İnsanlığın yarını ve bir gönüle girmek!

Yayın Tarihi 02 Aralık 2020

İnsanlığın yarını ve bir gönüle girmek!

Deprem ve koronavirüsle mücadele ettiğimiz şu günlerde “insanlığın yarını var mı?” diye kendi kendimize soruyoruz, düşünüp taşınıyoruz. Bu tasa, bu kaygı, bu belirsizlik, bu anlam verememe, bu yarınsızlık, bu umutsuzluk, bu…bu...

Bu yeni bir şey değil galiba. Taaa 1961 de Bertrand Russel (Has man a future?) İnsanılığın yarını Var mı? Diye sormuş. İnsanlığın ilerlemesi, aydınlanması anlamına gelen bilim-ilim gün gelmiş nükleer savaş endişesi yaratmış ve insanlığın sonunu getirebilecek korkuya dönüşmüş. Bertrand Russel’den evvel Nazım Hikmet “Stronsium 90” adlı şiirinde adeta günümüz gündemini yaşamışçasına yazmış. Bu gün Mars’a vs. gidiş, orada koloni kurmak vs. konuşuluyor ya belki de ilham kaynağı Nazım Hikmet’ti, belki insanlığın başından beri hayaliydi?!

“Acayipleşti havalar,bir güneş, bir yağmur, bir kar./Atom bombası denemelerinden diyorlar./Stronsium 90 yağıyormuş ota, süte, ete, umuda, hürriyete, kapısını çaldığımız büyük hasrete./ Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm./Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,/ya dünyamıza inecek ölüm.”

Ölü yıldızlara hayatı götürme serüveninde, zaten hayatın var olduğu dünyamız hayatı götürsek, hayatı korusak, hayatı hayatlasak, saklasak, hayatı yaşatsak, yaşamı yaşatsak…Belki de Nazım Hikmet bunu demek istedi,***

Eskiden, çok eskiden ozanlar, şairler hem felsefeci, hem bilim-ilim insanı hem yaşam gurusu, hem tıbcı, hem fizikçi, hem kimyacı, hem herşeydiler. Yunus Emre de öyleydi, onun şiirlerinde bugüne dair, yarına dair, geleceğe dair çok şey vardı. Bugün deprem ve koronavirüsle mücadelede bilim insanlarının çabaları saygıdeğer. Onlara şükran borçluyuz. Bilim insanları şu dönemde kafa karışıklığımızı da gidermeli. Koronavirüs aşısı olacak mıyız, olmayacak mıyız? Koronavirüs ilaçları kullanacak mıyız, kullanmayacak mıyız? Depremde ne yapacağız? Depremleri önceden tespit edip uyarı sistemleri kurabilecek miyiz? Sorunları, kaygıları aşıp geleceğe umutla bakabilecek miyiz? Sevgili Yunus emre hepsini cevaplamış, Anadoluyu gezmiş söylemiş:

“İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin/Ya nice okumaktır”

“Okumaktan murat ne/Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin/Ha bir kuru ekmektir”

“Okudum bildim deme/Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen/Abes yere gelmektir”

“Dört kitabın mânâsı/Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin/Bu nice okumaktır”

Yiğirmi dokuz hece/Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca/Mânâsı ne demektir”

Sevgili Yunus Emre çağlar öncesinden yüreğimiz titreten şu dizelerle şiirini noktalıyor.

Yunus Emre der hoca/Gerekse bin var hacca /Hepisinden iyice/Bir gönüle girmektir”

Şu fani dünyadan geldik gidiyoruz. Bir gönüle girmeden gitmeyelim, hı ne dersiniz, bir gönül kapısını çalmadan, bir gönül dalına konmadan, bir gönül kuşu uçurmadan, bir gönül şarkısı söylemeden …gitmeyelim…