İşsizlik çığ gibi büyüyor

Yayın Tarihi 18 Ocak 2021

İşsizlik çığ gibi büyüyor

Günümüz toplumlarında sadece ekonomik bir olgu olarak değil aynı zamanda sosyal bir olgudur işsizlik…

İlk bakışta bireysel bir problem olarak algılansa da işsizlik sosyal bir problemdir aslında.

Türkiye’de de artık kronikleşen bir işsizlik sorunu olduğu aşikar.

Ekonomi politikalarının karar vericisi ve uygulayıcısı olan hükümetlerin uyguladıkları politikalar malesef işsizlik sorununun çözümlenmesinde etkili olamıyor.

Özellikle uzun süreli işsizliğin hem birey hem de toplum üzerinde yarattığı etkileri pandemi döneminde çok daha net görmekteyiz.

Bu arada ülkemizde işsizlerin umudu olan ve 20 Ocak 1946 tarihinde kurulan İş-Kur bu yıl 75. yaşını kutluyor.

Bakıldığında adı İş Bulma Kurumu.

Kapısında binlerce insan bekliyor iş için…

İş buluyor mu?

Cevabı siz verin.

Diğer bir devlet kurumu TÜİK ise Allah’a emanet…

Neden mi?

Her ay verileri açıklıyor ya…

Ben çok gülüyorum televizyon başında. Her ay şunu soruyorum kendime:

Acaba bu verilere kendileri inanıyorlar mı?

Mesela TÜİK’e göre; Türkiye'de işsizlik oranı, Ekim 2020'de 2019'un aynı ayına göre 0,7 puan azalarak yüzde 12,7 olmuş, söz konusu dönemde işsiz sayısı 391 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişiye gerilemiş.

Güler misin ağlar mısın?

Böyle bir memlekette yaşıyoruz işte…

Diğer yandan Türkiye gitgide asgari ücretliler toplumuna dönüşüyor

DİSK’in araştırması, Türkiye’de 10 milyon işçinin asgari ücretin altında veya az miktarda üstünde çalıştığını ortaya çıkıyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) verileri ise Türkiye'de sigortalı çalışanların yüzde 41'inin asgari ücret ile çalıştığı yönünde.

Yapılan araştırmalar ise özel sektörde asgari ücret ve altında ücretle çalışanların oranı yüzde 49 ve asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 62 olduğunu gösteriyor.

 

 

Gelelim TÜRK-İŞ’in her ay düzenli olarak yaptığı 2020 Aralık ayı açlık ve yoksulluk araştırmasına;

4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.589,94 TL,

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.436,27 TL,

Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.146,98 TL olmuş.  

Bundan şunu net olarak çıkarabiliriz.

Kayıtlı çalışanların yarısı hem aç hem yoksul.

Ne kadar acı değil mi?

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir işsizlik.

Ateşten bir gömlektir. Yakar kavurur insanı…

İşsizlik, pahalılık gibi veriler TÜK’in yaptığı gibi kağıt üzerinde oynayarak düzelmiyor.

Vatandaşımız çaresiz.

Vatandaşımız perişan.

İşçi perişan, emekli perişan, işsiz perişan…

Rabbim yardımcımız olsun. Olsun elbette lakin bizlerde biraz akıllanalım. Gerisi kolay…

Kalın sağlıcakla…