Gençliğin olmadığı yerde gelecek olmaz

Yayın Tarihi 20 Ocak 2013

Mustafa Kemal’in gençliğe “Ey yeni nesil, Cumhuriyet’i biz kurduk onu yaşatacak ve koruyacak sizlersiniz.” demişti. Peki, bu emanet şu anda gerçekten yaşanıyor ve korunabiliyor mu?

Cevapları duya gibiyim hayırrrr! diye…

Peki, neden diye soranınız var mı?

Gençliğimize emanet edilen ülkemizin birlik, bütünlük ve kardeşlik mozaiğinin temeline konulmaya çalışılan dinamitleri hani alıp atacaktık. Yoksa bizi biz yönetmiyor muyuz?

Gençlik, 12 Eylül ihtilalından bu yana ideolojik düşünmeden uzak kalmış. Fikir üretmeyen sorumluluk almayan, benlik olgusu, aş, iş, ekmek mücadelesinin arasına sıkıştırılmıştır. Fikirden ve gerçek birey olmaktan uzak yaşamaya çalışan, etkisiz, düşüncesiz, idealsiz, geleceği planlamayan, toplum ve çevresi için sorumluluk üstlenmeyen, dizi filmlere, popçu ve topçuların hayatlarına özenen özenti bir gençlik çizelgesi ortaya çıkmıştır. Kurtlar Vadisi, Yalan Rüzgârı, Fatmagülün Suçu Ne, Kuzey Güney gibi dizilerle uyutulmuş, özenti bir toplum yaratılmıştır. O ses Türkiye, Kim Milyoner Olmak İster, Yetenek Sizsiniz, Survivor (Sörvayvır), gibi programlarla ünlü olma yarışına sokulan gençlik rantiyenin kurbanı olmuştur. ? Gençlerimizin emanete sahip çıkacağına eminim. Yeter ki gençlerimize fırsat verilsin ve tecrübe rehberliği yapılsın.

Çalışarak, üreterek var olmaya yarışına girmeye çalışan gençlik yerine özenti tüketen bir gençlik, bir toplum ortaya çıkarılmıştır. AKP İzmir milletvekili Ali Aşlık’ın Tarım Fuarı açılışında söylediği gibi “Öyle büyük işler başardık yaptık ki, tarımla uğraşan vatandaşlarımızın, üretim girdisi çok yüksek diye Bulgaristan ve Romanya’dan tarım ürünleri ithal etmelerini teşvik ettik. Çiftçimize bu konuda yoğun destek oluyoruz.” demesi ile nasıl bir ülke olduğumuzu gördük.

“Bana balık verme, balık tutmasını öğret” diyorlar. Ancak Sayın Avukat Milletvekili Aşlık meziyetin güzelliğinden bu denli saf sofiyane bahsetmesi ile nelerin ülkemizde yaşandığını gözler önüne bilerek bilmeyerek seriyordu. İşte üreten genç bir toplumumuzun ne hale getirildiği ortadadır.

“Gençliğin olmadığı yerde gelecek olmaz” İlkesi, gençlerin bilinçlendirilmesi ve sorumlu gençlik yetiştirilmesi ile ancak ülkenin geleceği teminat altına alınabilir. Aksi takdirde dizi filmlere odaklı yaşayan bir gençlik, menfaatine göre düşünce yapısı geliştirilen gençlik ve ikinci bahar evlilik programları ile yaşayan büyüklerimizle geleceğe emin adımlarla yürürüz.

Geleceğin teminatları gençliğin önünü her alanda açmak gerektiğini düşünüyorum. Yaşlıların tecrübeleri gençlerin dinamizmiyle buluştuğunda ortaya ciddi bir sinerji çıkacağı kesindir.

Bakın bakalım etrafınıza ön yargısız gerçekten toplumu ve çevresi için yaşayan kaç kişi vardır. Neden yoktur diye soruyu da kendinize sorun. Sorumluluk alamayan ‘bananeci’ bir toplum oluşmuş, bu toplumun tüm değerleri birilerinin elinde oyuncak haline gelmiştir. Devlet dairesine işe girmek isteyen genç bir kızımızın ”başına türban tak” hemen kapılar açılsın sana zihniyetinin enjekte edildiği, siyasi partilerin “gençlik kollarına git çalış yarın işin garanti” denilen bir zihniyetin oluştuğu ülkede yaşıyoruz.

Gençliğin fikir ve düşünceden yoksun mücadele eden ideolojik ilkeli yaklaşımının tamamen ortadan kaybolduğu ülkemizde beyin göçü yaşanmaktadır. Buna dur diyecek güç gençliğimizdedir. Gençlerimize daha çok güvenip onların ideolojik yaşam biçimlerinin hayatları için gerekli olduğuna ikna etmeliyiz. Anlatmalıyız. Ve geleceğin gençlerin elinde olduğunu görmeliyiz. Kısacası gençlik geleceğimizdir. İster kabul edin ister kaale almayın…