İnatçı keçi masalı

Yayın Tarihi 02 Mart 2021

Bir köylünün iki inatçı keçisi varmış. O kadar inatçılarmış ki biri diğerinin yaptığı şeylerin tam tersini yaparmış. Öyle ki birisi otlamak için köylünün evlerinin kenarından akan derenin karşı tarafına geçse o mutlaka bu tarafı tercih edermiş. Yine birgün kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş. Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden birisi ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış. İkisi de derenin karşı tarafından otlamak istemişler ve ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün tam ortasında rastlaşmışlar. İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler. Keçilerden birisi yol istemiş:

-Çabuk yol ver karşıya geçeceğim.

Diğer keçi yol vermeye yanaşmamış;

-Önce ben geldim, sen bana yol ver.

Keçilerin ikisi de inatçı mı inatçı. Köprüde kafa kafaya toslamışlar. İkisi de kavga etmekten yorgun düşmüşler. Bir tos, bir tos daha derken, keçilerin ikisi birden dengesini kaybedip ırmağa düşmezler mi? İki keçi, ırmakta bata çıka sürüklenmeye başlamışlar. Boğulmak üzereyken yaptıkları hatayı anlamışlar.

Son sözleri ikimiz de bu kadar inatçı olmasaydık! Olmuş.

Bunu niçin anlattım? 1989 yılında belediye seçimlerine giderken propagandalar esnasında gecekonduların her gün biraz daha çoğaldığını görüyordum. O zamanki ismi SHP olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin adayı idim. Gecekondu yapılan yerleri gezdikçe içim sızlıyordu. Biraz geç de kalsam helikopterle yeni yapılan gecekonduların fotoğraflarını çektirmiştim. Seçim bitti. Kazanan bendim. Ama kara kara düşünüyordum. Bu göç alan kenti gecekondusuz olarak ,insanca yaşanabilir bir kente nasıl dönüştürebilirdim. İzmir’de Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB)’u ziyaret ettim. Onlara her odaya birer temsilcilik vaat ettim. Veya tüm odalarla irtibatı sağlayacak bir çalışma ve irtibat bürosu da olabilir dedim. Kabul ettiler. Her bir oda ile protokol imzaladım. Beni en iyi anlayan tüzel kişilikler bunlardı. Zira bilim yuvaları olan bu kuruluşlar bana yardımcı olacaklardı. Uzatmayayım onlarla çok iyi çalışmalar yaptık. Önce gecekondulaşmayı durdurduk, sonra arsalar ürettik. Ve mevcut gecekonduların (her ne kadar tapu tahsis belgeleriyle karşımıza çıksalar da) ürettiğimiz arsaları çok ucuza ve taksitlendirerek yavaş yavaş ortadan kaldırdık. Hatta kimileri arsaları belirlediğimiz yerde kendileri belediyemize yardımcı olarak insanca oturulabilir konutlarına kavuştular. Elbette birkaç direniş oldu. Ama onları da ikna ederek düzgün konutlara yerleştirdik. Başlangıcında o kadar ürkmüştüm ki uzun yıllar bu işin süreceğini zannetmiştim. Ama olayın içerisine halk katılımı ve bilim girince çözülemeyen iş kısa sürede bitiverdi. Şimdi o yörede yaşayan, ülkenin değişik yerlerinden gelmiş olan insanlarımız temiz ve konforlu bir yaşama sahip oldular.

Bilimin öncülüğünde içinden çıkılamayacak iş yoktur. Yeter ki inatlaşma olmasın. Çünkü inatlaşmanın sonu vermiş olduğum masal örneğindeki gibi kaçınılmaz olarak her kesimi üzer