İnsan nedir?

Yayın Tarihi 14 Mart 2018

İnsan nedir?
İnsan denilen varlığın bir tanımını yapacak olsak muhtemelen elimizde birbiriyle çelişen onlarca tanım kalacaktır.
Peki, insan esasında nedir?
Bir canlı olmanın ötesinde insan tam olarak neyin karşılığıdır? 
Dünyada ortalama yaşam beklentisinin 75 yıl, bunun da 39.446.157 dakika yaptığını düşünürsek zamanla yarışan bir mekanizma mıdır insan?
Bunun cevabını bir çırpıda verebilmek oldukça zor. 
Aklın yolları kifayetsiz bunu çözmeye. Sadece kalp bilir hakikati…
İnsanın hiçbir zaman tek bir tanımı yoktur. Olması da beklenemez zaten. Buna dualizm de diyebiliriz ego da… Hatta insan yok olma arzusuyla yanıp tutuşan bir fikirden ibaret de diyebiliriz. Ancak yapılacak tüm tanımlar yine bizi saran dış etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkacaktır.
Haliyle insan bulunduğu noktada ne ise odur. 
İnsan olmak biz olmaktır. İnsan olmak anlamaya çalışmaktır. 
İnsanlık dediğimiz, büyük doğa sistemindeki bir alt sistemdir. Binlerce yıldır bizden öncekilerin yaptığı gibi, aktarmak ve büyük insan birliğine katkı yapmaktır. İnsan olmak doğada yahut insanlar arasında tek başına olmaz. Diğerleri ile anlam kazanır. 
Herhangi bir şeyi değerli kılan çevresidir. Hayatımızdaki tüm eylemlerin bir şekilde başkasına bağlandığını, birilerinin katkıları sayesinde başarıya ulaştığını nazara alırsak insan olmanın birlik olma anlamını anlayabiliriz. 
İnsan nedir? sorusunu çok güzel tarif eden bir hikaye ile sonlandırmak istedim bugunkü yazımı.
İnsan çıtalıya (uçurtmaya) benzermiş aslında.
İnsan doğar can kazanır, büyür güç kazanırmış.
Gücünü ikrar' ından alırmış, ikrar ise verdiği kararlarmış.
Eğer kararında adaletli ise erdemli olur. Adaletinde Kemal' i bulursa Kamil olurmuş.
İşte o zaman Yunus Emre' nin dediği gibi "Canlar canını bulur. Ölse bile bedeni ölür. Ama o Can sonsuza kadar yaşar."imiş.
Bunlardan biri eksik olursa çıtalı uçamaz, insan da kamil olamazmış. Kamil olmayana da insan denmez, beşer denirmiş.
Beşer deri demek, bildiğimiz deri, hani şu üstümüzde olan. Ayağımıza giydiğimiz yemeni gibi. Ama o sonsuza dek yaşayamazmış, dayanıksızmış çünkü. İşte bu yüzden "beşer hep şaşar" imiş. Zayıfmış çünkü. Ona güç verecek, onu yaşatacak olan şey eksiksiz adaletle alacağı kararlarmış. Ancak işte o zaman insan olurmuş.
Peki Kamil (insan) adaletini nasıl sağlamalıymış? 
Tabi ki hak ile.
Hak; içinde senin olmadığın kararlardan ibaret adalete denir. Adaletin kemali böyle olur. Demem o ki, insanın sonsuza dek yaşaması, içinde kendinin olmadığı tertemiz adalete bağlıdır.
İşte o zaman insan toprağın altında olsa da ölmezmiş. Hakka aşıkmış çünkü.
Ne demiş Yunus Emre: "Ölürse beden ölür, canlar ölesi değil"