“Geçmiş” bayram ve siyaset 

Yayın Tarihi 19 Ağustos 2019

Geçmiş bayramınız kutlu olsun…

Geçmiş bayramınız kutlu olsun…

Sadık okuyucularım iyi bilirler; “Bayram Notları”m meşhurdur, bu onurlu gazetenin yayın yaşamına başladığı ilk günlerden beri burada huzurunuzda olan biri olarak, yazmadan geçtiğim bayram yok gibi.  

Bu defa, “Bayram Notları” ile “Siyaset Notları”mı bir araya getirdim.

Sizlere eşini benzerlerini internette asla bulamayacağınız (yani tamamen Lived by Dogan!) bayram ve siyaset notlarımı arz ediyorum.

* Bu bayramın en çarpıcı tarafı siyasetçi kardeşlerimin tutumuydu. Belediye Başkanı olmadan önce benimle bayramlaşmak için sıraya giren, “kapsama alanı” dışında olduğumda bile beni mesajlarıyla “bayramlaşma”ya zorlayan sevgili siyasetçi dostlarım(!) bu bayramda ortalıkta yoktular. Muhtemelen koltuklarını okşayıp, koltuklarının kolçaklarıyla el sıkışıyorlardı!

* Bayramın ilk günü, kuzum ile 45 dakika kadar “sohbet ettim”, bir ara ön ayaklarını göğsüme dayayıp bana sarılmak bile istedi. “Vazgeçeyim” dedim ama inançlı büyüklerim “geç kaldığı için huzursuz oluyor” diye beni ikna ettiler. O kadar dost olduk ki, anlatamam, siz genellikle köpekler için yapıyorsunuz ama ben gönlümde ona kimlik bile hazırladım; adını Hırçıne, soyadını da Keçisoy koydum (2-3 odadan geçilerek girilen ahırın her penceresinden safkan ingiliz atlarına taş çıkarırcasına süzülüp atlayarak firar etmeye kalkışan ve son odada gördüğü soba deliğine ulaşmak için sürekli dümdüz duvara tırmanmaya çalışan acayip bir kuzu olduğu için bu ad-soyadı bizzat haketti). Siyasette kendilerini “yırttıkları” halde bir türlü bir yere gelemeyen siyasetçi kardeşlerim aklıma gelmedi değil.

* Allah’ın Resulü her ne kadar birçok hadisi şerifte “merhamet” vurgusu yaptıysa da, kurbanları tekmeleyen adamlar gördüm. İçim yandı. Siyasette çok hakettiği halde, haksız saldırıya uğrayarak önleri kesilen değerleri (törenle aday gösterildikleri halde bu hakları ellerinden çalınanları vesaire) görür gibi oldum.

* Kurbanlık kuzular kesilmelerine sayılı saatler kala son yemlerini yerken, onları boynuzlarıyla yemlikten uzaklaştırıp herşeyi kendisi yemek isteyen tekeler gördüm, “işte” dedim, “güçlülerin iktidarı”(!).

* Kurbanlar kesilirken, adeta siyasette “kafası koparılanlar”ın fotoğrafı vardı. Liyakat olarak çok şeyi hak ettikleri halde, günümüz siyasetine “kurban” edilen ve yok olup giden beyefendi ve hanımefendi insanlar aklıma geldi.

* Son notum siyasette “insan kurban etme”yi çok sevenlere… İbadet hayatımıza anlam katan müthiş bir şey olsa da, inanç ve inancın vecibeleri bir bütün olarak ele alındığında, (yani diğer yaptıklarımız da çok önemli olduğu için) “sevap garantileme”nin söz konusu olmadığı gibi, siyasette sizin yaptığınızda da sonuç garanti değil. Ve hatta yaptığınız aslında “kendinizi kesmek”ten başka bir şey değil!

Daha nice bayramlarda buluşmak üzere inşallah.