İzmir'deki Suriyeliler: Mülteci değil insan geldi!

Yayın Tarihi 07 Ekim 2014

"Hepimiz mülteciyiz" başlıklı yazımdan sonra Konak Belediye Başkanı önceki Baro Başkanım Sema Pekdaş'dan aynı içerikte çok güzel bir açıklama geldi. Sema Başkan "Suriye'den mülteci değil, insan geldi. Unutmayalım!" dedi.

Tarihe, insana, topluma, dünyaya aynı içerikten bakanlar aynı konu üzerinde daha önce konuşmuş olmasalar bile hemen hemen aynı bakışla düşünce üretebiliyorlar. Sema Başkan’ın Suriyeliler konusunda bu insani yaklaşımı benim yüreğime su serpti. Neredeyse İzmir'in mülteciler konusundaki duruşunu sorgulamaya başlayacaktım. Geçen yazım çok sert oldu biliyorum. Ama neredeyse ırkçı ve dışlayıcı boyuta varan yaklaşımlara karşı dayanamıyorum.

* * *

Neyse, ben umut veren yaklaşımlara yer vereyim bu yazımda. Sema Pekdaş'ın İzmir'e gelen Suriyeli mülteciler hakkındaki insani yaklaşımları şöyle:

"Suriyeli mültecilerle ilgili kanunlar da çiğneniyor. Sınırları açtılar, sınırların açık olması demek, herkesin istediği gibi elini kolunu sallayarak gelip gitmesi demek değildir. Geliyorsa kayda alın, kim geldi, nerede, bizim kayıtlarımızın olması lazım. Birleşmiş Milletler de emrediyor zaten. Mülteciler Yüksek Komiserliği şimdi kayıt altına almaya başladı. Işıkkent'e bir merkez kurdular. Işıkkent'e kayıt yaptıranlar, aldıkları kimliklerle bu kişilerin tedavileri yapılıyor, belli yardımları alabiliyorlar ancak büyük çoğunluğu gidip kaydolmamışlar. Bir tarafından korkuyorlar bir taraftan da Işıkkent'e nasıl gidileceğini de bilmiyor. Onların bir dolmuş, bir otobüs paraları bile yok. Bu kaymakamlığın, İl Emniyet Müdürlüğü'nün, İlçe Sağlık Müdürlüğü'nün birlikte yapması gereken bir işlem. Basmane muhtarlarıyla biz bir toplantı yaptık. O toplantıya ben İlçe Sağlık Müdürü'nü ve İlçe Emniyet Müdürü'nü, Mülteciler Derneği'ni de davet ettim.”

Sema Başkan, İzmir’deki Suriyelilerin sağlık sorunlarından tutun da kadınlara fuhuş yaptırılmasına kadar pek çok sorununa değiniyor ve bunların çözümü konusunda belediye olarak devletin diğer ilgili organları ile beraber çalışmaya hazır olduklarını belirtiyor.

* * *

Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş'ın açıklamaları arasında katılmadığım bir yön var. Başkan, mültecilerin hamam, yemek vs. ihtiyaçlarını karşılamayı düşündüklerini ama İzmir'i cazibe merkezi haline getirmekten çekindiklerini söylüyor. Hangi danışmanının fikri bu bilmiyorum ama kesinlikle katılmıyorum. Yani yapılan hizmetin cazibe merkezi yaratacağına ve Türkiye'de bunu duyan bütün mültecilerin İzmir'e, Konak’a akın edeceklerine katılmıyorum. Bu düşünce hizmeti geri bıraktırmamalı.

Başkan’ın sözlerinin esasına tekrar dönersek, gelenler insan, unutmayalım!

Onların temizliğe, yemeğe, barınmaya ihtiyacı var ve bu konunun AKP'si, CHP'si olmaz!

Elbette belediyenin imkanları sınırsız değil ama hiç olmazsa fikirlere ve insani yaklaşıma sınır koymayalım. Korkmayın siz hizmet ediyorsunuz diye Konak mülteciler için cazibe merkezi olmaz, -hem olursa olsun, ne var bunda- olsa olsa Konak dünyada örnek bir ilçe olur.

* * *

Bir sanayici de Suriyelilerin ekmek fabrikası-fırın kurmaları ve çalıştırmalarından şikayetçi. Bunu da anlamıyorum. Hem onların çalışmadıkları ve dilenci olduklarından şikayetçisiniz hem de yatırım yapmalarından. Yabancı yerine koyuyorsanız işte yabancı yatırımcı geldi iş sahası açtı diye düşünün, serbest rekabet diye düşünüyorsanız işte rekabet; veya girişimci iseniz işte size yeni iş sahaları: Suriyelilerin neye ihtiyaçları olduğunu tespit edin ve o dalda iş kurun!

Türkiye’ye Bulgaristan'dan ve Bosna-Hersek'ten gelenler olduğunda da aynı veya benzer tartışmalar yaşandığını hatırlıyorum. Ne oldu? Bütün sorunlar insanımızın engin hoşgörüsü, zorda olanı sahiplenişi, dayanışması sayesinde çözüldü. Sadece Bursa'ya Bulgaristan'dan 400 bin soydaşımız gelmişti. Hepsi oradaki yeteneklerini, özelliklerini Bursa'da değerlendirdi ve Bursa'nın kalkınmasına katkı koydu. Görün bakın Suriyeliler de gittikleri yere bereket götürecekler.

* * *

Bu yazımı da ilgi gören geçen yazımın sonu gibi bitireyim:

Anadolu beşiktir. Kavimler beşiğidir. Daha çok kavmi barındırır ve kaynaşır, uyuşur, birleşir, renkleşir, birarada yaşar.

Kardeşlik için ağlamam bunun içindir. Hepimizin mülteci olduğunu söylemem bunun içindir.