İzmir’e yağmur yağdı…

Yayın Tarihi 15 Aralık 2020

İzmir’e yağmur yağdı…

Ankara başkentimiz… Hayatımıza yön veren kararlar orada alınıyor. Orada çalışsalar da , çalışmasalar da vekillerimiz var ve biz yurttaşlar, devletin sahibi olduğumuzu onlara verdiğimiz vekalet ile hissediyoruz.

 

İstanbul bir dünya metropolü… Hiç şüphe yok ki, -sanki bir başkentmişçesine- dünya çapında en çok tanınan kentimiz… Kapitalizmin üstlendiği bir yer olduğu için, doğal olarak ticaretimizin, ekonomimizin de merkezi ve ekonomimize yön veren çok sayıda kurum ve kuruluşa da evsahipliği yapan bir kent...

 

İzmir ne?

 

Şu: Yüzyıllardır üstlendiği ilerici kimlikle, bu coğrafyada aydınlanmanın öncülüğünü yapmış, her yeniliğin bayraktarı olmuş bir çağdaşlık merkezi…

İzmir (uzun uzun söz etmeye gerek yok), çeşitli parametreler göz önüne alındığında “Türkiye’nin en çağdaş kenti”.

 

Buraya kadar tamam mı?

Öyleyse devam…

Acaba kötü mü yönetiliyor?

 

İzmir’e yağmur yağdı…

 

Menderes’te sel oldu; dere yatağından geçen yolda araç devrildi, 2 evladımız sel sularına kapılıp can verdi!

 

Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve Menderes Belediyesi’ni yönetenler yaklaşık 2 yıldır iş başında.

 

Karşıyaka’da deniz taştı; çağdaş İzmir’in en modern köşelerinden birinde, her yer sular altında kaldı.

 

Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve Karşıyaka Belediyesi’ni yönetenler neredeyse 2 yıldır iş başında.

 

Buca’da istinat duvarı çöktü, Karabağlar’da kayan bina boşaltılıp mühürlendi. Buraların başkanlarına bakıyoruz; birisi daha önce aday gösterilen adamlar teker teker iptal edilip onların yerine “the best” olarak seçildi; diğeri yıllardır o koltukta oturuyor.

 

Hiç, bir zamanlar AK Partili belediyeleri aynı durum hakkında eleştirirken onların verdiği ve CHP’lilerin alay ettiği “ne yapalım yani, düğmeye basıp rahmeti durdurmak mümkün mü?” cevabına sarılmasınlar…

 

Deprem sonrası sormuştum; “şimdi tamam, onca tabuttan sonra, evsizleri çeşitli evlere yerleştirdiğinizi, evsizlere otellerde oda hazırladığınızı söylüyorsunuz, hatta Tunç Soyer’in depremzedelere bizzat çorba dağıtttığı günleri bile gördük(!); şunu söyleyin bana; deprem için depremden önce ne yaptınız? diye sormuştum...

 

Kimse sesini çıkaramadı! Hiçbir Belediye! Ne Büyük, ne de Küçük!

 

Şimdi de aynı sorunun “güncellenmiş halini” yineliyorum;

 

Selden önce, sel için ne yaptınız?

 

Ses verin arkadaşlar; 2 yıl içinde ne yaptınız?

 

Mecbursunuz ses çıkarmaya…

 

Millet sesini bir yükseltirse, seçim sandıkları da sizin tabutlarınız haline geliverir; benden söylemesi!