'Je Suis Charlie' ve korkmuyorum!

Yayın Tarihi 13 Ocak 2015

Paris’te karikatür dergisi Charlie Hebdo’ya düzenlenen silahlı saldırı sonrası dünya ile aynı anda ben de şok yaşadım ve günlerdir de bu şokun etkisindeyim. Hemen bütün yabancı ve yerli gazete ve tv kanalları ile basını izlemeye çalıştım. Kendi yorumumdan önce dünyanın ne düşündüğü ve tepkilerin ne olduğunu inceledim. Bu süreçte öne çıkan iki söz vardı. Biri kendini dergi ve çalışanları ve karikatüristlerle dayanışmacı söylem olan 'Je Suis Charlie'  yani “Ben Şarliyim!” ve bu saldırgan yobazlık ve bağnazlıktan korkmadığını gösteren bir çift gözü simgeleyen “Korkmuyorum” sözü oldu.

İnsani ilk tepki olarak dayanışmacı ve özdeşleşici, acıyı kavrayıcı söylem ile boyun eğmeme ve saldırının amacı olan yıldırmaya karşı da korkmamayı öne çıkaran söylem doğruydu.

İnsani tepkiden sonra siyasi tepkiler ve yorumlar geldi peşi sıra. İşte ben insani ortak tepkide birleştiğim halde siyasi tepki çeşitliliği karşısında seyirci olmaktan çıkıp kendi yorumumu getirme ihtiyacı hissettim ve bunu da sevgili okurlarımla şimdi paylaşıyorum.

Katılmadığım siyasi değerlendirmelerden birisi; Charlie Hebdo saldırısının Amerika’daki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz gökdelenlerine yapılan saldırıya atıfla “Fransa’nın 11 Eylül’ü” denmesiydi.

Hayır, bu saldırı Fransa’nın 11 Eylül’ü değil!

Amerika’da 11 Eylül’de uçaklarla ikiz kulelere saldırı olduğunda başkan Bush yıkıntıların üzerine çıkarak “Bu saldırı Amerikan ulusuna yapılmış bir saldırıdır. Bunun hesabını soracağız” demişti.

Oysa Fransa Başkanı François Hollande karikatür dergisi baskınından sonra “Bu saldırı düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı yapılmış bir saldırıdır” dedi.

Arada çok önemli fark var. Başkan Bush da saldırıyı sadece kendi ulusuna yönelik algılamayıp örneğin “bu saldırı insanlığa karşı yapılmış bir saldırı” deseydi sonuçları başka olurdu. Amerika 11 Eylül’den sonra Afganistan’ı işgal etti, Irak’ı işgal etti ve şimdi de Suriye ile uğraşıyor.

Demek ki ya o saldırıyı bahane etti ya da o saldırıda parmağı vardı ki sonrasında bu işgalleri yapabilsin, o işgallere zemin hazırlasın. İster bahane etsin, ister parmağı olsun sonuç değişmedi ve dünyada globalizmin, küreselleşmenin konuşulduğu bir dönemde Vietnam sendromunun yaşandığı bir dönemde emperyalizm başa döndü ve açık işgallere başladı.

Bakın konu siyasi alanda tartışılmaya başladığında ister istemez yaşanan gerçeklikleri, fiili durumları açıklamak için emperyalizm tanımı yapmak ihtiyacı duyuluyor. Emperyalizm kavramı karmaşık konuları açıklamak için kolaycı bir söylem olarak kullanılmıyor. Emperyalizmi günümüzde yaptıklarına bakarak yeniden tahlil edemezsek ağaca bakarken ormanı gözden kaçırıp siyasi labirentlerde kayboluruz ve o labirentler bizi nereye götürür bilinmez.

Avrupa emperyalizmi Londra, Madrid metrolarında yaşanan patlamalardan sonra şiddeti kendi coğrafyalarından çıkarıp bir başka coğrafyaya uçsuz bucaksız bozkırla kaplı Suriye’ye taşıdılar. Suriye’de rejimin kendi iç çelişkileri bir anda 300 bin insanın silahla öleceği, milyonlarca insanın Lübnan’da, Ürdün’de, Filistin’de ve Türkiye’de mülteci olacağı bir noktada değildi. Suriye iç savaşı Suriye iç çelişkilerinin doğal bir süreci ve sonucu oluşmadı. Bu tespit tamamen benimdir ve birebir gözleme ve tahlile dayanmaktadır. Ben hala savaş öncesi Allepo’da (Halep’te) misafir kaldığım evdeki sohbeti ve yemekleri özlüyorum. O anda bana altı ay sonra burada korkunç bir iç savaş başlayacak dense asla inanmazdım ve hala da inanmıyorum, kimse de bana inandıramaz.

Dünyadaki terörün kaynağı emperyalizmdir. Afrika’da Nijerya’daki katliama da Paris’teki katliama da aynı insanlık duruşu ile tepki vermeliyiz.

İnsan dünyanın neresinde olursa olsun insandır. İnsanlık coğrafyasında kendimize ütopya adacıkları yaratmamalıyız. Bizim adamız huzurlu olsun, bizim adamızda ifade özgürlüğü olsun, bizim adamızda demokrasi olsun, başka adalarda olmasın demek doğru değildir. Enternasyonal insanlık bakış açısıyla kendin için iyi neyi istiyorsan herkes için isteyeceksin.

Şimdi göreceğiz bakalım; Hollande ile Bush farkını. Fransa ve Avrupa Bushlaşacak mı, yoksa 1789 burjuva devrimi değerlerine, özgürlük ve eşitlik değerlerine mi dönecek!

Avrupa burjuvazisi ister özgürlük değerlerine sarılsınlar, isterse sarılmasınlar Avrupa halkı ve Türkiye ve dünya hep bir ağızda söyledi artık, geri dönüşü yok: Ben de Şarliyim ve korkmuyorum!