Güneş tutulması

Yayın Tarihi 14 Ağustos 2020

Aslında sözleşme iyi niyetli bile olsa özünde kadına yönelik şiddetin normalleştiğini onaylar gibi bir durum içeriyor.

Aslında sözleşme iyi niyetli bile olsa özünde kadına yönelik şiddetin normalleştiğini onaylar gibi bir durum içeriyor.

Hani savaş karşıtı ülkelerin el altından gizlice savaşan ülkelere silah satması gibi. Erkekler arasında içten pazarlıklı. Yanlışlığı belli ama düzeltilirse, menfaatlerine uymayacak, düzeni tersine çevirecek bir konu dünyadaki tüm erkekler için riskli…

Egemenliklerinin böylesine doğuran, acıya dayanıklı, zeki, iradeli, üreten bir karşı cinsin elinde olması pek işlerine gelmez!

*

İstanbul Sözleşmesi; Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi; kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme  ve bunla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konuda yükümlülüklerini  belirleyen uluslararası  insan hakları sözleşmesidir.

Ne yani tüm devletler birleşip bu kadınları çok dövdük artık elimizin bir ayarı olmalı mı demişler?

Biz erkekler dünyanın canını çıkardık! Duyarsızlığımızla etrafı berbat ettik. Bir yandan ürettik bir yandan pislettik ve tüm pislikleri kıtaların altına süpürdük. Kutuplar, savaşlar, cinsel sapkınlıklar derken çığırından çıktık. 'Şu kadınlara biraz iyi niyet gösterelim de temizliğe el atsınlar' der gibi bize özgürlük lütfetmelerini içim kaldırmıyor doğrusu!

*

Sözleşme 11 Mayıs 2011 tarihinde, İstanbul’da sekizi Avrupa Konseyi'nde olan on devlet tarafından onaylandı. Yürürlüğe ise 1 Ağustos 2014 tarihinde girdi.

Sözleşmenin Türkiye ayağı ise 24 Kasım 2011’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile “onaylanmış”, Türkiye parlamentosundan geçiren ilk ülke olmuştur!

Yani bu sözleşmeyi imzalayan öncü ülkeyiz!

Sözleşme müzakerelerinde Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki uluslararası birçok anlaşma ve tavsiye metinleri değerlendirilerek sözleşmenin taslağı hazırlandı.

*

Toplumsal cinsiyet, toplum tarafından kurgulanmış davranış ve eylem halini niteleyen metinde, insan hakkı ihlali olarak değerlendirilmektedir. Şiddet, cinsel istismar, taciz, tecavüz ve zorla erken yaşta evlendirilme ile namus cinayetleri gibi durumların kadınları toplumda öteki durumuna getirdiği ifade edilmektedir.

Sözleşmede şiddet tanımına; Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) 19. Tavsiyesi ve Kadınlara Yönelik Her Türlü Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına ilişkin BM Bildirgesi’nin benzerlik göstermesiyle beraber psikolojik şiddet ve ekonomik şiddet ibareleri de ayrıca eklenmiştir.

Sanki kadınları kendileri ötekileştirmemiş gibi…

*

Türkiye’de 2011 yılından 2020 yılına kadar 2 bin 337 kadın şiddet görerek hayatını kaybetti…

Sözleşmede öncü Türkiye mucizeler yaratmış yine…

Biz kadınlar sosyal medyada siyah beyaz fotoğraflarımızı paylaşaduralım. Boşanmak isteyen kadınlar, tazecik genç kızlar, çocuklar öldürülsün, horlansın, ezilsin, büzülsün! Sözleşmeden ne haber?

“Bu coğrafyada önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar. Çünkü güneşi kadınlar doğurur” 

Uyanın kadınlar bize ihtiyaç var, güneş ufuktan şimdi doğar…