Hayvanlara eziyet artık son bulsun!

Yayın Tarihi 01 Ağustos 2018

Hayatın renklerindendir hayvanlar. Ve hayvanları sevmek yaratılış gayesinin gereğidir.

Bizler gibi onların da yaşama hakkı vardır . Bilmeliyiz ki yaşadığımız yeryüzü bizlerin olduğu kadar onların da dünyasıdır.

Hayvanların doğal dengenin içinde rol alan en büyük canlı topluluğu olduğunu hiçbir zaman gözardı edemeyiz. Zaman hayvanları sevmenin ve korumanın insanlığın en büyük görevlerinden bir tanesi olduğu gerçeğiyle yüzleşme zamanıdır.

Kimi zaman unuttuğumuz, çoğu zaman hunharca katlettiğimiz, şehrin ortasında kuyruğuna teneke bağladığımız, zevk uğruna avladığımız gerçek dostlarımızı hayvanları gerçek anlamda koruyabiliyor muyuz?

Malesef!!!

Ülkemizde eşeğin başına torba geçirip dövenden tut, köpeklere tecavüz edene hatta zevk uğruna arabasının arkasına iple bağlayıp, yolda sürükleye sürükleye öldürene kadar birçok ruh hastası mevcut.

Örnekler o kadar çok ki...

Dünyanın pek çok yerinde kozmetik ürünler için hayvanlar denek olarak kullanılıyor.

Afganistan'da şenlik ve kutlamalar eşliğinde düzenli olarak cuma günleri köpek dövüştürülüyor.

Çin'de küçük kafeslerde tek başına tutulan tavşanların tüyleri üç ayda bir yolunarak tekstil sanayisinde kullanılıyor.

Fransa'nın bazı bölgelerinde kazlar ciğerleri yağlansın diye boğulana kadar besleniyor.

Meksika'da böcekler canlı olarak mücevherlerle kaplanıyor ve broş olarak satılıyor.

Filipinler'de damarları kanlar, vücudu ise yara bereyle dolunca etin daha lezzetli olduğuna inanıldığı için tavuklar döverek öldürülüyor.

Asya'da zenginlik ve mevki göstergesi sayılan yüzgeç çorbası yüzünden her yıl milyonlarca köpek balığı katlediliyor.

Çin'de küçük plastik balonlara hapsedilmiş kaplumbağa, balık, semender ve kurbağa gibi canlı hayvanlar anahtarlık olarak satılıyor.

Kanada'da her yıl mart ayında yapılan avla birlikte yüz binlerce fok sopalarla canlı canlı öldürülüyor ve bu bir spor olarak görülüyor.

Tepkilere rağmen Japonya ve Danimarka'da her yıl yüzlerce balina katlediliyor.

Bulgaristan'da halen sürdürülen bir gelenekle köpekler asılıyor ve vahşi bir şekilde öldürülüyor.

İspanya'da her yıl yapılan festivalde boynuzları yakılan boğalar halk arasına salınıyor ve daha sonra öldürülüyor.

Tüm bunların ışığında, 21 yy. dünyasının hayvanları sevmenin, onları esaret altına almakta öldürmekte değil, doğal yaşamlarına yardımcı olacak şekilde merhamet etmekten geçtiğini anladığımız bir zaman dilimi olmaması ne acı.

İnsanlar sürekli şu cümleleri dillendiriyor; “Milyonlarca insanın açlık, hastalık, fakirlik ve en önemlisi adaletsizlik yüzünden acı çektiği bir dünyada, kendilerini hayvanların korunmasına, beslenmesine ve haklarına adayanları anlamıyorum. Hayvan haklarını korumaya harcayacağınız enerjinizi ve paranızı ihtiyacı olan insanlara harcamaktan neden çekiniyorsunuz?”

Siz siz olun bu cümleleri kuran, kalpleri taş bağlamışlara inat onları sevin!

Ve hiçbir zaman unutmayın ki: Bu dünya hepimizin! Hayvanların yaşam hakkına saygılı olmak, sadece kanuni değil hem vicdani hem de ahlaki bir sorumluluktur.

Ve hayvanları sevmek, insanlık onurunun bir parçasıdır…