İzmir’deki Suriyeliler! Hepimiz mülteciyiz!

Yayın Tarihi 30 Eylül 2014

Suriyeli mülteci, sığınmacı, zorunlu misafir her ne derseniz deyin savaştan kaçıp ülkemize, devletimize, milletimize sığınan Suriyeliler konusunda İzmir çok kötü sınav veriyor!

Savaşın kapımıza dayandığı, savaş tezkerelerinin mecliste görüşüldüğü şu günlerde çok açık ve net savaşa karşı olmalıyız. Savaşa karşı olmanın öyle uzun boylu ideolojik, tarihsel, toplumsal çözümlemesini yapmaya gerek yok. Her akşam televizyon haberlerini izlemek, savaşa karşı olmak için yeter de artar bile.

Savaşın ölüm demek olduğunu, yıkım demek olduğunu, savaşın ardında bizi savaşa hazırlayanların olduğunu, silah tüccarlarından başka kimseye yaramadığını bilmek gerek.

* * *

Suriye’ye savaştan önce gittim. İnanın, bana inandığınızı biliyorum, hiç iç savaş koşulları yoktu. Evet, halk Dımeşk-Demascus- (Şam) hariç Esat’ı istemiyordu ama ona karşı silahlı kalkışma aşamasında değildi.

Birdenbire dışarıdan getirtilmiş gruplar silah patlattı ve ülkede kargaşa başladı. Kavgada yumruk sayılmaz hesabı herkes herkesle savaşır buldu kendini. Bunun bir savaş oyunu olduğunu çıplak gözle görebilirdiniz.

Bu koşullarda Suriye’de yaşayanlar savaşmak istemiyorlarsa ve savaş kapılarına dayanmışsa ne yapsınlar. Sınırları aşıp -ki o sınırların da suni-yapay olduğunu, kağıt üzerinde çizgiden ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz- sınırları yok sayarak ülkemize sığındılar.

Suriyeli sığınmacıların bir bölümü de İzmir’e geldi. Ama İzmir bunlara kucak açmadı. İzmir demokratlığını göstermedi. Hatta son dönemde ırkçılığa varan söylemler geliştirilmeye başlandı.

* * *

Yunanistan’daki Türkler, Almanya’daki Türkler için oranın ırkçıları neler diyorsa burada da aynı söylem hakim kılınmak isteniyor. Yok efendim büyük imparatorluklar göçlerle yıkılırmış, zorunlu misafirlik sorunlu hale gelmişmiş, barış ve sevgi ortamı başkalarının huzurunu bozarak sağlanamazmış, Suriyeli mültecilere tahammülsüzlük yayılıyormuş, Suriyeliler kontrol mekanizmasından çıkmış, mevcut halkı rahatsız ediyormuş, vs. Bazı gençler bu Suriyelileri dövecekmiş, vay beymiş, yaşasın gençliğimizmiş, İzmir farkıymış bu!

Benzerlerini Naziler neo-naziler Almanya’da Türkler için söyledi ve Türklerin evleri yakıldı, çoluk çocuk öldürüldüler.

Nefret söylemi, ırkçı söylem derhal terk edilmelidir!

Bilerek bilmeyerek yazanlar derhal yazılarını düzeltip asla ve asla ırkçılık yapmadıklarını kamuoyuna açıklamalıdır.

* * *

Suriyeliler dedikleriniz bir coğrafi bölgeden kalkıp gelenlerdir. Biraz tarih okursanız dövmeyi düşünenleri alkışlayacağınıza, konuya polisiye çözüm arayacağınıza o gelenlerin en genel senin insanlık soyundan geldiğini, en özel de gerçekten kendi soyundan geldiklerini öğrenirsiniz. Orta Asya'dan başlayan göç dalgası bir kolu Hazar’ın kuzeyinden giderken bir kolu Hazar’ın güneyinden ilerledi. Aşağıya inan kollardan biri İran, Irak, Suriye ve Güneydoğu Anadolu’dan Toroslar’dan Anadolu’ya girdi. Yani Anadolu’ya sadece Malazgirt’ten girilmedi. Malazgirt’ten çok önce girildi.

Süleyman Şah türbesi nasıl kaldı suni-yapay Suriye sınırında?

Suriye’den gelenlere yabancı, mülteci, sığınmacı, vs. her ne adla bakış insani bakışı örtemez. Onlar insan! Yalnız onlar arasından çıkan bazıları mı dilencilik yapıyor sokaklarda. Dövmek için bahaneye bak!

Sanki bu sokaklarda daha düne kadar kap-kaç yoktu, asayiş berkemaldi, her şey huzurluydu, sığınmacılar geldi huzurumuzu bozdu-öyle mi? Ne kadar sığ, basit, ucuz, asla ve asla yazana yakıştıramayacağım bir söylem bu!

Derhal ve derhal rica ediyorum, hatta insanlık adına yalvarıyorum, yazdıklarının bu ırkçı anlamlara gelmediğini bana ve kamuoyuna açıklasın yazar ve içim rahat etsin.

Hangi hizmeti götürdün, hangi savaş travmasına çare oldun, hangi sağlık sorununu çözdün, hangi barınma sorununu çözdün?

Anadolu beşiktir. Kavimler beşiğidir. Daha çok kavmi barındırır ve kaynaşır, uyuşur, birleşir, renkleşir, birarada yaşar.

Kardeşlik için ağlamam bunun içindir. Hepimizin mülteci olduğunu söylemem bunun içindir.