Hukuk varsa yaşam da güzel yaşamak da…

Yayın Tarihi 15 Şubat 2017

Yaşamak elbette güzel şey hiç kuşkusuz...

Lakin bizim gibi gelişmekte olan, ekonomisi dışa bağımlı, evrensel hukukun işlemediği, demokrasinin olmadığı, insan haklarının ayaklar altında olduğu ülkeler hariç tabi…

Belki bu düşüncemi abartılı bulunlar olabilir. Bu tezimin en büyük dayanağı ise ülkemizdeki yargılamalarda yaşanan hukuk garabetleri…Unutulmamalı ki yargının ana işlevi “adaletin gerçekleşmesini” sağlamaktır. Ne yazık ki hukukun üstünlüğü kavramı ülkemiz siyasetinde iktidarın üstünlüğü olarak algılanmaktatır. Birçok dava da siyasal olarak görülmekte ve vicdanlarda derin bir yara bırakmaktadır. Ülkemiz anayasası güçler ayrılığı ilkesiyle, yasama, yürütme ve yargının birbirlerini etkilemeden fonksiyonlarını icra etmesini hedeflemiş fakat halen yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvencelere bağlayamamıştır.

Günümüzde içiçe girmiş ve birbirini denetlemekten uzaklaşmış bu erkler sayesinde de adalet mekanizması bizzat sorun üreten bir kurum haline gelmiştir. Her ne kadar yargı bağımsızlığı, yargının siyaset ve iktidara bağımlı olmamasını ifade etmek olsa da adalet mekanizmasının keyfi uygulamaları, birey hak ve özgürlüklerinin korunmasını temel anlayış haline getirecek zihniyet değişikliğinin başka baharlara kalmasına sebep olmaktadır.

Siyasi erklerin baskısıyla alınmış hukuksal kararların ardından yapılan “Yargımıza güvenelim. Çıkacak sonuçlar hukukun gereğidir.” açıklaması ise yasama, yürütme ve yargısı tek elde toplanmış otoriter bir tavrın yansımasından başka birşey değildir, inanın buna…

İktidarlar yargıyı, kendisinden olmayanları sindirmek ve cezalandırmak için kullanmaktan vazgeçmelidir. İktidar sahipleri unutmamalıdır ki; demokrasilerde muhalefet düşman değil, sadece ve sadece iktidarın denetleyicisidir.

Hepimizin hafızasına not etmesi gereken diğer bir husus da insanları bir araya getiren ortak değerlerin varlığıdır. Bu değerler millet olmanın aracıdır. Bu büyük pastanın harcını ortak dil, ortak kültür, ortak tarih, ortak bir toprak parçası, bayrak ve akla gelmeyen pek çok unsurla milletin en büyük temsilcilerini oluşturmaktadır.

Ayrıca var olan bu ortak değerlerin çokluğu da millet bütünlüğünün teminatıdır. Bu pastanın üzerindeki mumlar da anayasal hak ve güvenceler, demokrasi ile birlikte olmazsa olmaz olan hukukun üstünlüğüdür.

İktidarın temel görevlerinden biri de bu mumları muhafaza etmek ve söndürmemektedir.

İktidarda kim olusa olsun şunu bilmelidir ki yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam olarak sağlanmadığı sürece söndürülen her mum gün gelip tekrar yanacak, kim olursa olsun hukuku arka bahçesi olarak görenlerden hesap soracaktır.

Yaşamak güzel şeydir kuşkusuz...

Ama gelişen dünyaya ayak uydurarak yaşamak...

Anayasaya, hukuka, demokrasiye, insan haklarına bağlı kalarak bir ve beraberce…