Gündemden notlar

Yayın Tarihi 09 Mart 2020

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un şehit cenazesinde yaptığı tuhaf hareketler son dönemde epeyce yazıldı çizildi; üzerinde konuşuldu…

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un şehit cenazesinde yaptığı tuhaf hareketler son dönemde epeyce yazıldı çizildi; üzerinde konuşuldu…

Şehit cenazesine pamuk gibi uçuşan bembeyaz bir kıyafetle katılması, gelip dua eden insanların önüne geçmesi falan gerçekten çok acayipti.

O yöre, yani hem şehidin memleketi Dinar, hem de güneyindeki, yarım saat kadar mesafede bulunan Keçiborlu benim çok iyi bildiğim yerler… Dinar Afyon Karahisar’ın, Keçiborlu Isparta’nın ilçeleri. Ve Keçiborlu doğal olarak milletvekili hanımefendinin seçim bölgesi.

Bu cenazeye kadar o yöre insanından, bu vekil hanımefendi ile o kadar güzel, o kadar olumlu şeyler duydum ki, anlatamam… Demek ki her insanın, “bir çuval inciri (bir anda) berbat etmesi” olasılığı her zaman var.

Benim asıl söylemek istediğim ise şu; siz böyle tuhaf şeyleri sadece Aylin Cesur gibi birkaç kişinin mi yaptığını sanıyorsunuz? Bakmayın siz böyle örneklere; bana kalırsa kadın olduğu için üzerine bu kadar gidildi… Kaldı ki, “namaz bitti sandığım için duaya katılmak istedim” diye son derece tutarlı bir savunma da yaptı. Ben neredeyse her şehit cenazesinde koca koca adamların böyle “yer kapma savaşları”na şahit oluyor ve vallahi billahi şahsen çok utanıyorum… İlk sırada durabilmek için bir kişinin sığabileceği yere 3 kişi dizilip ellerini kulaklarına bile zor kaldırıyorlar; ne olacak yani en önde dursanız! Külüstür araba jantından uçak direksiyonu olur mu; neyin savaşı bu!

 

***

 

Bir Kadınlar Günü daha geride kaldı. “Farkındalık” açısından elbette kutlama gerekli ama yakın çevrem ve sadık okurlarım benim şahsen böyle günlere çok sıcak bakmadığımı iyi bilirler… Kadın cinayetlerinin kapkara kanlı bir leke gibi durduğu bir yerde Kadınlar Günü kutlaması biraz “lüks” görünüyor elbette.

Belediye Başkanlarının belediye otobüslerinde, metro istasyonlarında kadınlara kırmızı karanfiller vermesi, ülkeyi yöneten siyasetçilerin ya da vekilimiz diye seçtiğimiz adamların pembe çerçeveli birkaç mesaj yayınlaması, bir-iki twit atması, bankaların burnumuzun direğini sızlatan birkaç reklam filmi yayınlatması, kadınlarımızın hayatını nasıl ve ne kadar değiştirebilir ki!

 

Bir de bizim İzmirliler var…

 

Sosyal medyadaki “Erkek adam ise, kadına her gün Kadınlar Günü” gibi sağlam esprilere tebessüm etmedim, “Aslında Kadınlar Günü 7 Mart imiş ama kadınların hazırlanması çok uzun sürdüğünden 8 Mart olmuş” gibi cıvık esprilere gülmedim ama, Kadınlar Günü’nü 10 Mart’ta kutlayacağını duyuran İzmir sivil toplum örgütlerinin haberlerine kahkahalar attım…

 

Pazar tatillerini ve “sendromlu” gün pazartesiyi kendilerine ayırıp Kadınlar Günü’nün tarihini değiştirenlerin Allah iyiliğini versin!

 

***

 

Ben diplomasi eğitimi aldım… Bu konuda görüş bildirme yeteneğim var; Putin bizim heyeti tokalaşmak için yanına çağırınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da kalkıp Rus heyeti ile tokalaşması çok güzeldi ve çok doğru bir hareketti (yerinde bir hareketti; Putin bizimkilerle tokalaşırken, bizim Başkan’ın oturduğu yerden tavanı seyretmesini kim savunabilir?) yanlış olan, Putin eliyle “gelin” hareketi yaptığında bizimkilerin aşı sırası bekleyen ortaokul öğrencileri gibi koşuşup yanyana dizilmeleriydi. İşarete rağmen, hiç kıpırdamadan yerlerinde durmaları gerekiyordu. Ne yapsın yani Erdoğan; bizim ekibe kaş-göz iletişimiyle mi hakim olsun!

Ama işte herkes, gerekli olduğu yerde gerektiği gibi davranabiliyor mu?