İzmir’in mallarında yargı süreci!

Yayın Tarihi 02 Aralık 2015

Türkiye’de herhangi bir resmi dairede işiniz olup da ilgili kişi yapmak istemezse “git mahkeme kararı getir” der.

O yüzden devlet kendi vatandaşıyla mahkemeliktir. Mahkeme neye göre karar verecektir? Tabii ki yasaya göre. Oysa resmi işlemi yapacak olan kamu görevlisi de o işlemi kanuna göre uygulamalıydı. Yani yasayı uygulamakla görevli kişi uygulamazsa aynı kişi mahkeme kararını da uygulamaz!

Tabii bunu direkt olarak “uygulamıyorum” diye yapmaz. Çok çeşitli bahaneler ve gerekçelerle erteler, geciktirir, yeni bir işlem tesis ederek seni yine yargıya başvurmaya zorlar vs.

* * *

“İzmir’in malları İzmir’de kalmalı” sloganı ile gündeme gelen Özel İdare Malları'nın Büyükşehir'e devredilmesi yönündeki hukuki süreci yukarıdaki özete göre yeniden irdeleyelim.

Bilindiği gibi İzmir’de yasayla Özel İdare kapanınca onun mallarının Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmesi veya ilgili ilçe belediyelerine devredilmesi gerekiyordu. Bu hukukun ve hakkın teslimi olacakken, başka şehirlerde sorun yaşanmadan yapılırken İzmir’de bir komisyon kuruldu ve valilik ağırlıklı komisyon kararına göre İBB’ye yanlışlıkla olsa da bir tane dahi mülk verilmedi.

Bunun üzerine İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu “İzmir’in malları İzmir’de kalmalı” mücadele kampanyası başlattı. Hatta 150 bin adet bu konuda dergi bastırıp dağıttı. Bir dizi eylem kararı aldı.

Fakat nedense eylem kararından son anda vazgeçildi ve iş hukuki sürece bırakıldı.

(Not: Eylem kararından vazgeçilmesinde CHP Genel Merkezi'nin ülke çapında “vatandaşa kavgacı görünüm vermeyelim” politikasının etken olduğunu düşünüyorum.)

* * *

Ve mahkemeleşme süreci başladı. Yüzlerce dava açılması söz konusuydu. Valilik onayından geçen malları dağıtma komisyonu kararları hakkında peşi peşine davalar açıldı.

Bu davalardan bazılarını İzmir Büyükşehir Belediyesi esastan kazandı. Esastan kazanılmayıp usulden dönen davalarda ise komisyon HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ilkesinden hareket edip malları İBB’ye verebilirdi ama vermedi.

Ve dünkü habere göre yeni bir dava süreci başladı!

* * *

Valilik ve komisyon aldığı kararlarda haklı olduklarını, yasaya uygun davrandıklarını ileri sürebilirler. Ama İzmir şu soruyu aşamadı: Acaba İBB, CHP’nin kazandığı bir belediye olmasaydı aynı karar alınır mıydı, yoksa bu kadar tartışma ve mahkeme süreci yaşanmaz mıydı? Bu soru hala askıda. Net bir cevap veren çıkacağını da sanmıyorum.

Hadi diyelim konuyu mahkeme çözsün dediniz. Tamam mahkeme karar verdi. Niye uygulamıyor?

En başta yazdığım noktaya dönüyoruz yine.

Bakın hukukun üstünlüğü ne diyor: Özel İdare'nin kapatılması gerekçesi, yerel iki parlamento olmasın, iki başlılık olmasın diyedir. Hem İl Genel Meclisi ve başkanının bütçesi ve harcamaları, hem de belediye meclisleri ve harcamaları vardı. Yerel demokrasinin beşiği belediyeler güçlendirilmek istendi. İl genel meclisleri, özel idareler kapatıldı (Türkiye’nin her yerinde değil tabii) malların belediyelere devri kararlaştırıldı.

Paylaşım ve tartışma sadece mallar üzerinde yapılıyor sanılmasın. İşçiler, memurlar, personel, menkul ve gayrimenkuller üzerinden bir bütün olarak yürüyor tartışmalar.

Davul başkasında tokmak başkasında olmaz. Veya şu iddia açıklığa kavuşmadı: Bu mallar üzerinde acaba başka tasarruflar mı yapılacak?

* * *

İkinci dava furyası bakalım nasıl sonuçlanacak?

Keşke davaya gerek kalmadan çözülse. Hatta bir yol önereyim; konu yargıda olsa bile her zaman uzlaşma mümkündür. Uzlaşma tutanağı mahkemeye sunulduğunda mahkeme davanın konusuz kaldığına karar verebilir.

Aslında madem ki Hükümet İzmir’de ofis açtı, İzmir’e önem veriyor, bu konuyu da valilik ile belediye arasındaki mevzu olmaktan çıkarıp el koyabilir.