak.

Kardeşleri tarafından hastane odasında öldürülen ve bir kez bile gülemeden dünyadan göçen Güldünya’dır.

Boşanmak istediği kocası tarafından sokak ortasında katledilen Ayşe’dir.

Testere ile parça parça kesilerek çöpe atılan Münevver’dir.

Ne acı örnekler bunlar! Ne acı tramvalar!

Ülkemde her gün başka bir kadının bilmediğimiz yazgısının yasını tutuyoruz yıllardır.

Her gün bir kadının öldürüldüğü, hep en zayıf halkanın, ilk gözden çıkarılanın kadınlar olduğunun farkındalığında sürüp geçiyor yaşam.

Ve bakıldığında ülkemde kadın olmak ne zor öyle değil mi?

Gerçi ne kolay ki bu memlekette?