İdeolojik siyaset ve gençlik 2013,

Yayın Tarihi 27 Ekim 2018

17 şubat 2013 tarihli Yenigün gazetesinde yayınlanan köşe yazımı hatırlayıp sizlerle paylaşma gereği duydum. Noktasına virgülüne dokunmadan sizinle 5 yıl önceki köşe yazımı paylaşıyorum.
“Ne derin bir kuyudur siyaset. Ne 4, ne 5, ne de 6 bilinmeyenli bir denklemdir, siyaset. Kimilerine göre aş iş kapısı kimilerine göre ideal ve ideoloji heyecanıdır. Yıllar yılı siyaset dünyamızdan gelip geçenler TV ekranlarından görüp değerlendirme yaptığımız figürler her nedense hayatımızın yöneticileri olmuşlardır. Siyaset hayatımızın vazgeçilmez gerçeğidir. Kimilerimiz aman siyasetten uzak durun der. Kimilerimiz 7/24 siyaseti dünyasının içinden çıkmaz. Kimilerine göre siyaset istikbaldir. Kimilerine göre eziyetin daniskasıdır. Eziyet gibi görenler siyasetten uzak durdukları kadar sürekli de içinde olduklarını fark etmezler. İçinde olanlar ise neden içinde olduklarını da bazen kestiremezler. İdeolojisi olmayanlar, ideolojik bir taban oluşumu içerisinde siyasi yapılanmalar gerçekleştiremezler. Çok kısa süre içinde kar zarar hesabı ile güncelliklerini yitirir, yok olur giderler.
Ülkemizin geçmiş 60 yıllık siyasi arenasına baktığımızda ideolojik siyaset yapan partilerle ideolojisi olmayan birçok partiyi görürsünüz. Şimdi bu partilerin hangisi ideolojiktir hangisi değildire girmekten ziyade neden ideoloji öne çıkmış olan parti olduğu kadar neden ideolojisi olmayan da partiler olduğunu bir düşünelim bakalım. “İdeallerinizin peşinde giderseniz yaşama azminiz ve heyecanınız artar.” Kim söylemiş bunu? Düşünün bakalım. “İdeoloji, siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü” diye tanımlanıyor. Yıllardır üzüldüğüm bir konudur. İdeolojik gençlik yetişmemesidir. Önceki köşe yazılarımda buna değinmiştim. Gençlikle ilgili yazdığım yazıda okunma rekoru kırdık. Demek ki çok duyarlı bir gençliğimiz var. Ancak işsiz gencin, karnı doymadan, düşünebilme özgürlüğünü de elde edemediğini de gördük. Görüyoruz. Büyüklerinden ne görüyorsa, kendisi de hayatı ile ilgili kararlar verirken büyüklerini takip ediyor.
70'li, 80'li yıllardan sonra ideolojisi için mücadele edenlerin akıbetinin kötü olduğunu gören anne ve babaların çocuklarını, ideolojik yaklaşımdan uzaklaştırmışlardır. İdealler bitmiş. Kapitalizmin, kısacası para ve sermayenin esiri olarak yaşamlarının daha iyi olacağını düşünmüşlerdir. Hayatı, yemek, içmek, para kazanmak vs.olarak değerlendirmek zorunda kalmışlardır. Buna canlı yaşadığım bir örnekte, 78 kuşağının gerçekten marka isimlerinden birinin hem ismi ve hem de soy ismini taşıyan bir abimiz, ideolojisini emekli olması sonrasında ekonomik şartların kıskacında kalarak ilkelerinden düşünce mücadelesinden ödün vererek, birilerinin siyasi istikbaline katkı koymak amaçlı yerel yönetimlerden birinde işe girdi. Ve fikirlerinin hiç mi uyuşmadığı bir kişinin arkasında kapitalizmin oyuncağı gibi dolaşmaya başladı. Keşke “onurlu aç yatmak varken, onursuz tok olmayı seçmeseydi bu abimiz” diyebilirsiniz. Demek ki ideolojik mücadele, ya ömür boyu olacak ya da kesintiye uğramadan sürekli olacak… Başka tanımla yapılamaz. Mücadele geçici yapılmaz. Hakça, özgürce, adaletli, onurlu yaşam için ideolojinin şart ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu vesile ile de ideolojik siyaset için ideolojik gençliğe ihtiyaç duyduğumuzu haykırıyorum.”
Gençlik gelecektir. Gençlik yoksa gelecek yoktur. Ülke yönetiminin her kademesinde gençliğe geleceğe ihtiyaç vardır… Bu ülkede duyarlı sorumlu sorgulayan gençlik istiyorsak, gençleri ideolojik ve sorumluluk sahibi yetiştirmemiz ve yönetim kademelerinde gençlere yer vermemiz gerekmektedir. 
Not; Yerel seçimler yaklaşırken aday adaylık bolluğu özellikle genç siyasetçilerin yoğun başvuru yapmaları umudumu yeşertiyor. Bıkmadan usanmadan, yoruldum demeden, çalışıp ülkemize kentimize halkımıza bayrağımıza vatanımıza halkımıza sahip çıkacağız. Hep birlikte omuz omuza mücadeleye devam ! Kalın sağlıcakla !