Gazi sigarası, kahve ve mebusluk hikayesi

Yayın Tarihi 17 Ekim 2013

Bir paket Gazi sigarası, dört kahve ve bir mebusluk hikayesi…¶

“Bir Hayat Hikayesi kısmında, benim siyasi hayatım hakkında bazı malumat vermişsiniz. Bu bilgilerde esaslı yanlışlıklar olduğundan, tashihine lüzum görmekteyim.

Atatürk zamanında ben Aydın’da Serbest Fırka’nın reisi idim. Fethi Bey bizzat Aydın’a gelerek Serbest Fırka’yla meşgul oldu. Aydın’daki Belediye seçimlerini kazandım. Gayet dürüst bir mücadeleye giriştim.

Halk Partisi ileri gelenleri ile tanışıyordum. Reşit Galip, Necip Ali hemşehrim ve dostlarımdı. Fethi Bey’in Serbest Fırkası ortaya çıkıncaya kadar ise, Halk Partisi’ne onların ricası ve ısrarlarına rağmen girmemiştim. O devredeki Mutemetler Saltanatı idaresini beğenmiyordum.

Fethi Bey’in Partisi malum şartlar altında feshedildi. Memlekete derin bir teessür hakim oldu. Halk partisi kendisini toplamak istedi. Vilayetlere heyetler gönderildi.

Bu muhterem zatların ibram ve ısrarı üzerine, Halk Partisi’ne girerek fikirlerimizi parti içinde müdafaa etmek muvafık olacaktı. O zamana kadar ve benimle beraber çekingen tanınan arkadaşlarla Halk Partisi’ne girdik. Bir şartla ki, teşkilatı yeniden kuracak ve Mutemetlik saltanatında üzücü bir takım hareketleri görülmüş olanları partiden uzaklaştıracaktık.

Bu arada Atatürk yurt seyahatine çıkmıştı. Aydın’a da geldiler. Ben Halk Partisi reisi idim. Bütün Serbest Fırka mevcutlarının Halk Partisi’nin kademelerine girmiş oldukları kendilerine jurnal edilmiş olduğu için, Aydın’da birçok ziyaretlerini yaptıkları halde, Halk Partisi’ne gelmeyi arzu etmediler. Nihayet, Vasıf Çınar ve arkadaşlarının ısrarları üzerine ve eminim ki, istemeyerek, sırf usul zaruretiyle yaptıkları bu ziyaretin uzamamasını, mümkünse beş dakikada bitirilmesini arzu ediyorlardı.

Nitekim teşriflerinden sonra, ikram etiğimiz sigarayı dahi almak istemediği gibi, kahve emredip etmediklerini sordum, onu da istemediler… Konuşmaya başlayınca memleket mevzularından bahis açıldı. Kendilerine Recep Peker ve Fahrettin Günaltay da refaket etmekte idiler.

Başladığımız hasbihalde, o zamanki isimleri ile Gazi Hazretlerinin son derece alakalandıkları aşikar görünüyordu. İlk defa teklif ettiğim sigarayı almayan ve kahve istemeyen Büyük Gazi’nin memleket meseleleri üstünde hasbıhal derinleştikçe, kendilerine zaman zaman takdim ettiğim bir paket Gazi sigarasını içip bitirmiş olduklarını, avdetlerinde müşahade ettim. Ve ayrıca dört kahve emir buyurduklarını da bugünkü gibi hatırımdadır. Programlarında da aksaklık oldu. Çünkü, birkaç dakikalık bir ziyaret için teşrif buyurdukları orada tam dört saat kaldılar.

Konuştuğumuz mevzular, Sanayileşme ve kooperatifçilik mevzuları idi. Zirai İstihsal ve Kredi kooperatifleri meselesiyle, sanayileşme mevzuu üzerinde konuştuklarımızın bir küçük rapor haline konularak, ertesi gün Denizli’den Aydın’a geçerken tevdiini istediler. Bu emirleri yerine getirildi…

Ben Parti Reisi idim. Parti o zaman şöyle ilan etmişti: Mebus olmak isteyenlerin behemehal Parti Merkezine müracaatları şarttı. O zaman hatırladığım ve gazetelerin yazdığına göre 6.000 küsur kişi mebusluğa talip oldu. …

Hiç teşebbüs etmediğim halde ve bir sürpriz olarak, gece yarısı namzetler arasında ismimin okunduğunu, ertesi sabah arkadaşlarım söylediler.

Vasıf Çınar ve diğer arkadaşlar, Atatürk’ün Recep Peker’e: Bugün konuştuğum genç, elbet burada bizim Parti mutemetleri ile çalışamaz. Şayan-dikkat bir gençtir, dediğini bana naklettiler.”

İşte bir paket Gazi sigarası, dört kahve ve mebusluk hikayesi böyle. Bu şayan-dikkat genç Adnan Menderes’tir.

2013 yılının Kurban Bayramı’nda tatili fırsat bilerek yeniden okumaya başladığım Şevket Süreyya Aydemir’in 3 ciltlik İkinci Adam eserinden bir alıntı idi aktardıklarım. Diğer yazımda dramatik bir sahne daha aktaracağım size. Hepinizin Kurban Bayramı’nı kutluyor ve sağlık ve barış diliyorum.