Geçit yok biz varız: Adalet ve vicdan!

Yayın Tarihi 18 Mart 2014

İzmir Barosu yine örnek olacak bir söz ve eylem birlikteliği ile Türkiye’ye öncülük ediyor.¶ Ne yapıyor? Kendisinden bekleneni. Bir kişiden veya bir tüzel kişiden ne beklenir? Kendisi olması değil mi?

Baro nedir? Yargının kurucu unsurlarından avukatların kurumsal yasal örgütü. Baro kelimesi Fransızcadan geçmiş dilimize. Fransızca “demir parmaklık” demek.

Yargının kurucu unsuru olmak avukatlara aslında haklar verdiği kadar sorumluluklar ve ödevler de yüklüyor.

Ülkede hukuk adına, adalet adına yaşanan ne varsa avukatların da o kadar söz ve eylem ödevi var.

Son yıllarda yapılan kamuoyu yoklamalarında devletin en üst yetkililerinin de zaman zaman paylaştığı gibi toplumun adalete güveni sarsıldığı, azaldığı konuşulur oldu. Bir toplumda adalet duygusu yok edildiğinde depremden büyük felaket yaşanır. Öyleyse nasıl ki depreme karşı evlerimizi sağlam yapmak zorundaysak adalet için de sağlam temeller atmak zorundayız.

* * *

İzmir Barosu avukatları bir bütün olarak, yani kendi bünyesinde genel kurullardaki farklı grup tavırlarından öte birlikte adalet zinciri oluşturdular.

Adalet zinciri nereye oluşturuldu?

Adliye sarayı çevresine. Aslında şu adalet dağıtılan yerlere “saray” denmesini hala anlayabilmiş değilim. Hemen her ilde, her ilçede yeni yapılan adliye binalarına “adliye sarayı” tabelası asılıyor. Her ile yapılan stada “arena” adı verilmesi gibi. Bu saray sözünün hem şeklen, hem içerik olarak kalkması lazım.

Ama madem saray deniliyor adalet dağıtılan yere işte avukatlar cübbeleriyle bu sarayı kuşattılar dün. Bağımsız yargının güvencesi, savunmanın onurlu temsilcisi olarak el ele adalet zinciri oluşturdular.

Adalet zincirine vatandaşlar da katılabilir miydi? Belki bir dahakine vatandaşlar da avukatlarla birlikte sarayı halk adalet evine çevirmek için katılırlar bu zincire?!

Bu eylemin muhatabı kimdi? Tabii ki hükümet ve iktidar. Avukatların hukuk devletinden uzaklaşıyor diye eleştiri yönelttikleri siyasal iktidar.

* * *

Adalet ve vicdan!

İzmir Baro Başkanı Ercan Demir’in adalet zinciri eyleminde yaptığı konuşmanın başlığı ve özüydü. Ercan Demir tok sesiyle şöyle seslendi kamuoyuna:

Bugün Türkiye'de totaliter baskı rejimi, hukuk devleti; yoksulluk, yolsuzluk ve rant düzeni, kalkınma ve ekonomik gelişme; emir komuta zincirindeki yargı sistemi, hukuk ve adalet olarak sunulmaktadır.

İleri demokrasi masalları ile ülkeyi ortaçağ karanlığına götürmek isteyen siyasi iktidara sesleniyoruz: Konuşmamızı, yazışmamızı, iletişim kurmamızı, bir araya gelmemizi engellemeye ve bütün hayatımızı kontrol altında tutmaya çalışıyorsunuz. Başbakanın "ben yargıya talimat verdim, gereğini yapacaklar", "evet ben konuştum adalet bakanıyla, bu normal bir şey" diyerek kabul ettiği yürütmenin yargıya müdahalesini eleştirmemize, yargı bağımsızlığı olmayan bir ülkede hiç kimsenin hukuk güvenliğine sahip olmayacağını, yurttaşların adaleti başka yerde aramalarına yol açacağını haykırmamıza engel olmaya çalışıyorsunuz.”

“Muhalifleri, itaat etmeyenleri, farklı olanları, itiraz edenleri, bu zulümden bıkanları, başka bir dünya yaratma arzusu duyanları tehdit eden, her türlü baskı aracı ile tahakküm altına almaya çalışan, şiddet uygulayan, tutuklayan, yargılayan, ceza veren ve öldüren bir devlet düzenini; yargıya müdahaleyi, polis devleti uygulamalarını, gençlerin ve çocukların katlini bize demokrasi, hukuk ve adalet olarak göstermeye çalışmanızı, doğal karşılamayacak,/görmezden gelmeyecek, /kabul etmeyecek,/izin vermeyeceğiz!”

İzmir Baro Başkanı Ercan Demir sözlerinin sonunda yine çok önemli bir çağrı yaptı. Yargının kurucu unsuru olan tüm hukukçuları, avukatlarla birlikte hakim ve savcıları da bağımsız yargı ve hukuk devleti için mücadeleye çağırdı!

Bakarsınız bu çağrı ses verir, yankılanır ve bir bakmışsınız hakimler ve savcılar da cübbeleriyle adliyede adalet zinciri oluşturmuşlar. Demokrasi mücadelesi veren dünyada bunun örnekleri var. Dünyada ve Türkiye’de hakimler ve savcılar kendi vakıflarında, sendikalarında örgütlenebildiklerine göre görüşlerini hayata geçirmek için varlıklarını da ortaya koyabilirler.

Hukukçular İzmir’den hukuksuzluğa geçit yok, biz varız, dediler. Bakalım bu ses iktidar üzerinde kendine çeki düzen verme şeklinde mi yoksa karşı tepki şeklinde mi etki yaratacak?!