Hayalet vatandaş

Yayın Tarihi 18 Aralık 2019

Size bugün ilginç birşey anlatacağım; bu anlatacağım şeyin, yüzyıllardır devam eden o güzelim devlet-vatandaş muhabbetinin nerelerde kesintiye uğrayabileceği konusunda bir örnek olup olamayacağına karar verin.

Size bugün ilginç birşey anlatacağım; bu anlatacağım şeyin, yüzyıllardır devam eden o güzelim devlet-vatandaş muhabbetinin nerelerde kesintiye uğrayabileceği konusunda bir örnek olup olamayacağına karar verin.

Çok bilinmeyenli matematik problemleri kadar zor bir sorununun çözümü İzmir Valiliği’nde mi, Karabağlar Kaymakamlığı’nda mı, İzmir Emniyeti’nde mi, Karabağlar İlçe Nüfus Müdürlüğü’nde mi

bir düşünün bakalım...

 

Anlatayım…

Hüseyin Ilıman benim 40 yıllık dostum (lafın gelişi değil ama gerçekten kırk yıl!)…

Bugünlerde başı dertte.

Çünkü çok zor bir çaba içinde; kendisinin Hüseyin Ilıman olduğunu kanıtlamaya çalışıyor!

 

Baştan alayım…

Sevgili Hüseyin 2 ay kadar önce yıllardır büyük bir fedakarlık örneğiyle baktığı anneciğini, değerli büyüğümüz Bahriye Teyzemizi kaybetti… Teyzemizi sonsuzluğa uğurladığımız günlerde Hüseyin cüzdanının cebinde olmadığını farketti, ya çalınmış ya da düşmüştü, bu önemli değildi; önemli olan nüfus cüzdanı ve sürücü ehliyeti gibi belgelerinin de kaybolmasıydı.

 

Hüseyin elinde evde bulunan nüfus cüzdanı fotokopisi ile birlikte soluğu Karabağlar Nüfus Müdürlüğü’nde aldı ama aldığı ilk yanıtlarla birlikte “büyük mücadele”si de başlamış oldu.

 

Müdürlük, Hüseyin Ilıman’dan kendisinin o kişi olduğunu ispat etmesini istiyor; Pasaport, Sürücü Belgesi, Evlilik Cüzdanı gibi kanıtlayıcı bir belge talep ediyor, ya da , anne, baba, kardeş veya çocuklarından herhangi birini getirmesini istiyordu.

Amma velakin annesini daha dün toprağa veren Hüseyin, babasını da yıllar önce kaybetmişti, yıllardır yurtdışına çıkmadığı için ne bir pasaportu vardı, ne de hiç evlenmediği için bir evlilik cüzdanı ve çocukları. Ehliyeti de nüfus cüzdanı ile birlikte kaybolanlar arasındaydı ve elindeki fotokopi elbette hiçbir işe yaramıyordu.

 

Son bir seçenek kalıyordu; Hüseyin’in kardeşleri… Biri Akdeniz’de, biri Marmara’daydı ama biri İzmir’de EVKA-1’deydi... O da olmadı… Polis, EVKA-1’deki adresinde bu kardeşi bulamıyordu ve bu kardeş artık eski telefon numarasını da kullanmıyordu!

 

Devletini çok seven ve “onlar da haklı!” diyen sevgili dostum Hüseyin Ilıman bugünlerde diğer kentlerdeki kardeşleriyle sorununu çözmeye çalışıyor. Onlar işlerini güçlerini bırakıp gelebilirse, Hüseyin, kendisinin Hüseyin olduğunu kanıtlayacak ve bir kimlik sahibi olabilecek!

 

Ha bugünlerde Hüseyin (Allah korusun!) bir kalp krizi geçirirse, ne olacağı belli değil!

Bir suça tanıklık eder ya da bir şekilde karışırsa kim olduğu belli değil!

Elinde “geçici” de olsa iş görebileceği bir belge yok!

Devletin (devletine aşık ve her zaman olduğu gibi mağdur olduğu bu durumda bile devletini haklı gören) bir vatandaşına 2 aydır bir kimlik belgesi verememesi çok riskli değil mi?

 

Ben hep sorun yazan bir gazeteci değilim; genellikle çözüm önerilerimi de sunuyorum; 40 yıldır aynı yerde (Karabağlar, -Yeşilyurt- Doğanay Mahallesi) oturan bir adam, aynı yerde 40 yıldır muhtarlık yapan Halil Şenkuzu’ya sorulamaz mı?

Yıllardır gidip geldiği Sağlık Ocağı’ndaki Aile Hekimine sorulamaz mı?

Bakalım sorun nasıl çözülecek; aramızda “bir hayalet gibi” dolaşan “hüviyetsiz” adam, çok sevdiği devletinin “kimlik belgesi”ne ne zaman kavuşabilecek, nasıl tekrar “normal bir vatandaş” olabilecek, bekleyip göreceğiz.