Günahsız günahkarlar

Yayın Tarihi 28 Ekim 2016

Hüseyin Gülerce “Böyle bir canavara destek verdiğim için Allah bizi affetsin” demiş. Zaman gazetesi eski yazarı, TV yorumcusu, Fethullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Gülerce, Meclis Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadede aynen yukarıdaki cümleyi kullanmış. Peki Bank Asya'ya para yatırdığı için işinden ekmeğinden olan birey ne yapıyor? Ne diyor? Kim günahsız, kimin günahı var, resmen at izi it izine karışmış vaziyette. Bir de ülkem başkanlık gündemiyle karşılaştı. “15 Temmuz zaten Başkanlığın kapısının açıldığı gündür” diyen ülke yöneticileri de olunca hakikaten her şeyin karıştığını düşünmüş olacaksınız.

Gel gelelim başka günahsız günahkarlara... Ülkenin çivisi çıktı diyerek merkezde siyaset yapan bireyler bile ülkenin geleceğini göremiyorlar. Bunların günahı yok mu, eh onlar da bu aralar “beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın”ın derdine düşmüşler.

Savaş ortamındayız. Terör faaliyetlerine karşı, savuma pozisyonundayız. Gün geçmiyor ki, ülkenin dört bir yanında terör olayı olmasın. Her gün, ama her gün terör olayları, ardı arkası kesilmeyen şehit haberleri Allah aşkına, kimin psikolojisi dayanır. Vicdan sahibi herkesin yüreği sızlar. Sızlamalıdır. Ama nafile!

Bu kadar ülke gündemi karman çorman iken, siyasilerin dost alışverişte görsün, sayfiyelerde görsün günahsız günahkarlar da var. Bunların da yerelde neler yaptıklarını bir düşünün. Siyaset, “dost alışverişte görsünler”, reklamla olmuyor. Organize çalışmalarla, bireysel yaklaşımlarla olmuyor olmamalıdır.

Ey ahali ülke elden gidiyor, siz nerelerdesiniz be adam dendiğinde, aa biz sosyal medyadayız. Resimlerimizi paylaştık. Sen ben bizim oğlan biraraya geldik siyasi liderlerimizi ağırladık. Onlara görüntü verdik. Yalakalık yaptık. Tamam geleceğe kendimize yer edindik. Gerisi tu kaka! Memleket mi elden gitmiş bana ne, ben çorbamı kaynatayım. Yalakalığımı yapmaya devam edeyim. Düşünmeden sorgulamadan kim üç kuruş daha fazla verirse satılmış ruhumun peşinde koşayım anlayışı ile başarısızlığı üst boyuta taşırsın. İş işten geçince satılmış ruhların taraf değiştirmesi de sıradan bir davranış olacaktır.

Siyaset uzun soluklu bir evredir. Siyasette “Liyakat” kelimesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sık sık dile getirilmektedir. Kaldı ki çok doğru bir kelimedir. Çevrenize bakınca siyasette liyakat var mı, yok mu değerlendirirsiniz. Saygın siyasetçi ile sayılmayanların farkı liyakatin ta kendisidir. Esas liyakatsa o zaman yalakalık yardakçılık neye kime? Oncu, buncu, şuncudan ziyade, ülkeci olmak partilerin başarısı ve öncelikle vatandaşın menfaatleri üst seviyede tutulmak zorunluğu ilke olarak karaktere enjekte edilmelidir. İşte o zaman siyasetçi ulaşılan bir hal alır. Ulaşılamayan siyasetçi, liyakat esasına uymayan siyasetçidir. Düşünün bakalım selfiye ve fotoğraf siyaseti mi yoksa halka dokunan, onunla yaşayan ve çare üreterek umut olan siyaset anlayışı mı? Hadi bırakın deklanşöre basmayı vatandaşın aklına kalbine gidecek yolda ayak basmaya ve yürümeye başlayın. Günahsız günahkar olmayın sizde! Yoksa ülke elden gidince geri gelmez. Her şeyi Kemal'den beklemeyin, sizler de bir şeyler yapın, sorumluluk alın ve sorumlu olun lütfen!