“İsrail böyle durdurulamaz”

Yayın Tarihi 17 Mayıs 2021

İsrail’in katliamlarından birinin sonrasıydı yine…

İsrail yine “kudurmuş bir köpek” misali saldırmış, aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerle birlikte Lübnan’daki Sabra ve Şatilla kamplarında çocuk, kadın, ihtiyar demeden binlerce masum Filistinliyi acımasızca hayattan koparmış, masumların cesetlerini sokaklara tepeler gibi yığmıştı!

 

Filistin Kurtuluş  Örgütü Ankara Temsilciliği’nin düzenlediği “Katliam Etkinliği”nde ellerini omzuma koyarak dinleyen Başbakanlarımızdan Süleyman Demirel ile siyasetimizin Cumhurbaşkanı vekilliği de yapan “ağır toplar”ından İhsan Sabri Çağlayangil’e de çoook uzun yıllar önce Mülkiyeli bir öğrenci olarak aynı şeyleri söylemiştim… “İsrail böyle durdurulamaz; uluslararası alandaki feryadı, çığlıkları da çoğaltmak lazım” diye.

 

Yıllar su gibi akıp gitti, aynen devam...

Katil İsrail çocukları öldürüyor, kim olduğunu bile tanımadığı masum insanları katlediyor…

Dünya sessizce seyrediyor.

Bomba attığı kentlerde kimi öldürdüğünü bile bilmeden saldıracak kadar insanlıktan çıkan İsrail mi

daha “hayvani”, “İsrail meşru savunma hakkını kullanıyor” diyen ABD ve taifesi Batılı devletler mi; biz de “ibretle seyrediyoruz”.

 

Türkiye’nin en çok ses çıkaran ülke olması onur verici elbette ama neye yarar ki!

İsrail böyle durdurulamaz.

Protesto gösterileri ile, bayrak yakmakla olacak şey değil…

 

Olaya “taraf”ız çünkü; oradaki kurbanlar ile aynı dindeniz, kültürlerimiz birbirine çok benziyor (mesela isimlerimiz aynı!) ve hatta yüz yıllarca beraber yaşadık

 

Kimse bizim söylediklerimizin objektif olduğuna, feryadımızın haklı olduğuna hemen kolaylıkla inanıvermez ki!

 

Neredeyse her mukaddes günde durup dururken Filistinli masum insanlara “kuduz bir köpek gibi” saldırmayı alışkanlık haline getirmiş olan İsrail’in, kendisine füze ile karşılık verilmesini gerekçe göstererek bütün bir Gazze’yi ateş altına almasının insanlıkdışı sürecini dünyaya anlatacak insanları çoğaltmak asıl amaç olmalı...

 

“İsrail sadece savaş suçları işlemiyor; insanlığa karşı suç işliyor! İsrail’in Doğu Kudüs’te, Gazze’de hiçbir hakkı yok, vurguluyorum; kendilerini savunma hakkı da yok, tek hakkı, bavullarını toplayıp orayı terk etmek” ” diyen ünlü Yahudi Profesör Norman Finkelstein gibi…

“İsrail’e füze atılması kınanıyor, Filistinlilere saldırılar konusunda ise sadece “endişeliyiz” deniyor. Aşırı sağcı İsrail hükümeti, emrindeki İsrail ordusu ile uluslararası hukuku her gün daha fazla çiğniyor!” diyen antifaşist Fransız milletvekili Clementine Autain gibi…

“İsrail saldırganlığının nedeni ABD’nin desteği! ABD Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri ve adaletsizliklerde oynadığı rolü kabul etmelidir” diyen ABD’li  Demokrat vekil Alexandria Ocasio-Cortez gibi...

“Güney Afrika’ya yaptırımlar siyahi halkı özgürleştirdi; Filistinlileri özgürleştirmek için de İsrail’e yaptırımların zamanı geldi” diyen ABD’li sinema sanatçısı Mark Ruffalo gibi...

 

 

Bu konudaki en rasyonel adımlardan birini yine bizim Reis, Başkan Erdoğan attı; telefon zinciri haline uyguladığı diplomatik girişimlerle onlarca ülkenin liderine durumu anlattı, bilgi alışverişinde bulundu.

Reis kendisi gibi bölgedeki en etkin aktörlerden Rusya lideri Putin ile görüşmesinde “iki devletli çözüm”ü kastederek, “Rusya ile görüş birliği”ne vurgu yaptı ve bu dahil bütün girişimlerinde tarihi nitelikteki çözüm önerisi “bölgede bir koruma gücü oluşturma” önerisini bütün dünyaya “haykırdı”.

 

İşte böyle yapılmalı.

 

Bağırıp çağırarak, kendi kendimizi yaralayacak şekilde vurup kırıp dökerek, küfrederek değil; gerçekleri dünyaya anlatıp, Türkiye ve Rusya gibi konunun bilincinde olup çözümcü aktör olabileceklerin yanısıra bütün dünyada çok daha fazla insanın da vicdanlarını “uyandırarak” hareket etmek lazım.