Gölge misali…

Yayın Tarihi 26 Şubat 2021

Bazen insanın gölgesi bile düşman insana…

Bırakıp gidiyor ışığını kaybettiğinde.

Sen yalnızlığını savurmak için

Ondan ona koşarsın,

Ağız kokusunu çekersin el alemin düşüncesinin.

Olsun, dağılıyor yalnızlığın bulutları dersin, yalnız hissetmezsin.

Birkaç arkadaş öz çekimi de eklersin düşüncelerine,

Tamamdır işte yüzüne vurmaz yalnızlığın.

Bir fotoğraf paylaşımıyla dağıtırsın,

Benliğinin acınası efkarını…

 

Şu sosyal medya ağlarındaki kişisel durum bilgilerinden bahsediyorum…

İlişkisi var, yeni başladı, üzgün, hasta vesaire…

Böyle şeyler paylaşıldığında;

Mesela “ilişkisi yeni başladı”yı görünce önce ”bana ne!” diye düşünüyor, sonra empati kurmaya çalışarak, bu bildirim sahibinin “bana artık yaklaşmayın ilişkim başladı, olur olmaz yorumlar yazmayın aman ha!” demek istediğini düşünüyorum .

Hastayım yazıyor; üstüne de hastanedeki serum şişeli fotoğrafını koymuşsa; kesin ilgi alaka istiyor,

Mutsuzum yazıyorsa, ilgi çekmek, merak uyandırmak istiyor ve bunun gibi bir sürü şey aklıma geliyor istemeden de olsa ...

Kızmayın ne olur ama yediği yemekleri koyanlara direkt görgüsüz diyorum.

Bütün bunlardan daha garibi ve anlamlandıramadığım bana çok değişik gelen bir durum var ki fotoğrafı ile paylaşılan, o da yakınlarının mezar fotoğraflarını koyanlar! İşte o an ne düşüneceğimi bilemiyorum. Empati yapamıyorum ve psikologların uzman görüşlerini merak ediyorum birden!

Ben de yapıyorum ne yalan söyleyeyim. O sosyal ağlardan; eşine dostuna sevgiline; aşkını, sevgini ilan ederken, büyük bir topluluğun önünde ona seslenmiş, ele güne karşı onu utsamış sayıyoruz.

Bana komik geliyor! Aç telefonu söyle, al karşına sarıl... Ama hayır hep bir başkalarına karşı nispet, ya da daha başkalarına karşı (!) göndermeler falan

Gizli bir dünyamız var orada, gizli platonik aşklarımız, gizli rakiplerimiz, gizli takip ettiklerimiz, hayran olduklarımız ! Dostlarımız, düşmanlarımız. Gerçek hayatta yüzünü görmediğimiz insanlardan dost veya düşman yapıveriyoruz kendimize… Like-lamak ya da kötü bir yorum yeter!

Sosyal ağlar, Matrix’in sosyal şekli gibi…

Hele şimdi ne idüğü belirsiz covid salgını da var ya, insanoğlu evlerde yalnız ama bilgisayarların başında yirmi dört saat açık mağaza vitrinlerindeki cansız mankenlere döndü.

Tıklandığınız sürece meşhursunuz…

Üstelik de edep derecesi(!) ne olursa olsun eğer fazla tıklanılıyorsanız ya da “like” lanıyorsanız asla kanıksanmazsınız! Bu işin en tehlikeli yanı, gelecek neslin hayatı başarıyı tıklanmalara bağlamış olması bence.

Gençleri hiç ayıplamayın öyleyse onların da kafası çok karışmış çünkü...

Çocukluğumuzdan beri öğretilen erdem ve edeplerimiz sosyal medyalardaki “beğenme”lerle ters düşmüyor mu sizce de!?...